Substack'in İfade Özgürlüğü Anlayışı
Silikon Vadisi’nden çıkan yeni nesil medya platformlarının geleneksel medyayı sansür ve baskıyla suçlamayı ve bunu reklam malzemesine dönüştürmeyi bir gelenek haline getirdiği hepimizin malumu. Ancak bu platformların özgürlük algısının ne kadar tanıdık olduğunu da genellikle kısa sürede görüyoruz.
Substack kendisini "sınırsız ifade özgürlüğü" ile pazarlamak konusunda hiçbir fırsatı kaçırmayan bir platform. Ama bu özgürlükten faydalanmak için Substack ile aranızı iyi tutmanız gerekiyor. Diyelim ki gayet makul bir şekilde sözleşmeniz bittikten sonra bülteninizi başka bir platforma taşıdınız ve her zamanki gibi üretmeye devam ettiniz. Normalde Substack gibi özgürlükçü(!) bir platformun bundan sonra sizi rahat bırakmasını beklersiniz değil mi?
Spencer Ackerman da böyle olacağını düşündü ve sadece yeni platformdaki ilk sayısında neden ayrıldığını anlattı. Fakat Substack bu normal durumu öyle kişiselleştirdi ki o bültenin editörlüğünü yapan Sam Thielman'ın Substack üzerinden serbest editör olarak çalıştığı tüm yazarlarla ilişkisini kesti ve platformda yaptığı tüm işleri tek taraflı sonlandırdı. Her zaman olduğu gibi konu internete taşınınca hızlı bir şekilde özür dilendi ama benzer olayları tekrar göreceğimizden şüphem yok.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu haftanın anahtar kelimeleri: New Yorker, Subway Surfers, CrowdTangle, Substack.
21 Ağu 2022

İLGİLİ OKUMALAR


