Performans ile suskunluk arasında

Dayanışma ancak gürültüden ayrıştığında karşılık bulur. Gücü belirleyen şey sesin yüksekliği değil, temasın hakikiliğidir. Politik bir etkinin kalıcı olabilmesi, bireysel tepkilerin kolektif, örgütlü ve sürdürülebilir bir çabaya dönüşmesiyle mümkündür. Peki gürültünün bu kadar çoğaldığı bir çağda, gerçekten duyulacak sözü nasıl kuracağız?
Yazı: Lara Kamhi
Zamanın hem ağırlaştığı hem de hızlandığı bir eşikte yaşıyoruz. Küresel ve yerel kaosların üzerini durmaksızın akıp giden dijital akış kapladıkça, ekranı her kaydırışımızda derinleşen bir karanlığa açılan pencereler beliriyor: Bitmeyen yangınlar, büyüyen adaletsizlikler, zamansız ölümler, katlanarak çoğalan tıkanmalar… Dünya elimizden kayarken içimizde giderek büyüyen bir çaresizlik dolaşıyor.
Bu çaresizliğe en hızlı “çözüm” de yine dijitalde karşımıza çıkıyor: Paylaş. Bir çığlık da sen at. Bir şey söyle. Bir duruş göster. Ne var ki bu anlık tepki üretimi zamanla bilinçli bir tavırdan çok düşünmeye fırsat bırakmayan otomatik bir refleks hâline dönüşüyor. Kendimizi herkesin mutlaka bir şey söylemesi gereken bir aciliyet atmosferinin içinde buluyoruz. Her paylaşım içsel bir sıkışmanın hızla dışa fırlayan ifadesine dönüşürken anlam yavaşça eriyor; her çığlık biraz daha sönümleniyor.
Guy Debord yıllar önce “Gerçek yaşamın yerine imgeler geçer” demişti. Bugün bu söz dijital çağda doğrulanıyor. Artık şunu sormadan edemiyoruz:
- Yıkımı sürekli görünür kılmak gerçekten bir fark yaratıyor mu, yoksa anlamı yavaşça aşındıran kesintisiz bir görüntü akışına mı hizmet ediyor?
Üstelik günümüzde görünürlüğü belirleyen yalnızca imgeler değil; algoritmalar. Görüntü yalnızca çoğaltılmıyor, ölçülüyor, sıralanıyor, manipüle ediliyor ve politik ekonominin bir parçasına dönüşüyor. Görünürlük, bir zamanlar rastlantısal olan dolaşımdan çıkıp tasarlanmış bir mimarinin içinde akıyor: Davranışlarımızı izleyen, tepkilerimizi yönlendiren, ilgimizi ölçülebilir bir girdiye çeviren dev bir altyapı…
Dolayısıyla gösteri, pasif bir seyir düzeni olmaktan çıkıp neyin görünür olacağını, neyin unutulacağını, hangi acının daha fazla dolaşıma gireceğini belirleyen bir güç sistemine dönüşüyor. Politik ve etik duruşlar bile bu görünürlük ekonomisinin mantığıyla yeniden biçimleniyor; ses, görünürlüğün algoritmik terazisinde tartılıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Özgür Özel, tek aday olarak girdiği seçimde 1.333 geçerli oyun tamamını alarak parti tarihinde en yüksek oyu alan genel başkan oldu. Cambridge Dictionary, bu yılın kelimesini "parasocial" olarak belirledi.
30 Kas 2025

İLGİLİ OKUMALAR


