Edebiyatla müziğin kesiştiği yerde

Edebiyatla müziğin kesiştiği yerdekilerin, hikayelerin, seslerin ve sözlerin peşine düştüğümüz serinin ikincisinde konuğumuz, Julian Barnes'in "Bir Son Duygusu" romanı.
Yazı: Selin Altan
Sevdiklerimizi hayatımızın başrolüne koyarız. Kendi hayatımızda da hep başrol olduğumuza inanırız. Ama bazen geçmişe dönüp baktığımızda hangi anın gerçekten bize ait olduğu, hangisini aklımızda tamamladığımız parçalarla anlamlandırdığımız belirsizleşir. Yaşamak; pişmanlıkları, soruları, kendimize ve hayata duyduğumuz hiç bitmeyen öfkeyi yanında getirir.
Julian Barnes'ın Bir Son Duygusu adlı romanında, hatırlamakla fark etmek ve kabul etmek arasındaki çelişkilerle yaşanan bir hayatı, zaman zaman müziğe de referanslar vererek okuyoruz. Yaşamdan sanatı, edebiyatı, müziği, şiiri ayırmak mümkün olmadığından, en gerçek yaşam hikayelerinde de müziğin varlığını duymamak zaten imkansızdır diyerek, romanın anlattığı hayatlara hızla dahil oluyoruz.
Julian Barnes bu romanıyla 2011 Man Booker Ödülü'nü kazandı. Bir Son Duygusu, insanın kendini kimi zaman—hatta romanın iddiasına göre çoğu zaman—nasıl da tanımadığından, kabul edemediğinden ya da olduğundan farklı hatırlamak istediğinden bahsediyor.
Her insan, hayatında en az bir kez geriye dönüp bakmış ve her şeyi tekrar düşünmüştür. Hayatınızın gidişatını etkileyen bir seçimi, başınıza gelen bir olayı aklınızda sürekli yeniden yaratırsınız. Bu kitap ve Julian Barnes’in tüm eserleri için söylenen "anımsama yoluyla hayatı irdeleme" cümlesi de bu yüzden romanın en iyi özeti. Ama biz bu yazıda özetleri bir kenara bırakarak ayrıntılara, o ayrıntılarda bulduğumuz şarkılara ve niye orada olduklarına bakacağız.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Dua Lipa'nın mağazası ve Fred Again..'in konserinin ardından pop-up kültürü üzerine düşünüyoruz. Julian Barnes'ın zihninde müzikle edebiyatın dansına eşlik ediyoruz.
30 Haz 2025

İLGİLİ OKUMALAR


