Furious

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Yazı: Tuba Büdüş

“Biz insanları kullanırız. Yaptığımız şey bu. Davaları böyle inşa ederiz. İnsanlığı savunmak için merhametsiziz. Kötüyle savaşmak için kötü oluruz.”

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Sekiz bölümlük ilk sezon, FBI ajanı Alice’in bir soruşturmada Catherine’in peşine düşmesiyle başlıyor. Takip ilerledikçe hikaye, yıllarca örtbas edilmiş istismarlara, güçlü erkekleri koruyan ağlara ve adaletin kimler için işlediği sorusuna uzanıyor.

Tabii bir kadın katil ve peşindeki bir diğer kadın söz konusu olduğunda, hafızamızın bir köşesinden Killing Eve’in (2018-2022) Eve ve Villanelle’i ister istemez akla geliyor. İlk bakışta benzerlik gayet açık: Bir yanda son derece tehlikeli bir kadın, diğer yanda onu yakalamaya çalışan başka bir kadın ve giderek kişisel bir hâl alan bir kedi-fare oyunu.

Oysa iki dizinin benzerliği büyük ölçüde bu ilk görüntüyle sınırlı kalıyor. Killing Eve’de kovalamacayı harekete geçiren asıl güç arzuydu. Eve, Villanelle’in peşinden giderken mesleki hedefiyle kişisel arzusu arasındaki sınırı giderek kaybediyor; Villanelle de yakalanmaktan çok Eve tarafından görülmek, tanınmak, arzulanmak istiyordu. İki kadın birbirlerini takip ettikçe av ile avcı sürekli yer değiştiriyordu.

Furious’ta Alice’in Catherine’in peşinden gidişinde ise böyle bir erotik gerilim yok. Alice, Catherine’e yaklaştıkça kendi geçmişinin yaralarıyla da yüzleşiyor. Bu nedenle kovalamaca, bir suçluyu ele geçirme arzusundan çok aynı erkek şiddetinin farklı biçimlerde yaraladığı bir kadına ulaşma, belki onu kurtarırken kendinden bir parçayı da kurtarma çabasına dönüşüyor.

Killing Eve’in arzu üzerinden kurduğu kadınlar arası bağın yerini Furious’ta, FBI’ın cinsel suçlar birimin başındaki Nora’nın da devreye girmesiyle, basit bir dayanışmadan çok daha karmaşık bir ilişki ağı alıyor. Üç kadın birbirlerini kurtarmaya çalışırken birbirlerinin sınırlarını da zorluyor.

  • Fakat suç anlatılarında kadını mağdur, erkeği ise fail ya da onu kovalayan güçlü figür olarak konumlandıran alışıldık denklemi ters yüz etmeleri, iki dizi arasında inkar edilemez bir akrabalık kuruyor.

Ancak Furious, bu ters yüz edişle yetinmiyor; suçun kendisini de tek bir failin eylemi olmaktan çıkarıyor. Dizinin dünyasında suç; paranın, iktidarın ve kurumların birbirini koruduğu bir ağın içinde dolaşıyor. Dizinin Epstein sonrası dünyayla kurduğu bağ da burada belirginleşiyor. Güçlü erkeklerin çevresinde onları koruyan avukatlar, kamu görevlileri, aile üyeleri ve sessiz kalmayı tercih eden kadınlar var. Catherine’in gözünde suçu doğrudan işleyenlerle onu örtbas edenler arasındaki sınırın giderek silinmesi tesadüf değil. Furious, suç ortaklığının sınırlarını eylemin kendisinden bilmeye, susmaya, korumaya ve örtbas etmeye kadar genişletiyor. Üstelik bunu “erkekler fail, kadınlar masum” kolaycılığına sığınmadan yapıyor; iktidarın sağladığı korumayı sürdürmeyi seçen kadınları da aynı ağın içine yerleştiriyor.


YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🥁 Makineyle doğaçlama, öfkenin kanatları

Jojo Mayer, ME/MACHINE ile makinenin doğaçlamadaki rolünü ve insan yaratıcılığını nerede aradığını Eda Solmaz’a anlattı. Tuba Büdüş, "Furious"ta kadın öfkesinin kadından kadına geçen kanatlarının izini sürdü.

14 Eyl 2026

Da Vinci Akademi ile birlikte

İLGİLİ OKUMALAR