Sahnede bir spekülatif eser

Mek’an sahnenin yeni oyunu 9/8’lik Kıyamet’i oyunun yazarı Şamil Yılmaz ve tek başına sahnede yıldızlaşan Oğulcan Arman Uslu’yla konuştuk.

Söyleşi: Emrah Akbaş

Üç ay önce seyirciyle buluşan 9/8’lik Kıyamet oyununun başarısı kulaktan kulağa yayıldı. Ben de bir fırsat yarattım, kendimi oyunda buldum. Kısa süre sonra da bu söyleşiyi planladık. Mek’an sahnenin yeni oyununu, oyunun yazarı Şamil Yılmaz ve tek başına sahnede yıldızlaşan Oğulcan Arman Uslu’yla konuştuk.

Karşımızda iklim krizinden salgınlara, mülteci sorunundan azınlıklara uzanan, toplumun neredeyse kanayan yaralarına tek tek parmak bastığınız bir metin var. Apokaliptik metni kurarken nasıl bir yol izlediniz? Biraz metnin yazım sürecinden bahseder misiniz?

Şamil Yılmaz: Hem benim hem de ekibin düşünme biçiminde bazı meseleler birbirinden ayrı değil. Kadın ve LGBTQ+ düşmanlığı, azınlık haklarıyla hayvan hakları, göçmen nefreti, hepimizi kuşatan sömürü düzeni, hep iç içe geçmiş durumda. “Kesişimsellik” teorik bir şımarıklık değil, yaşadığımız dünyayı anlamak için elimizdeki en kullanışlı araçlardan biri. “Bunu da anlatayım, şuna da değineyim,” demedim yazarken. Bu hikaye, benim için tam da bu biçimde anlatılabilirdi zaten. Buradaki teknik zorluk, seyirciyi de bu meselelerin tam da böyle iç içe geçmiş olduğuna ikna etmekti. Buna politik olarak ikna olabilirsiniz. Ama bir oyun formu içinde yine de direnç gösterebilirsiniz. Politik olanla didaktik olanı, haklı olarak, yan yana düşünmeye yatkınız çünkü. Benim için zor olan bir kıyamet evreni kurmak değildi yani. Bu hayal gücünüz ve okumalarınızla ilgili bir şey, işin en kolay kısmı aslında.

Zor olan, seyirciyi bu kadar yoğun ve sert bir politik atmosferle kuşatırken, sığınıp soluklanacağı, kendini kısmen güvende hissedeceği alanlar açmaktı. Bu alanlara, yazdığım dünyanın içinde boğulmamak için, benim de ihtiyacım vardı. Bunun için bir dolu teknik araç kullandım; metnin kendine özgü ritmi, zamanla oynama biçimi, sinematografik imajlarla oluşturduğu evren, farklı dil düzeylerinde gezinmesi, kıyametin fiziksel tarafını çok da ciddiye almayan mizahı, şarkılarla kurduğu ilişki… Ama yazma sürecinin asıl güçlüğü, hikayenin anlatıcısı olan Diyar’ın ses tonunu bulmak oldu. Tatlı ama tekinsiz, neşeli ama karanlık, sempatik ama kuşku uyandırıcı bir ses… Bizi neşeli bir hikaye vaadiyle peşine takacak, ama hemen sonrasında karanlık bir yola sapıp vaadine ihanet ettiğinde bile peşini bırakmayacağımız bir ses…

Bir de Leyla ve Kopil var tabii. Aslında sadece Leyla ve Kopil var. Bu iki kişi, oyunun ruhunu taşıyorlar; hem siyasetin tam merkezinde, hem de onun üstündeler. Oyunun politik sözü taşıma biçimi, bu iki kişiden daha büyük değil. Oyun onlar için yazıldı ve en çok onlar sayesinde ayakta duruyor.

Henüz izlemeyenler için 9/8’lik Kıyamet ne anlatıyor?

ŞY: Oyun yakın gelecekte geçiyor. Daha çok bilimkurgunun bir alt dalı olarak görülen “spekülatif kurgu”nun içine dahil edebileceğiniz bir hikayesi var. Bildiğimiz dünya, iklim krizi yüzünden biraz çözülmüş. Her toplum kendi canavarlarını yaratıp bir “temizlik” sürecinden geçmiş. Sağ kalanlar ülke sınırlarında gezinmeye başlamış. Anlatıcımız Diyar, bu yeni toplumun hikaye anlatıcılarından. Hem bu sürecin İstanbul’da nasıl yaşandığını, hem de sonu ihanetle biten bir aşk hikayesi anlatıyor.

SÖYLEŞİNİN DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

🌳 Nuri Bilge Ceylan 'Yolda', Küçük Balkon

Nuri Bilge Ceylan, bu sefer fotoğraf makinesini yönelttiği, deneysellikte çığır aşan işleriyle "Yolda" sergisinde. Can Kılcıoğlu'nun "Küçük Balkon"unu ise Bahar Çuhadar'dan okuyoruz.

21 Oca 2025

Fotoğraf: Sedef Tunç

İLGİLİ OKUMALAR