Zehri ilaca dönüştürecek irade

6 Şubat’ın üçüncü yılında, yasımızı kamusal sorumluluğa dönüştürüp dönüştüremediğimizin muhasebesini yapalım. Dayanışma hayat kurtarır; ama tanıklıkla birleşip hesap sormaya evrilmedikçe aynı yıkımlar yeniden yaşanır; ilaç, zehire dönüşür. Felaketin açtığı yaralara merhem olalım ama bir yandan da o yaraların neden açıldığını unutmayalım.
Yazı: Metin V. Bayrak
"Anlatmak bir görevdi. Tanıklık etmek, bir borç. Çünkü unutmak, onların iki kez ölmesi olurdu."
Primo Levi
6 Şubat’ın, acının takvime sıkıştırıldığı üçüncü yılındayız. Yas, ritüele dönüşüp sorumluluğu örtüyor. Oysa unutmak, ölenleri bir kez daha öldürmektir. Felaketler, Demokles’in Kılıcı gibi başımızda sallanmaya devam ederken yaşanan acılar toplumsal hayatın merkezinden çekilip duygusal, dinsel ritüellere dönüştürülerek metafizikleşiyor. Tutulan yas, sonuç olarak ne bir yüzleşmeye ne de gerçek bir hesap sormaya evriliyor; açılan mahkemeler, adliyelerin tozlu raflarında Kafkaesk şekilde zaman aşımına uğratılıyor; bizler ise bu adaletsizlik denizinde nefessiz kalmaya devam ediyoruz.
- 6 Şubat’tan ne öğrendik? Felaketin açığa çıkardığı çatlaklarla yüzleştik mi? Daha sorumlu, örgütlü, hesap soran bir topluma mı dönüştük yoksa trajedi hafızamıza bir yenisini daha mı ekledik?
Bu sorulara verdiğimiz yanıt, bizi kaçınılmaz biçimde tarihimize götürür çünkü 17 Ağustos 1999 ile 6 Şubat 2023 arasında uzanan çizgi, yalnızca jeolojik bir hat değil, ekonomi-politik, ahlaksal bir süreklilik gösterir. Aynı ihmaller, aynı unutma biçimleri… İsimler değişir, iktidarlar, makamlar el değiştirir ama ders bir türlü alınmaz. Alınmadığı için afetler, felaketlere dönüşür: Aynı yöntemleri işleterek farklı sonuçlar beklenirken “yüzyılın felaketi” gerçekleşiverir.
Şapkayı önümüze koyalım: Deprem doğaldır, felaket ise politik. Yıkımın boyutunu, politik kararlar belirler. Nerede yapılaşmaya izin verildiği, nasıl denetlendiği, hangi önlemlerin alınmadığı… Bunların her biri, felaketi kaçınılmaz kılan zincirin halkalarıdır.
Asıl soru şudur: Neden aynı şeyler olmaya devam ediyor? Yanıt, belleğin ne olduğuna içkindir. Bu içkinlik şunu sorar: Hatırlamanın değişme neden olmaması ne demek?
İLGİLİ BAŞLIKLAR
İLGİLİ OKUMALAR

