Pareto,
İş dünyasından haberleri ve analizleri takip ettiğimiz son sayısında petrol endüstrisinin geleceğini ve elektrikli araçların "gerçek" yüzünü tartışıyor.
Elektrikli araçlar: Madalyonun diğer yüzü ne söylüyor?
Geçtiğimiz yıl The Guardian'da yayımlanan bir yazı, fosit yakıtla çalışan araçlardan elektrikli araçlara geçiş dönemini at arabalarından bildiğimiz haliyle otomobillere geçiş dönemine benzetiyordu. Yazıda 1890'larda Batı'daki büyük şehirlerin artan bir sorunla karşı karşıya kaldığına değiniliyor ve şöyle deniyordu: "Atlı arabalar binlerce yıldır kullanılıyordu ve onlarsız bir hayatı hayal etmek zordu." Ancak 19. yüzyılda bu tür araçların sayısı arttıkça özellikle yoğun nüfuslu şehirlerde at kullanmanın sakıncaları daha da belirginleşiyordu. Sokaklarda biriken at gübresi ve buna bağlı pis kokuları görmezden gelmek imkansızdı. Ayrıca atlar hastalandıklarında veya öldüklerinde yaydıkları virüslerle insan sağlığı açısından da risk oluşturuyordu. Şehirler arasında daha hızlı ve daha verimli ulaşım, daha fazla sayıda insan ve malın hızlı bir şekilde taşınması atlı arabalara yönelik talebi artırmıştı.
Paradoksal olarak atlar hem vazgeçilemez hem sürdürülemez hale gelmişti. Tıpkı şu an fosil yakıtla çalışan otomobiller gibi… O dönem bir dizi çevresel sorunu ortadan kaldıran otomobiller günümüzde bizi onlarca çevresel sorunla baş başa bıraktı. Benzin ve dizel araçlar için kullanılan fosil yakıtlar başta karbondioksit olmak üzere iklim değişikliğine neden olan sera gazlarını yayarak küresel ısınmayı tetikliyor. Otomobil çağının başlangıcında bunların hiçbiri öngörülemezdi. Fakat bugün, yenilenebilir enerji kullanılarak şarj edilen elektrikli araçlar, bu sorunları gidermenin en mantıklı yolu olarak görülüyor. Peki elektrikli araçlar (EV) gerçekten düşünüldüğü kadar masum mu? Yoksa onlar da geleceğin at arabaları veya fosil yakıtla çalışan otomobilleri mi?
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto'da öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada!
25 Eyl 2022

İLGİLİ OKUMALAR


