Linklater’ın hangout melankolisi

"Blue Moon" romantik sinemanın en zarif halkalarından olan "Before" üçlemesinin yaratıcısı Richard Linklater ile Ethan Hawke’ı yeniden buluşturuyor. Linklater, filmin merkezine 1943'te Broadway'de prömiyer yapan ve Amerikan müzikallerinin altın çağını başlatan "Oklahoma!"nın açılış gecesinde iç dünyası dağılan bir sanatçıyı yerleştiriyor.
Yazı: Tuğçe Madayanti Şen
Ödül sezonunda en sevdiğim şey, yılın başında izleyip kenara bıraktığımız ya da yoğunlukta ıskalanan filmlere yeniden dönmek. Oscar adaylıkları açıklandıktan sonra kendi listeme baktığımda, “Bunu nasıl yeterince konuşmadık?” dediğim film Blue Moon oldu.
Aslında böyle olacağını daha Altın Küre adaylıkları açıklandığında anlamıştım. Film en iyi yapım kategorilerinde hızla kenara itilmiş gibiydi. Gel gör ki Berlinale’de dünya prömiyerini yapmış olan Blue Moon filminin niş kalması, Ethan Hawke’ın performansının neredeyse oybirliğiyle yılın en iyileri arasında gösterilmesini gölgeleyemedi.
Film modern romantik sinemanın en zarif halkalarından olan "Before" üçlemesinin yaratıcısı Richard Linklater ile Ethan Hawke’ı yeniden buluşturuyor. Linklater, filmin merkezine 1943'te Broadway'de prömiyer yapan ve Amerikan müzikallerinin altın çağını başlatan Oklahoma!'nın açılış gecesinde iç dünyası dağılan bir sanatçıyı yerleştirirken iddiasını yükseltmeden kuran, mütevazı ama derinlikli bir hikaye ortaya koyuyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Linklater'ın son filmi "Blue Moon" ile 1940'lar Broadway sahnesinde, dokunaklı bir hikayeye konuk olduk. Gus Van Sant’ın 1970'lerde yaşanan gerçek bir rehin alma olayını perdeye taşıdığı filmi "Dead Man’s Wire"ı inceledik.
27 Şub 2026

İLGİLİ OKUMALAR


