Bibliyoterapi'de bu hafta

Artık sadece çalışmak yetmiyor insana, bir de kendimizi optimize etmemiz gerekiyor. Mola verdiğimizde ise elimizde bize her an başkalarından geri kaldığımızı hatırlatacak telefonlarımız ve sosyal medya var. Peki kaliteli aylaklık yapmak isteyenler hangi kitaplardan ilham almalı? Üç kitaplık bir reçete...

Yazı: Aslı Perker

"Çalışmaktan yoruldum. Biraz kaliteli aylaklığı övecek, tembelliği mazur gösterecek kitaplar olsa.

Sevgi M."

Sevgili Sevgi M., sanırım bu sorunuzla pek çok kişinin derdine tercüman olmuşsunuzdur ve işin doğrusu zamanlama olarak da çok doğru bir soru/kaygı. Çalışma modellerinin değiştiği, Z kuşağı ve sonrasının çalışmanın anlamını ve kimin için olduğunu sorguladığı ve bana göre büyük bir değişim yaşamak üzere olduğumuz bir zaman bu. Dolayısıyla bu sefer önce işin psikolojisinden çok sosyolojisine bakmamız gerekecek.

İnsanoğlu her zaman çalışmıştır sorun bu değil. Sorun 20. yüzyıl başlarında yaşanan dönüşüm. Bu dönüşüm de öncelikle hayatta kalmak ya da kendi hayatını/evini geçindirmek için çalışmaktan ziyade büyük ekonomik çarklara hizmet etmek üzere örgütlü bir çalışma düzenine geçilmiş olmasıydı. Tarihin büyük bir bölümünde insanlar çiftçi, zanaatkar, çoban ya da tüccardı. Yine son derece yoğun çalışırlardı, hatta çoğu zaman bugünün plaza insanından da daha fazla ama genellikle ürettiklerinin en azından bir kısmına sahip olurlar ya da çalışma/üretme ritimlerini kendileri belirlerlerdi. Sonra Sanayi Devrimi geldi ve her şeyi değiştirdi. İnsanlar sahip olduklarının, ürettiklerinin yerine her gün saatlerini satmaya başladılar. Zamanın kendisi bir meta hâline geldi.

Disiplinli bir işçi modeli icat edildi. Evet icat diyorum, çünkü öncesinde böyle bir şey yoktu. Senkronize edilmiş emek her şeyden daha önemli bir hâle geldi. İnsanlar ne olduğunu ve hatta nasıl olduğunu bile anlamadan kendilerini her gün aynı saatlerde fabrikalara girerken buldular ve çalan düdükle çalışmaya başlayıp çalan düdükle çalışmayı bıraktılar. Birer makine hâline geldiler: Akşamüstü fabrikalardan çıkıp sevdikleri yerlere gittiler ve kendilerine keyif zamanları yaratıp o günkü çalışmaları için kendilerini ödüllendirdiler. Para kazanmak için çalışan insanlar rahatlamak için para harcadılar ve işte şu anki kısırdöngünün içine girdiler.

İngiliz tarihçi yazar E. P. Thompson bunu “görev odaklı zaman”dan “saat zamanına” geçiş diye tanımlamıştır. Sanayileşmeden önce insanlar genellikle bir görev tamamlanana kadar çalışırlardı. Sanayileşmeden sonra ise saatin belirlediği dakikaya kadar çalışmaya başladılar. Yani zamanın kendisi bir mülk hâline geldi.


YAZININ DEVAMI



İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎹 Fazıl Say Jazz Quintet'le sohbet, No Good Men

19 Temmuz'da Türkiye turnesine çıkmaya hazırlanan Fazıl Say Jazz Quintet'le provalarında buluştuk. Shahrbanoo Sadat'ın beş filmlik serisinin üçüncüsü "No Good Men"i inceledik.

06 Tem 2026

Pasion Turca ile birlikte

İLGİLİ OKUMALAR