Quando
Aposto'nun teknoloji yayını , her pazartesi 14.00 ve perşembe 10.00’da, Türkiye’nin ve dünyanın en iyi teknoloji kaynaklarından derlenmiş hikâyeleri e-posta kutunuza getiriyor.
İnsanlığın tüm DNA’sı bir odada depolanmalı mı?
2000’lerin başı, insan genomuna dair yürütülen bilimsel çalışmalarda büyük bir yükseliş gördü. 2003 yılına geldiğimizde ise bu konuda, insanların ilk kez Ay’a ayak basmasına eşdeğer görülen çığır açıcı bir gelişme yaşandı: Oldukça geniş çaplı uluslararası bir çalışma olan Human Genome Project (HGP) kapsamında insan genomu, 3 milyar DNA harfinin tamamı dahil olmak üzere başarıyla tanımlanmış ve sıralanmıştı. Son yıllarda gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar ile birlikte bilim insanlarının buna iki milyondan fazla ek varyant eklemesi referans genomunun sorgulanmasına neden olsa da, tüm DNA diziliminin sıradan bir bilgisayarda depolanması için gereken alan yine de pek fazla yer kaplamıyor.
Şimdiyse Tesla ve SpaceX CEO’su Elon Musk, yaşayan tüm insanların DNA diziliminin son derece küçük bir depolama sistemine sığmasının olası olduğunu söyleyerek bu konudaki tartışmaları bir kez daha alevlendirmiş bulunuyor. Ancak bu fikrin dünyanın en zengin kişisinden çıkması ve konunun tüm insanlığın DNA dizilimi olduğu gerçeği, akıllara pek çok farklı ürkütücü bilim kurgu senaryosunu da beraberinde getiriyor.
Peki, tüm insanlığın DNA dizilimini tek bir odada depolamak gerçekten de mümkün mü? Dahası, böyle bir şey mümkün olsa bile mümkün olmalı mı?
HGP’nin ortaya çıkışı ve yarattığı etkiler
İnsan genomu olarak da bilinen insan organizmasının kromozomlarının neredeyse tüm genetik içeriğinin dizilerini başarıyla tanımlayan, depolayan ve kamuya açık hale getiren HGP, 1990 yılından 2003 yılına kadar faaliyetlerini sürdürmüş olan uluslararası bir bilimsel çalışma işbirliğidir. Araştırmacılara üç milyar baz çifti, yani insan genomik DNA’sını oluşturan adenin, timin, guanin ve sitozin dizileri hakkında temel bilgiler sağlayan bu proje ile genomik dizilerin yorumlanması, analiz edilmesi ve insan DNA’sında kodlanmış olan tüm genleri tanımlanması için gerekli olan teknolojilerin geliştirilmesi ve bunun sonucunda doğabilecek olan etik, yasal ve sosyal sorunların ele alınması amaçlanıyordu.
On yılı aşkın bir süre boyunca HGP kapsamında yapılan çalışmalar, pek çok alanda adeta devrim yarattı. İnsan genomu veri tabanının halka açık bir şekilde sunulması sayesinde birçok hastalıkla ilişkili çeşitli genler tanımlandı ve hem nadir görülen hem de sık rastlanan hastalıkların gelişimini ve sonucunu değiştiren ek genetik etkiler belirlendi. Bunun bir sonucu olarak ise ‘kişiselleştirilmiş tıp’ anlayışı ortaya çıktı. Başka bir deyişle; bir hastanın tüm genom dizisi, o kişinin iyileşmesi için en uygun sağlık hizmetinin ne olduğunu anlamayı inanılmaz bir şekilde kolaylaştırmıştı.
Öte yandan, HGP’nin hukuk ve sosyal bilimler üzerindeki etkisi de en az tıp alanında açtığı yenilikler kadar büyüktü. Mesela, Combined DNA Index System(CODIS) isimli bir sistem ile analiz edilen insan genomik dizi verisi; tükürük, kıl, kurumuş kan ve meni gibi biyolojik madde örneklerinden bireylerin tanımlanmasına olanak sağlayarak adli tıp bilimini kökten değiştirdi. Hatta, daha önce hüküm giymiş bir suçlunun hapis cezası almasına rağmen daha sonra tekrar suç işleme eğiliminin yüksek olması sonucunda bazı hükümetler, gelecekteki işlenebilecek suçların faillerinin tanımlanmasını kolaylaştırmak adına, hüküm giymiş tüm suçlulardan DNA örnekleri toplama politikası uygulamaya ve DNA bankaları oluşturmaya başladı. Siyasi bağlamda son derece tartışmalı bir adım olan bu politika sayesinde aynı zamanda işlemedikleri suçlar için haksız yere mahkum edilen kişiler, DNA kanıtı ile yıllar sonra aklanarak özgürlüklerine kavuştu. Bununla birlikte HGW, modern insan Homo sapiens’in vatanının Afrika toprakları olduğu gibi pek çok şeyi de ortaya çıkararak antropolojiye ciddi katkılarda bulundu.
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto'da öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada!
04 Haz 2022

İLGİLİ OKUMALAR


