'The Drama'

Kristoffer Borgli'nin başrollerini Zendaya ve Robert Pattinson'a emanet ettiği son filmi "The Drama" görünüş, dışlanma ve yargılama biçimleri üzerinden farklı katmanlarda çalışan bir şiddet ekonomisini görünür kılıyor. Yönetmen, izleyiciyi rahatlatmak yerine, onu kendi yargı mekanizmalarıyla baş başa bırakıyor. Geriye ise kolayca silinmeyen bir huzursuzluk kalıyor.
Yazı: Tuba Büdüş
Kristoffer Borgli kısa filmlerle şekillendirdiği sinema dilini, 2022 yılında Sick of Myself ile uzun metraja taşıyarak kısa sürede uluslararası ölçekte dikkat çeken bir yönetmene dönüştü. Hayatın her alanında sürekli görünür kalmaya çalışan bir karakter üzerinden ilerleyen film, beğenilme, onaylanma ve dikkat çekme arzusunun insan psikolojisini ne kadar uçlara sürükleyebileceğini sert bir hicivle ele alırken, kara mizahı rahatsız edici bir noktaya taşımasıyla öne çıktı. Narsist bir çift üzerinden ilerleyen anlatı, tüm toplumun bir yansıması olarak karşılık buldu.
Borgli, bir yıl sonra çektiği Dream Scenario’da bu hattı genişleterek, evli ve çocuklu sıradan bir akademisyenin bir anda herkesin rüyasında belirmesi üzerinden viral olma, şöhretin kırılganlığı ve cancel culture dinamiklerini tartışmaya açtı. Yönetmen, bu ikinci uzun metrajında da bireysel bir hikayeden yola çıkarak kolektif davranış kalıplarını deşifre etmeyi sürdürdü ancak bu kez tonunu daha karanlık bir noktaya çekti.
- Borgli’nin ilk iki filmine birlikte bakıldığında, yönetmenin belirli bir üslupla ilerlediği açıkça görülüyor. Yönetmen, yakın ilişkiler içindeki bireyleri bir tür çatışma alanına yerleştirerek, toplumsal gerilimleri bu karakterlerin üzerine yüklüyor. Karakterlerini karşı karşıya getirmekle kalmayıp giderek birbirine düşürerek aslında çağdaş toplumun düşünce biçimlerini görünür kılıyor.
Bu yapı içinde beyaz perde, klasik bir anlatı alanından çok bir ayna işlevi görüyor. Seyirci yalnızca karakterleri izlemiyor, onların içinde kendi reflekslerini tanıyor. Borgli’nin asıl gücü de burada ortaya çıkıyor: Seyirciyi pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp adeta jüri koltuğuna oturturken, aynı anda hem yargılayan hem de yargılanan bir konuma itiyor. Bu nedenle onun sineması yalnızca “güldüren” bir kara mizah üretmiyor; aksine, güldürürken utandıran, rahatsız eden ve izleyiciyi kendi yüzleşmesine zorlayan sert bir hiciv dili kuruyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
1990'larda ve 2000'lerde altın çağını yaşayan müzik videolarının bugünkü durumunu sektördekilerle konuştuk. Cuma günü vizyona giren "The Drama"yı inceledik.
06 Nis 2026

İLGİLİ OKUMALAR


