Aşk ve öbür cinler, Gabriel Garcia Marquez
Aklın ve inancın sınırlarını zorlayabilecek kadar güçlü olabilme yetisine sahip bir duygudur tutku. Bazen insanı o kadar çok içine çeker ki sadece tutkuyu rehber alır insan.

Büyülü anlatımıyla dünya edebiyatında yer edinmiş olan Marquez; “Aşk ve Öbür Cinler”de cahillik ve batıl inançların ölüme sürüklediği masum bir kız çocuğunun ve onu kurtarmaya çalışan bir rahibin hikâyesini benzersiz bir kurguyla anlatıyor. Rahibin tamamıyla tutkuyu rehber edinerek hareket etmesi ve en sonunda ikisinin de karşılaştığı sonuçlar oldukça sürükleyici bir şekilde anlatılıyor.
Detaylı ve sürükleyici anlatımıyla Marquez; olayları film izler gibi takip etme imkânı sunuyor okuyucusuna. Hem kurgu hem de o dönemin gerçeğine yakın bir olayın kurgulandığı eser; sıradan roman anlatımlarının oldukça dışında. Büyülü bir gerçekçilik ustalıkla işlenmiş âdeta.
Gerçeküstü bir tutkuyu kurgularken aynı zamanda dönemin sosyal yapısını ustalıkla eleştiriyor Marquez. Kitabı okurken yaşadığımız dünyadan kopuyor ve kendimizi kitabın içinde buluyoruz. Sürükleyici anlatımıyla okuyucusunu kuşatan bu eser; etkisini uzunca bir süre sürdürüyor.
İpek Akıncı
İLGİLİ BAŞLIKLAR



