Lunch with the FT 30 Yaşında
İyi bir söyleşi yapmak bana kalırsa gazetecilikte hakkı en az verilen türlerden birisi. Gazetecilerin yeterince hazırlanmadığı, özensiz sorularla gerçekleştirilen ve okuması keyifli bir şekilde sunulmayan söyleşiler bana kalırsa bu formata büyük bir haksızlık.
Bunun yerine söyleşilerinize özen gösterirseniz, bir de bunu özel bir formatla bir araya getirirseniz o söyleşileri bir markaya dönüştürmeniz mümkün. Financial Times’ın bu hafta otuzuncu yaşını kutladığı Lunch with the FT serisi bunun en iyi örneklerinden birisi. Gazetecilerin söyleşi yapacağı kişiyle birlikte öğle yemeğine çıktığı ve bu öğle yemeği sırasında gerçekleşen söyleşiler gazetenin en bilinen serilerinden birisi oldu.
Siyasetçilerden yazarlara, CEO’lardan sanatçılara kadar birçok farklı ama önemli ismin konuk olduğu bu söyleşileri özel kılan yanı söyleşi konusunda yetenekli gazetecilerin bu isimlerle öğle yemeği gibi daha rahat olabilecekleri bir ortamda ağırlaması. Böyle bir atmosfer söyleşi yaptıkları kişiyle daha farklı bir iletişim kurmalarına imkan veriyor ve bunu değerlendirebilen gazeteciler okuması çok daha keyifli bir iş çıkarabiliyorlar. Elbette her söyleşiyle birlikte adisyonun paylaşılıyor olması da güzel bir detay.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu haftanın anahtar kelimeleri: GPT-o1, Lunch with the FT, Jewish Chronicle, The Observer.
22 Eyl 2024

İLGİLİ OKUMALAR


