Pınar Yegin

Renkli dünyasına ve desenlerine hayran olduğum isimlerden biri Pınar Yegin. Kapısının önünde bir sepet erik ve papatyalarla karşılıyor beni ve bu sevimli dükkan-atölyeyi gezmeye başlıyoruz. Seramik objeler, çizimler, yeğeni için yaptığı kuklalar ve hayran kaldığım, kadın başlı heykelleri ile yaratma enerjisini adım attığınız an hissedebiliyorsunuz!
Seramik çamuruna ilk kez 2006 yılında dokunan Pınar Yegin, o gün bugündür de ayrılamıyor. Son dört senedir ise ilk görüşte aşık olduğu bu avluda, can dostu Tülin’le yan yana seramik yapmaya devam ediyor. Vakti zamanında Füreya’nın seramik fırının durduğu yerde tekrar bir fırını çalıştırabilmek ve iki kadın seramik sanatçısı olarak burada yaratmaya devam etmek, harika bir duygu olsa gerek.
Bir yandan da kardeşi Deniz Yegin İkiışık’la beraber 2013’te kurdukları desen ve illüstrasyon odaklı Rumisu markasının ortak-tasarımcısı olarak çalışmaya devam ediyor. Böylelikle bir yandan seramik diğer yandan illüstrasyon çalışmaları birbirlerini besleyerek ilerliyor. Birinin 3 boyutlu, diğerinin 2 boyutlu alanlar olması, Pınar Yegin'i farklı şekillerde düşünmeye zorluyor ve etrafına farklı gözlerle bakabiliyor.

Arif Paşa’daki atölyemde beni heyecanlandıran formları, figürleri ve hikayeleri, kendi dilimle yorumlayıp 3 boyuta aktarabiliyorum. Son zamanlarda bana hep çok etkileyici gelen Ortadoğu, Asya ve Yunan mitolojik figürlerini çalışıyorum. Ağırlıklı heykel yapıyorum. Şu sıralar ise yakın zamanda yaptığım bir Portekiz seyahatinde yakından inceleme fırsatını yakaladığım çini ve fayanslardan etkilenerek başladığım 3 boyutlu bir fayans serisi üzerinde çalışıyorum.
Avludaki 4 atölyede, hayallerini hayata geçirmekte olan, kendilerini gerçekleştirme fırsatını yakalayabilmiş 4 kadın tasarımcı/sanatçı olarak çok güzel bir ahenk yakaladık. Bunun büyük bir şans ve ayrıcalık olduğunu düşünüyorum. Bu minicik atölyelerde, gerektiğinde avluya da taşarak huzur ve hoşsohbet içerisinde çalışıyoruz, yaratıyoruz, birbirimizi destekliyoruz. Virginia Woolf’un dediği gibi, bir kadının yaratabilmek için kendine ait bir odası olmasının gerekli, hatta şart olduğuna ben de inanıyorum. Avludaki atölye benim için o ‘oda’, hatta fazlası, çünkü kapısı benim ruhuma iyi gelen sanatçılarla paylaştığım bir avluya açılıyor.
Pınar Yegin
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İstanbul'un kültür-sanat hafızasını her daim besleyen yapılardan biri: Arif Paşa Apartmanı'nda kısa bir tur!
22 Tem 2023

İLGİLİ OKUMALAR


