Bibliyoterapi'de bu hafta

"Bir şey olmak zorunda mıyız? Hayır, ama amaçsızca nehirde akarken karşımıza çıkacak her şeye hazırlıklı olacak kadar da olgun muyuz?" Bibliyoterapi'de hayat amacı peşine düşmeden yalnızca var olarak hayatta kalan karakterlere odaklanan üç kitaplık bir reçete var bu hafta.

Yazı: Aslı Perker

Merhaba 22 yaşındayım ve herkes bana ‘hayat amacımı bulmamı’ söylüyor, ama bir amacım olması gerektiği yönündeki baskı çok yorucu. Sadece var olmanın da sorun olmadığını yazan bir kitap var mı?

Cem B."

Sevgili Cem, her şeyden önce aramıza hoş geldiniz, çünkü artık "Ben bu hayatta varım, birileri beni bu hayata getirmeyi seçti ve benim muhakkak bir amaç sahibi olmam gerektiğine karar verdi, ama bu hayata gönülsüz gelmiş biri olarak ne yapacağımı bilmiyorum" diyenler kulübünün bir üyesisiniz, tebrikler.

  • Toparlayacak olsam aslında anlatacağım her şeyin özeti bu, ama haydi gene işi biraz profesyonelleştirelim ve bakalım, bizim bu duygumuzun altında neler yatıyor?

Modern kültür, zaman içerisinde hiç çaktırmadan varoluşu yavaş yavaş bir performansa dönüştürdü. Eskiden kimliklerimiz miras alınan rollerdi. Anneydik, esnaftık, terziydik, çiftçiydik vesaire. Kimse insana "Git kendine bir amaç bul, yaşama nedenine göre bir iş yap" demiyordu.

Bugün her şey değişti, özellikle sizin yaşınızdakiler için. Bizden kendimizin en iyi hâlimiz olmamız bekleniyor. Sosyolog Hartmut Rosa, buna “tırmanma mantığı” diyor, yani ne yaparsan yap şu an yaptığın şeyin yeterli olmaması, ne olursan ol senin yeterli olmaman.

Hiç unutmam, 14 yaşımda babama takdir aldığımı söylediğimde, babam “Takdirden daha yüksek bir şey var mı?” diye sormuştu. Şok yaşadığım anlardan biri olarak bunu sayabilirim. O gün aslında hiçbir şeyin yeterli olmadığını anladım ve zihnimde bir yere not ettim: “Aslı ne yaparsan yap, daha fazlası beklenebilir.”

Ama işin daha kötüsü biz bunu kendimizden bekleyebiliriz. "Katkıda bulunursam önemliyim" varsayımından hareket edebiliriz. Varsayım yerine yanılgı diyecektim, son anda kelimeyi değiştirdim, çünkü yanılgı değil belki de gerçektir.

Bu genellikle çocukluk döneminde gelişen bir duygu. Sevgi belki de şartlı değildir, ama çocuklar bazen onu bu şekilde algılayabilir. Annemiz iyi not aldığımızda sevinir, babamız aferin der, yetenekli olduğumuzda övülürüz, ailemize ya da başka birilerine yardımcı olduğumuzda gizli bir gurur görünür gülüşlerinde, olgun davranırsak zaten "çok iyi çocuğuzdur." Sonuç olarak deriz ki, başkalarını gururlandırırsam, mutlu edersem ben de iyi bir insanım. Ve kendimize bir amaç belirleriz, zira artık bu bizim kanıtımız olacaktır.



YAZININ DEVAMI



İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎥 2006 sinemasında ilk yarı, varoluşsal kitaplar

2026 sinemasında yolun yarısına gelmişken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri değerlendirdik, keşiflerimizi listeledik. Bir hayat amacı peşinde koşmaktansa yalnızca "var olan" karakterlere odaklanan romanları inceledik.

17 Tem 2026

İLGİLİ OKUMALAR