Girişte de bahsettiğim gibi bu hafta duyguları yaşamaya odaklanıyoruz. Bunun da tek bir yolu olmadığını vurguluyoruz.Bensu, kendimize acıyı ve üzüntüyü yaşama iznini vermenin önemine değiniyor. Irmak, normal anlayışımızı sorguluyor. Normal demek iyi olmak demek mi? Yoo. Acı var. Üzüntü var. Mutluluk da var.Eymen, Kathe Kollwitz’in sanatla sağaltım tekniklerinden bahsediyor, sonra da hepimize içimizdeki duyguları kağıda dökmek için bir rehber sunuyor.Bu yazıların hepsini, tabii ki, çözüm değil süreç olarak görüyoruz. 20’liğin ilk senesinde ‘Bir durup kendimi açıklayayım’ cümlesini çok kurardım. Bugün, 20’liğin ikinci senesinde de bu cümleyi kullanarak, bu sayıya başlamadan kendimi ve bu sayıyı açıklamak istiyorum.Bu dönemde sosyal medyanın hem iyi hem kötü taraflarını gördük. Birleştiriciliğinin ve dayanışmanın örnekleri sayamayacağım kadar çok oldu, evet, ama şans, kader, ayrıcalık kelimelerinin de aklımdan çıkmadığı bir dönem oldu. ‘Normal’ sosyal medya paylaşım düzenine çabucak giren insanlar ve hâlâ depremzedeler için yardım toplayan insanların paylaşımları birbirine karıştı. Doğru veya yanlış yorumu yapmayacağım — ki sanırım cümlelerimden birazcık durduğum taraf belli oluyor — ama her zamanki gibi dengenin, saygının ve empatinin önemini vurgulamak istiyorum.Bu nedenle 20’likte 6 Şubat öncesi belirlediğimiz takvime geri dönmedik. Elbet döneceğiz ama ilk önce önemli olduğunu düşündüğümüz bazı konuların üstünde durmaya karar verdik. O dengeyi ayarlayabilmeyi umuyoruz, umuyorum. Bu hafta sanata, duyguları yaşamaya ve normalliğe değindiğimizde de olanları hafife almaya, görmezden gelmeye ya da çözümün bir renkli kalem ve kağıttaki şekillerle olacağını söylemeye çalışmıyoruz. Tam tersine, iyileşme ve yardım sürecinde büyük ve küçük, kişisel ve toplu dayanışmaya, hepsine yer olduğundan bahsediyoruz. Duyguları yaşamaya izin vermek de bunlardan biri. İyi okumalar.⚠️ Not
Girişte de bahsettiğim gibi bu hafta duyguları yaşamaya odaklanıyoruz. Bunun da tek bir yolu olmadığını vurguluyoruz.
- Bensu, kendimize acıyı ve üzüntüyü yaşama iznini vermenin önemine değiniyor.
- Irmak, normal anlayışımızı sorguluyor. Normal demek iyi olmak demek mi? Yoo. Acı var. Üzüntü var. Mutluluk da var.
- Eymen, Kathe Kollwitz’in sanatla sağaltım tekniklerinden bahsediyor, sonra da hepimize içimizdeki duyguları kağıda dökmek için bir rehber sunuyor.
Bu yazıların hepsini, tabii ki, çözüm değil süreç olarak görüyoruz. 20’liğin ilk senesinde ‘Bir durup kendimi açıklayayım’ cümlesini çok kurardım. Bugün, 20’liğin ikinci senesinde de bu cümleyi kullanarak, bu sayıya başlamadan kendimi ve bu sayıyı açıklamak istiyorum.
Bu dönemde sosyal medyanın hem iyi hem kötü taraflarını gördük. Birleştiriciliğinin ve dayanışmanın örnekleri sayamayacağım kadar çok oldu, evet, ama şans, kader, ayrıcalık kelimelerinin de aklımdan çıkmadığı bir dönem oldu. ‘Normal’ sosyal medya paylaşım düzenine çabucak giren insanlar ve hâlâ depremzedeler için yardım toplayan insanların paylaşımları birbirine karıştı. Doğru veya yanlış yorumu yapmayacağım — ki sanırım cümlelerimden birazcık durduğum taraf belli oluyor — ama her zamanki gibi dengenin, saygının ve empatinin önemini vurgulamak istiyorum.
Bu nedenle 20’likte 6 Şubat öncesi belirlediğimiz takvime geri dönmedik. Elbet döneceğiz ama ilk önce önemli olduğunu düşündüğümüz bazı konuların üstünde durmaya karar verdik. O dengeyi ayarlayabilmeyi umuyoruz, umuyorum. Bu hafta sanata, duyguları yaşamaya ve normalliğe değindiğimizde de olanları hafife almaya, görmezden gelmeye ya da çözümün bir renkli kalem ve kağıttaki şekillerle olacağını söylemeye çalışmıyoruz. Tam tersine, iyileşme ve yardım sürecinde büyük ve küçük, kişisel ve toplu dayanışmaya, hepsine yer olduğundan bahsediyoruz. Duyguları yaşamaya izin vermek de bunlardan biri.
İyi okumalar.
⚠️ Not: Bu hafta dolu dolu bir bültenimiz var. Bu cümleleri e-posta üzerinden okuyorsanız, sağ üst köşede tarayıcıdan oku linkine tıklamanızı şiddetle öneriyorum.
İLGİLİ BAŞLIKLAR



