Yapay zeka çağında ödev

Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Yazı: Metin V. Bayrak

Günümüzde eğitim, üç yaştan başlatılıp ilk, orta ve lise ile 12 yıl zorunlu hâle getirilmiş durumda. Helikopter ebeveynlik, çim biçme makinesi ebeveynliği, “eti senin kemiği benim” pedagojisinden “kızmayın, ikinci gelirse travmatize olur”a gelen pedagojik anlayışımızın içinde ödev nerede duruyor? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun belki de en “sıradan” olduğu için en görünmez kurumlarından biri olan ödev üzerine yeterince düşünüyor muyuz?

Benim çocukluğum Denizli’de geçti. İlkokulumuzun kütüphanesi var mıydı hatırlamıyorum. Olsa da bizim kütüphaneyle pek işimiz olmazdı. Varsa yoksa oyundu derdimiz. Okul biter bitmez bağda bahçede bir iş yoksa, annelerimiz beklemiyorsa bizi, soluğu ya Menderes’te alıp yüzerdik ya da meyve ağaçlarını kovalardık. Ortaokulda da okulun kütüphanesini, vardıysa bile, hatırlamıyorum. Sabahçıydım. Okuldan çıktıktan sonra kentin merkezindeki halk kütüphanesine giderdim. Çocuk işçi olarak kereste atölyesine gitmediğim zamanlarda kütüphanede hem ödevlerimi yapar hem dergileri, kitapları karıştırır; beğendiklerimi ödünç alırdım.

Denizli’nin üç büyük lisesinde olmama karşın derslikten bozma minicik bir kütüphanemiz vardı. Üniversitede ise ders ve uyku dışında bütün zamanımı Hacettepe’nin Beytepe Kampüsü’nde 22.00’ye kadar açık kütüphanede geçirirdim. Kitaplar, kitapların içinde rastladığım isimler, kavramlar, olaylar, onların götürdüğü başka kitaplar, kavramlar, beni pinpon topu gibi oynarlardı. Öğrenmenin hazzını iliklerime değin hissederdim.

Ortaokul ve lisede her öğrenci dilediği bir dersten, dilediği konuda dönem ödevi alırdı. Ben de sevdiğim derslerden alır, özene özene yapardım. Lise sonda, artık felsefe okuyacağım için, yönetim şekilleri üzerine neredeyse lisans bitirme tezi kıvamında kırk sayfalık dönem ödevi hazırlamıştım. Ama diğer ödevler süner, kokardı, çalakalem son dakika, çoğu da kopya çekerek yapılırdı.

Yazıya kişisel bir hikayeyle başlamamın nedeni, öğrenmedeki rıza, merak ve içsel motivasyonun etkisini göstermek. Öğrenci ödev aracılığıyla araştırmanın stresini, heyecanını yaşamayı, bir işi belli bir zaman içinde belli bir formatta tamamlamayı da öğrenir. Ancak bütün bunların anlamlı olabilmesinin bir koşulu var: Öğrenenin, kendi öğrenmesinin öznesi olmaktan çıkarılmaması.


YAZININ DEVAMI


İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem
∙

BÜLTEN SAYISI

📬 Filmekimi’nde 43 film, Altın Koza başladı

Filmekimi, Cannes ve Venedik’ten ödüllü yapımların da bulunduğu 43 filmlik programıyla 9 Ekim’de başlıyor. Adana Altın Koza, 10 filmin yarışacağı Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması ve farklı seçkilerle 4 Ekim’e kadar sürecek.

27 Eyl 2026

Coffee Department ile birlikte

İLGİLİ OKUMALAR