Markalardan bireylere

Anneler Günü öncesi bu konuyla ilgili mesaj almak istemeyen müşterilerini düşünen ve bu nedenle Anneler Günü iletişimine özel olarak e-posta listelerinden çıkma seçeneği sunan "düşünceli" markalar giderek artıyor. Peki markalar bunu yaparken bireyler neden anneleriyle aralarında kutlayabilecekleri bir günü bir performans hâline getirme ihtiyacını hissediyor. Cevabı "ana karakter sendromu"nda olabilir.
Yazı: Ümit Alan
Kimisi eski bir Teoman şarkısı zanneder. Zararı yok. Yaşıyor olsa, Ahmet Erhan bile güler geçerdi buna. Yıllar sonra, annesi artık yokken ana evine dönen evladın şiiridir:
“Anne ben geldim, ağdaki balık / Bardaktaki su kadar umarsızım / Dizlerin duruyor mu başımı koyacak? / Anne ben geldim, oğlun, hayırsızın…”
Dizeleriyle bir annenin yokluğuna seslenen Ahmet Erhan’ın o güzelim "Oğul" şiiri, her Anneler Günü’nde yeniden aklıma düşer. Neden bilmem, çok fena olurum. “Neden bilmem” diyorum, çünkü annem yaşıyor benim. Fakat ne zaman bu şiiri okusam, ondan bestelenen şarkıyı dinlesem, annemin yokluğunun duygusu gelip kapıyı çalar. Dünyada empati diye bir şey olduğunu iliklerime kadar hissederim. Yoksa empati konusunda o kadar yetenekli olduğum bile söylenemez.
Her Anneler Günü’nde, sosyal medyada annesiyle fotoğraflarını, videolarını paylaşanları düşüncesizlikle suçlayacak kadar abartılı bir şekilde büyür bu empati. Oysa yıllarca reklam sektöründe, Anneler Günü’nü köpürten duygulu reklamlar yazan da benimdir. O yüzden manasız ve kendimle çelişen, ama önünü de alamadığım bir öfke bu. “Tamam, ne güzel anneniniz hayatta, benim de öyle, peki annesi hayatta olmayanları hiç düşündünüz mü?” diye bağıran bir öfke. Duygusu, Ahmet Erhan’ın “Dizlerin duruyor mu başımı koyacak?” dizesinden gelen bir öfke.
Markalar travmamız için çok üzgün
The Atlantic’te Ellen Cushing’in yazdığı “Markalar travmanız için çok üzgün” başlıklı makaleyi okurken, zaten bagajımda yukarıda bahsettiğim öfke olduğu için hemen tetiklendim. Cushing, Anneler Günü öncesi bu konuyla ilgili mesaj almak istemeyen müşterilerini düşünen ve bu nedenle Anneler Günü iletişimine özel olarak e-posta listelerinden çıkma seçeneği sunan düşünceli markaların giderek arttığından söz ediyordu o makalede.
Bu uygulama Türkiye’de henüz pek yok. Ancak markaların tüketicilerle gönül bağlarını kuvvetlendirmek için önümüzdeki yıllarda bizde de artacağını düşünüyorum. Klasik spot reklamcılığının hızla yok olduğu ve tüketiciyle bağ kurmak için her yolun denendiği çağda olmazsa olmaz gibi de zaten. Kaba segmentasyon tabiriyle yazacağım için affedin. Annesi olanlar bir kategoriyse, annesini veya evladını kaybedenler de bir "kategori" çünkü artık. Günümüzde reklamcılık da en geniş kategoriyi ortalama alarak değil, mikro ölçekte olanlar dahil her kategoriyi baz alarak yapılıyor hâliyle. Çünkü herkese ayrı ayrı ulaşmanın mümkün olduğu bir medya ortamındayız.
NEREDE YAYIMLANDI?
Trump, ABD'nin arabuluculuğundaki görüşmelerin ardından Hindistan ile Pakistan'ın ateşkes anlaşması yaptığını duyurdu. Anneler Günü için annesini kaybedenleri düşünerek kampanya yapan markaların sayısı artıyor.
11 May 2025

İLGİLİ OKUMALAR


