Dünyayı kamerada taşımak

Venedik Film Festivali, yıllar sonra Werner Herzog’a Yaşam Boyu Başarı Ödülü verdi. Peki bu bir ödül mü, yoksa sinemanın kendi vicdanıyla yüzleşmesi mi? Çünkü Herzog, yalnızca bir yönetmen değil, sinemanın işçisiydi. Onun taşıdığı kameranın yükü, yalnızca bataryası ya da lensi değildi. Yüklendiği anlamdı. İnattı. Direnişti. Acıydı. Geriye bakıldığında, Herzog’un tüm kariyeri boyunca yaptığı şey, sinemanın unuttuğu şeyleri hatırlatmaktı.

Yazı: Ömer Şentürk

Üniversite hayatım boyunca her yaz dönemi fotoğrafçı bir arkadaşımla bisiklet sürer, kahve içer ve sanat üzerine sohbet ederdik (tam olarak bu sırayla). Sanatın ne olduğunu soyut bir düzlemde tartışırdık. Arkadaşım sinemayı asla sanat saymaz, benim sinemaya duyduğum sevgi ve saygıya hep karşı çıkardı: "Yahu 1.000 kişinin çalıştığı sanat mı olurmuş? Sanat tek ismin eseridir." Bu itiraza cevap vermek başlarda kolay değildi, ama bir gün ben de onun karşısına çıktım: "Werner Herzog!"

Werner Herzog, hiçbir zaman geleneksel anlamda bir sinemacı olmadı. Hatta ondan "yönetmen" diye bahsetmek, onun yalnızca filmleri değil, sinemanın ne olabileceğine dair tüm kavrayışını da eksik anlatmak olur. O sadece kameranın arkasında duran biri değildi. Kameranın önünde, altında, omzunda, dağların üzerinden taşırken, ormana sürüklerken kamera hep oradaydı; Herzog'un bir uzvu gibiydi. Bir sahneyi düzenleyen değil, o sahnenin bütün yükünü omuzlayan kişi olma rolünü üstlenmişti. Onun sinemasında beden ve görüntü mecazla değil, terle, sancıyla, sabırla birbirine karışıyordu.

Herzog için sinema, bir görüntüyü kaydetmekten çok onun içine yürümekti. Cinéma vérité’ye mesafesi, yüzeydeki gerçeği yakalamaya çalışmanın, daha derin bir hakikatin izini sürmeye engel olmasından kaynaklanıyordu. Kamera onun için bir göz değil, bir ağırlıktı. Taşınan, hissedilen, bazen dayanılmaz bir yük. Gerçek, kadraja sığmazdı ona göre. Ona ulaşmak için yol alman gerekirdi, fiziksel ve zihinsel anlamda. Bu yüzden çekimden önce bir yere gitmek yetmezdi, orada kalmak, orada tükenmek gerekirdi.

Bu yaklaşım, filmlerinin teorik bir çerçeveden ziyade oyuncuların yıpranmış bedenlerine, bozulan sinirlere, düşman gibi davranan manzaralara yaslanmasına neden oldu. Örneğin Fitzcarraldo’ya baktığımızda bizi bir prodüksiyondan ziyade bir direniş karşılar. Buharlı geminin dağa çekilmesi sadece sahne değil. Yaşanmış bir inat. Yaşanmış bir delilik. Sinemayı kurgu olmaktan çıkarıp mite, hatta epike dönüştüren bir eylem.

YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎥 Herzog'a ödül, Armani'ye veda

Venedik Film Festivali'nde Yaşam Boyu Başarı Ödülü alan Werner Herzog'un dehasını ve sinemaya bakışını inceledik. 91 yaşında hayatını kaybeden modanın büyük ustalarından Giorgio Armani'ye veda ettik.

05 Eyl 2025

Amorf Kitap ile birlikte

İLGİLİ OKUMALAR