Görünmez sanatçılar ve ehlileştirilen sanat
Sanat adına organize edilen "ayrıcalıklı" ortamlar, bir çeşit oyun alanı. İnsanların birbirlerini görmeye ve görülmeye geldiği, davetlilerin listelerle aylar önceden belirlendiği, sosyal statünün teyit edildiği, güvenli sosyal alanlar... Bu oyun alanlarında üretimin öznesi olan sanatçılar ise giderek daha görünmez hâle geliyor. Hatta yoklukları bir istisnadan protokole dönüşüyor. Peki sanatçının olmadığı/istenmediği bir sanat etkinliği mümkün mü?
Yazı: Erhan Us
Sanat adına organize edilen "ayrıcalıklı" ortamlar, bir çeşit oyun alanı. İnsanların birbirlerini görmeye ve görülmeye geldiği, davetlilerin listelerle aylar önceden belirlendiği, sosyal statünün teyit edildiği, güvenli sosyal alanlar... Kurumların pazarlama ve prestij yönetimi için planlanan iş hacmini asla oluşturmayan, kişilerin bağlanması içinse pek yetersiz yeni projelerin pompalandığı etkinlikler.
Bu oyun alanlarında üretimin öznesi olan sanatçılar ise giderek daha görünmez hâle geliyor. Hatta yoklukları bir istisnadan protokole dönüşüyor. Peki sanatçının olmadığı/istenmediği bir sanat etkinliği mümkün mü? Cevap neredeyse sorunun içinde gizli: Mümkün olmadığına göre o zaman bu bir sanat etkinliğinden ziyade bir satış ve pazarlama etkinliği.
Sanatçılar yerine kimlerin alanda bulunduğuna bakarsanız koleksiyonerler, küratörler, galeri temsilcileri, sponsorlar, PR danışmanları/yöneticileri ve basını görürsünüz. Sanatçılar ancak ve ancak "vitrine konulmak" üzere galeri tarafından istenmişse, satışa katkı sağlayacağı düşünüldüğünde ya da "çekim gücü" olan bir isimse fuar, collectors hour ya da patron dinner gibi etkinliklerde yer alırlar. Doğal davetli olarak değil, "fayda üretirse" çağrılan bir figür olarak... Konuşmacı veya temsilî varlık rolünde, üzücü biçimde, eşit katılımcı olmadan.
Sanatçıların bu döngünün dışında tutulmak istenmesinin arkasında ise pazar odaklı bazı sebepler var. Bu temel nedenlerden biri, sanatçıları kontrol etmenin güçlüğü. Sanatçı, yapıtının pazarlanabilir temsilinden farklı olarak canlı, konuşan, soru soran ve zaman zaman rahatsız edici bir öznedir. Politik pozisyon alabilir, kurumsal dili sekteye uğratabilir, koleksiyoner-galeri arasındaki steril satış koreografisini bozabilir.
VIP alanlar ise tam tersine, riskin asgariye indirildiği, sürprizin ve çatlağın dışarıda bırakıldığı sosyal düzeneklerdir. Kurumsal dil kullanan pazarlama sektörü, satıcı ve alıcılar, daha robotik, sosyal normlara sadık, öngörülebilir iletişim alışkanlıkları gösterirler. Bu nedenle sanatçı, bu alanlarda bir "değer üreticisi" olarak değil, potansiyel bir belirsizlik unsuru olarak görülür.
- Konuşmanın, atmosferin ve hatta olası cümlelerin önceden tasarlandığı bu kapalı devrede, sanatçının varlığı baştan elenen bir değişkendir. Zaten bu kapalı devre mantığı yüzünden aynı insanlar, aynı etkinliklerden aynı şeyleri satın alıp aynı görsel kültürü tüketmiyorlar mı?
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Hissikablelvuku üyeleriyle doğaçlama parçalarının üretim sürecini ve yeni single'ları “Bir Dalda İki Kiraz”ı konuştuk. Bu yıl "Ânın İçinde" temasıyla 54. kez düzenlenecek İstanbul Müzik Festivali programına göz attık.
16 Şub 2026

İLGİLİ OKUMALAR



