Stuttgart’ta bir mühendisin çizgili hatıraları

Cumhuriyetin Aydınlanma Öncüleri yazı dizisinin bu haftaki konuğu Nüvit Arıcan, Sümerbank bursuyla gittiği Stuttgart’taki eğitiminin ardından Sümerbank, Altınyıldız ve Bozkurt gibi tekstil kurumlarının üst kademelerinde yer almış; ülkenin ilk sentetik iplik fabrikası SİFAŞ’ın genel müdürlüğünü yapmıştı. Galatasaray Lisesi'ndeki öğrencilik yıllarından emekliliğine kadar hiç bırakmadığı karikatür hobisini, Almanya'daki öğrencilik yıllarında da sürdürmüş, buradaki hayatını kağıda yansıttığı müthiş çizgilerle ölümsüzleştirmişti. Galatasaray Lisesi'ndeki lakabı "Karga" olan Arıcan, karikatürlerini de bir karga figürüyle imzalamış, ayrıca bunları Karganın Seyir Defteri isimli bir kitapta toplamıştı.
Emir Öngüner, kızı Aylin McCarthy’den dinledi.
Babanızın yurt dışına gönderilme serüvenini anlatabilir misiniz?
Uzun savaşlardan sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun elinde kalan topraklarında inanılmaz bir fakirlik ve yokluk hüküm sürüyormuş. Erkekler cephelerde savaştıklarından veya şehit olduklarından Anadolu’nun birçok yerinde tarım çökmüş, bakımsızlıktan meyve ağaçları bile kalmamış. Zaten az olan okumuş genç nüfus savaşlarda heba olmuş; geri kalanlar eğitilememiş. Olan sanayi ve ticaret durmuş. Cumhuriyet Türkiyesi tarumar olmuş topraklarda sıfırdan başlamak zorunda kalmış.
Atatürk, modern Türkiye’nin kuruluşunda gerekecek eğitim, sanayi ve tarım hamlesini başlatabilmek için her konuda eğitilmiş insan kaynağı yaratmanın yolunu parlak gençleri yurt dışına eğitime göndermekte bulmuş.
Babam bu serüveni notlarında şöyle aktarmış:
''1936 yılında Galatasaray’dan lise ve olgunluk diplomalarımızı aldık. Dış memleketlerde yükseköğrenim için o yılın lise mezunları arasında açılan seçme imtihanlarının ilki, Sümerbank’ın makine, elektrik ve kimya mühendisliği için olanıydı. Meccani, yani parasız öğrenim için 15 kişi alınacaktı. 1936 yılı Galatasaray fen şubesi mezunlarından dış memleket tahsili yapmak isteyenler dışında sınıfın neredeyse tamamı bu imtihana katıldı. İstanbul, Ankara ve İzmir liselerinden pek çok iştirak oldu. İmtihan İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt’taki Zeynep Hanım Konağı binasında yer alan üniversitenin amfi salonunda yapıldı. Bizim sınıftan 62 Mustafa Subaşı ve ben 184 Nüvit, imtihanı kazandık. Bundan sonra Etibank, Maden Tetkik Arama, Denizcilik Bankası, Şeker Fabrikaları gibi devlet kuruluşları da dış memlekette okuyacak talebelere imtihan açtı. Mustafa, İngiltere’de metalürji mühendisliğine ayrıldı. Beni de Almanya’da makine mühendisliği için uygun buldular.
Almanya yolcuları olarak 19 Ekim 1936 tarihinde Sirkeci garında toplandık. Ailelerimiz, arkadaşlarımız, Avrupa’ya giden bu ilk talebe kafilesini geçirmeye geldiler...'Re-re-re, ra-ra-ra, Gassaray Gassaray Cimbombom, re-re-re, si- si-si, Gassaray Gassaray Lisesi' sesleri arasında tren kalktı. O sırada pek fark etmedim; bana sonra anlattılar, fen şubesinin tamamı, edebiyat kısmındaki arkadaşlarımın da pek çoğu beni uğurlamaya gelmiş.''
Almanya’daki hayatı genel olarak nasıl geçmiş?
Babam Almanya’daki eğitimine Berlin’e vardığında Humboldt Üniversitesi’nde lisan kurslarına devam edip dilbilgisi yeterlilik belgesini alarak başlamış. Bu kolay olmuş, çünkü Galatasaray Lisesi’nde zaten ikinci yabancı dil olarak Almanca dersleri almış. Buna rağmen, Sümerbank’ın Almanya’daki Türk öğrencileri izlemek, denetlemek için yolladığı müfettiş İbrahim Akçura Bey onu Hitler gençlik okulu denebilecek NAPOLA okullarından birine gitmesini şart koşmuş. Halbuki babam bunun devletin parasının israfı olacağını düşünüp bir an evvel asıl eğitimine başlamak istiyormuş. İtirazlarına rağmen, diğer arkadaşlarıyla birlikte, ortaokul seviyesinde ama askerî disiplinle idare edilen bu yerde 6 ay geçirmek zorunda kalmış. Okulun spor hocası Avrupa sırık atlama şampiyonu bir atletmiş; onunla bol bol antrenman yapma fırsatını elde etmiş.
Mühendislik okumak için üniversiteye başlamadan evvel staj yapmak gerekiyormuş. Babam staj devresini Reinickendorf’taki staj okulunda, Tegel’deki Giesserei-Jachmann ve AEG Türbin fabrikasında marangozluk, torna, freze, matkap, döküm işlerinde çalışarak geçirmiş.
Bu hazırlıklardan sonra Stuttgart’ta Technische Hochshule’de Makina Yüksek mühendisliği eğitimi başlamış. Stuttgart’a başka Türk öğrenciler de gelmiş. Hatıratında şöyle yazmış:
''Bizden önce Stuttgart’ta tahsil görmüş olan Türklerin burada bıraktığı çok iyi intibayı miras almış olduk... Bizler de aynı sevgi ve takdirin devamı için çok dikkatli, takdire layık bir yolda olmaya gayret ettik. Sadece okumak değildi vazifemiz. Biz fakir bir memleketin imkanlarını kısarak, dışarıya okumaya gönderdiği çocuklarıyız ve memleketimizi temsil ediyoruz.''
Babam Almanya’da bütün öğrenimi süresinde hep saygı gördüğünü, daha öğrenci olmasına rağmen kendisine "Herr Doktor" olarak hitap edildiğini söylerdi. Okul yılları önceleri dolu ve keyifli geçmiş. Eğlenceli, dansı, müziği, gezmesi bol bir sosyal yaşamı olmuş. Derslerinin yanında bol bol kayak yapma ve tenis oynama fırsatını bulmuş. Zaten yerel bir basketbol takımınında oyuncuymuş. Eğlenceli bir sosyal hayatı varmış.
Okul tatillerinde İstanbul’a ailesini görmeye gidebiliyormuş. Fakat rahat yıllar çabuk geçmiş ve savaşın ilerleyen yıllarında, Türk öğrenciler de savaşın etkilerini yaşamaya başlamışlar. Gıda kıtlığı, gece-gündüz bombardımanlar, bombardımanda yıkılan bir evden başka bir eve taşınmalar, hayatı zor ve tehlikeli yapmış. Bu sıralarda üniversitelerde de sadece yabancı öğrenciler ve cephede yaralanıp dönen tek tük Alman öğrenciler kalmış; geri kalan öğrencilerin hepsi cephedelermiş. Tabii arkadaşlarının arasında ölenler olmuş.
Aldığı mühendislik eğitimi hakkında sizlere neler anlatmıştı?
Stuttgart’tan yüksek mühendis diplomasını almadan önce bir yıl süreyle fabrika deneyimi gerekiyormuş. Babam uçak yapımında kullanılan küçük ve hassas parçalar imal eden bir fabrikada ve sonra da tesadüfen TCDD'ye de lokomotif yapan başka bir fabrikada mecburi pratik çalışmasını yerine getirmiş. 1942 yılında Makina Yüksek Mühendis diplomasını alıp Türkiye’ye dönmüş.

Nüvit Arıcan’ın kaleminden Almanya’da okuyan Türk arkadaşlarının karikatürleri, soldan sağa: Dündar Arf (ünlü matematikçi Cahit Arf’ın kardeşi), Nazif Orbay (eski Başbakan ve nafia vekillerinden Rauf Orbay’ın yeğeni), Haşim Şensoy (ilk Türk elektrik mühendisi) (Arıcan Ailesi Hususi Arşivi)
Tam memleketime, aileme kavuştum, çalışmaya başlayacağım derken Sümerbank bu kez de onun Almanya’ya geri dönüp tekstil üzerine ihtisas yapmasını istemiş. Aile büyükleri artık iyice Almanya’nın aleyhine dönmüş olan bir dünya savaşı ortamına geri dönmesini istememişler. Ancak annesi kararı oğluna bırakmış ve babam onu Almanya’ya götürecek olan trene binmiş. Trende yolcu olarak ondan başka kimse göremeyince paniğe kapılmış ama Stuttgart’a sağ salim varmak korku ve pişmanlığını gidermiş. Böylece ailesi için endişeli, babam için bombardıman altında, yarı aç, sıkıntılı bir dönem başlamış. Her şeye rağmen Sümerbank’ın istediği gibi Stuttgart yakınlarındaki Reutlingen Tekstil Enstitüsü'nde ihtisas ve doktora çalışmalarına devam etmiş. Fakat savaşın son safhalarında bu çalışmaları devam ettirme imkanı artık kalmamış. Zaten Türkiye de 1939’dan sonra ikinci kez vatandaşlarını yurda geri çağırmış. Babam tekstil doktorasının tamamlayamadan yedi ay süren zorlu bir yolculuk sonunda memleketine kavuşabilmiş.
Türkiye’ye döndüğünde mecburi hizmet gereği ne gibi görevler üstlendi?
Babam Türkiye’ye döner dönmez Sümerbank’ın Bakırköy Bez Fabrikası’nda makine şefi olarak mecburi hizmetine başlamış. 1946-1947 yıllarında vatani görevini İstanbul Deniz Kuvvetleri’nde yapmış. Taşkızak Tersanesi’nde Amerika’nın hibe ettiği savaş gemilerinin tamiri, seyir tecrübesi işlerinde, Haliç Tersanesi’ndeki denizaltılarda, İstinye Tersanesi’nde ve Flotilla Komutanlığı'nda çalışmış.
Askerlikten sonra tekrar Sümerbank’ın Bakırköy Bez Fabrikası’na dönmüş ve burada yeni bir imalat sisteminin uygulanmasında ve Amerika’dan getirilen iplik makinaları ve dokuma tezgahlarının adaptasyonunda çalışmış. 1948 yılında Sümerbank onu Kayseri-Bünyan-Adana Pamuklu Mensucat Fabrikaları Müessesesi Teknik Müdür Muavini olarak Kayseri’ye tayin etmiş. Nazilli’deki basma fabrikası gibi bu fabrikayı da Ruslar tarafından kurulmuş ve zamanın en iyi teknolojisiyle teçhiz edilmiş. Babam burada işletmenin verimliliği, kalitesi ve kârının artırılması üstünde çalışmış ve ilerlemiş.
Evlendikten sonra İstanbul‘da Sümerbank Alım Satım Müessesi’nde dış alımlar müdürü olarak çalışmaya devam etmiş. Sonra Bakırköy Bez Fabrikası’na Amerika’dan modern iplik ve dokuma makineleri gelince tekrar orada teknik müdür muavini olmuş.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP'nin Tüzük Kurultayı'nda "CHP değişirse Türkiye değişir" dedi. Cumhuriyetin Aydınlanma Öncüleri ekibi, tekstil mühendisi ve karikatürist Nüvit Arıcan'ı kızından dinledi.
07 Eyl 2024

İLGİLİ OKUMALAR


