Düşüncenin çöküşü

Spontanlığı, yavaşlamayı, düşünmeyi yeniden hatırlamak yalnızca bireysel bir iyilik hâli meselesi değil aynı zamanda son derece hayati bir psikopolitik meseledir. Çünkü bazen bir felaketi başlatan, büyük bir ideoloji değil, sadece dürtüyle eylem arasındaki o hayati boşluğun çökmesi de olabilir. Bugün en radikal politik eylemlerden biri, hızın, öfkenin, teşhirin ve tepkiselliğin kutsandığı bir dünyada o boşluğu yeniden savunmaktır.
Yazı: Tuğçe Isıyel
Son zamanlarda dünya liderlerinin dürtüsel karar almasının sonuçlarını daha yakından görebiliyoruz. Trump’ın, Netanyahu’nun ve benzeri otoriter-popülist liderlerin önünü arkasını hesaplamadan, vicdan ve zihin süzgecinden geçirmeden verdikleri kararların insanlara, doğaya ve diğer canlılara nasıl zarar verdiğini canlı yayında izliyoruz. Cayır cayır bir savaş çığırtkanlığı aldı başını gidiyor. Liderlerin hırsının halkları yok ettiği zamanlardayız. Üstelik bütün dünyayı da kendilerine seyirci yapmış vaziyetteler. Elimiz kolumuz bağlı, birtakım kravatlı adamların dünyanın üzerinde tepinmesiyle sarsıldıkça sarsılıyoruz.
Bireysel ve ilişkisel düzlemde de dürtüsel kararların hayatlarımızı nasıl altüst ettiğini zaman zaman deneyimliyoruz. Ama bu hafta dürtüselliğin toplumsal düzlemdeki yansımasını, özellikle de siyaset üzerinden düşünmek istiyorum. Çünkü bazen bir insanın kendi hayatını altüst eden şeyle, bir liderin milyonlarca insanın hayatını altüst eden şeyi arasında pek bir ayrım olmayabiliyor.
Düşünmeden eyleme geçmek, gerilimi düşünceyle değil hareketle boşaltmak, belirsizliğe tahammül edememek ve içsel kaosu dış dünyayı zorlayarak yönetmeye çalışmak… Ne kadar tanıdık değil mi?
Dürtüsellik nedir?
En genel anlamıyla dürtüsellik, davranışlarının sonuçlarını yeterince düşünmeden ani bir kararla eyleme geçme eğilimidir. Genellikle anlık haz peşinde koşma motivasyonuyla sabırsızlık, risk alma, doyumu erteleyememe, hemen rahatlamak isteme gibi biçimlerde kendini gösterir.
Psikanalitik teoriye göre ise dürtüsellik, zihnin ilkel dürtüleri (id) ile bunları düzenleyip gerçeklikle temas içinde tutan kısımları (ego) arasındaki dengenin yeterince kurulamamasıyla ilgilidir. Freud’un diliyle söylersek id, haz ilkesine göre işler, “hemen şimdi” ister. Ego ise bekleyebilmeyi, düşünebilmeyi, tartabilmeyi, gerçekliğe bakabilmeyi mümkün kılar. Bu nedenle dürtüselliği yalnızca bir “irade zayıflığı” olarak düşünmek yanıltıcıdır.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bursa Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, suç örgütü kurma ve kara para aklama suçlamaları kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kahire’de bulunan 2 bin yıllık papirüs, Empedokles’e ait daha önce yayımlanmamış dizeleri ortaya çıkardı.
05 Nis 2026

İLGİLİ OKUMALAR


