Sırası mı şimdi ‘dijital sessizlik’ten söz etmenin?

Dijital sessizliğin de türleri var. Dayatılmış, gönüllü ve gönülsüzü var. Burada asıl zorluk ise korku ve baskıdan doğan sessizlikleri en aza indirirken sağlık ve stratejik eylem için tercih edilen sessizlikleri koruyan bir dijital dünya inşa etmekte.
Yazı: Ümit Alan
Bu hafta “dijital sessizlik” üzerine yazayım diye ilk karar aldığımda, gündemdeki taciz ve istismar olaylarını ifşa etme dalgası daha başlamamıştı. Hem dijital sessizliğe mecbur bırakan koşullardan hem de dijital sessizliğin zaman zaman insana çok iyi gelmesinden söz edecektim.
Zaten bir iletişimci olarak, günümüzde asıl iletişimin iki söz arasındaki boşluk ve nerede sessiz kalacağını bilmekle ilgili olduğunu düşünüyorum. Herkesin durmadan konuştuğu veya paylaştığı yerde, sessizliğin bir değeri var ve en çok da onun zamanlaması önemli. Fakat otorite tarafından sessiz kalmaya zorlanmak da madalyonun diğer yüzü.
Ben bunları düşünürken sanat, medya ve hatta muhafazakar çevreleri kapsayan, taciz ve istismar olaylarını ifşa etme dalgası başladı. Kadınlar dayanışıyor, birbirlerini sessiz kalmamaya çağırıyorlardı. Peki böyle bir ortamda, sırası mıydı şimdi dijital sessizlikten söz etmenin?
Hızlı ve Yavaş Düşünme’nin Nobel ödüllü yazarı Daniel Kahneman’ı minnetle anarak hatırlayalım: Birinci sistemimle yani sezgisel tarafımla düşününce cevabım net bir hayırdı. Dolayısıyla yeni bir yazı konusu bulmalıydım. Ancak ikinci sistemim, yani stratejik ve yavaş düşünen sistemim devreye girdiğinde, pekala dijital sessizlikten söz etmenin tam sırasıydı. Çünkü konuşma hakkı mücadelesi de zaman zaman sessiz kalma hakkından ayrılamazdı.
Nedir bu dijital sessizlik?
Peki dijital sessizlikten söz ettiğimizde aslında neden söz ederiz? Birincisi, dayatılmış sessizlikten söz ederiz. Hükümetler ve otorite figürleri tarafından internet kesintisi, sansür ve platform yasakları uygulanarak iletişim kasıtlı olarak engelleniyorsa bu sessizlik dayatılmış sessizliktir.
İkincisi, gönüllü sessizlikten söz ederiz. Protesto, boykot veya zihinsel sağlığımızı korumak için dijital detoks gibi yöntemlerle susuyorsak bu da gönüllü sessizliktir.
Üçüncüsü gönülsüz sessizlikten söz ederiz. Ben buna dijital bağlamda algoritmik sessizlik diyeceğim. Algoritmalar kullanıcılara; beğeni, paylaşım ve takipçi sayısı gibi farklı metriklerle sürekli geri bildirim sunar. Bu sürekli pekiştirme, ilkin Alman siyaset bilimci Elisabeth Noelle-Neumann tarafından daha internet öncesi zamanlarda geliştirilen Sessizlik Sarmalı teorisini akla getirir.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sagalassos Antik Kenti'nde Türkiye'nin üçüncü büyük Odeon'u gün yüzüne çıkartılıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda Atatürk'ün ilk kez gün yüzüne çıkan görüntülerini kamuoyuyla paylaştı.
31 Ağu 2025

İLGİLİ OKUMALAR


