Eleştiriler, Endişeler ve Tehlike Altında Bir Gelecek

7 gün... Tam tamına bir haftadır süren orman yangınları özellikle ülkemizin güney ve güneybatı kesimini mahvetmiş durumda. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın açıklamasına göre son 6 günde 32 ilde çıkan 137 yangın kontrol altına alınmış durumda ama 6 ilde 13 yangın devam ediyor.
Bununla beraber bu bilgilerin doğruluğu konusunda da sıkıntılar var gibi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin; sorumluluğun belediyelerde olduğuna dair açıklamasından sonra, Milas Belediye Başkanı’nın da bakanlıklar ile iletişim kuramadığını belirtmesi dikkat çekti.
İletişimsizlik ile beraber Tarım ve Orman Bakanlığı ile Türk Hava Kurumu çıkan yangınlara müdahale etmekte geç kaldığı ve harekete geçmediği gerekçesiyle eleştiriliyor.
Bakanlığın envanterinde yangın söndürme uçağı ve helikopteri olmaması ve bunu üçüncü parti şirket ve ülkeler üzerinden kiralaması eleştiri konusu olurken, bu kiralama bütçesinin THK’nın uçaklarının bakımı ve tamirinden çok daha fazla olması bu eleştirileri artırıyor.
THK’nın aslında bir kamu kuruluşu değil ve bir buçuk milyar dolarlık borcu var. THK’nın elinde yeterince kaynak olmaması bu sorunu daha da büyütüyor.
Bununla beraber bu kurumun iyileşmesi için devlet tarafından atanan bir yetkilinin etkisiz kalması da ayrı eleştirilere yol açtı. THK’nın elindeki uçakların şu anda Avrupa Birliği üzerinden yardıma gelen uçaklar ile aynı kapasitede olduğu belirtiliyor.
Avrupa Birliği’nden yardım talebinin, yani Avrupa Birliği Sivil Koruma Mekanizması’nın da bu kadar geç devreye sokulması da ayrı bir eleştiri konusu oldu.

Dışişleri Bakanlığı’nın sebebi bilinmeyen bu geç talebinin öncesinde, Türkiye’de sosyal medya kullanıcıları #helpTurkey hashtagi ile küresel bir yardım çağrısında bulundular. Oldukça geniş bir çapta paylaşılan bu yardım taleplerine, bakanlığın ve bazı ünlülerin “ülkemizi aciz gösterme” suçlaması ise ayrıca dikkat çekti.
Her ne kadar IBAN üzerinden vatandaşlarından para yardımı isteyen bir hükümet planı olsa da, diğer ülkelerden gönüllü gelecek bu yardıma gelen tepkiler büyüdü ve hatta #strongturkey ve #wedontneedhelp hashtagleri ile karşı kampanyalar başlatıldı.
Sosyal medya da bu şekilde tartışmalar sürerken, yangın bölgesi büyümeye ve farklı tehlikeler yaratmaya devam etmekte. Bugün saat 11 itibariyle Milas bölgesindeki yangın kırsal bölgelerden çıkıp siteler ismi ile anılan bölgeye girmiş durumda.
Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat, yangının bu bölgeye sıçramasının aynı zamanda Yeniköy Termik Santral’ine yakınlığı ile de ayrıca büyük bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor.
Orman Genel Müdürlüğü’nün açıklamasına göre Yeniköy Santrali’nde büyük bir faciaya yol açabilecek hidrojen depoları ve yanma riski taşıyan maddeler kaldırıldığını belirtiyor.
Bununla beraber bölgede 50 km içerisinde bulunan 9 kömür sahası, 3 kül barajı ve Yatağan ile Kemerköy termik santralleri, yangın faciasını başka bir boyuta taşımaya hazır el bombaları olarak orada bulunmakta.
Maalesef Milas Belediye Başkanı Tokat’ın çağrılarına rağmen, hükümete yönelik iletişimsizlik ve müdahelede eksiklik sorunlarının devam ettiği görülmekte. Bölgenin yüksek riskine rağmen buraya havadan müdahale konusunda sıkıntı yaşanması, büyük bir endişe kaynağı.
Umarız bu endişeler gerçeğe dönüşmeden sonlanır. Bununla beraber yangınlardan sonra bu bölgeye neler olacağı ise farklı bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un, daha yangınlar bitmeden, yıkılacak binalar tespit edildiğine yönelik açıklaması kafalardaki soru işaretlerini artıyor. 257 kişilik ekiple bu zararları tespit eden Bakanlığın bu açıklaması özellikle yürürlüğe giren bir kanun ile başka bir seviyeye taşınıyor gibi.

Tam da yangınların başladığı 28 Temmuz günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yürürlüğe giren kanun dikkatlerden kaçmadı. Bu kanuna göre, kıyılar başta olma üzere orman alanlarındaki yapılaşma tasarrufunu Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkisine bırakıyor, hangi alanların kapsama gireceği Cumhurbaşkanı tarafından belirleniyor.
Kanuna dikkat çeken Murat Yetkin, “Türkiye’nin canını yakan orman yangınları henüz söndürülmemişken orman arazilerinin Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri adı altında turizm yatırımcılarına açılması, kıyıların halkın ücretsiz kullanımını zorlaştırıyor, belediyelerin yetki ve gelirlerini ise tırpanlıyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Kültür ve Turizm gelişme Bölgeleri dışında kalsa bile” orman arazilerinin “kamu yararı” kapsamına alınarak turizm yatırımcılarına açılabilecek bu kanuna dikkat çeken Yetkin, “Yeri, mevkii ve sınırları Cumhurbaşkanı kararıyla tespit ve ilan” edilecek bu alanlardaki bütün devlet taşınmazlarının da turizm kapsamına alınabileceğini belirtiyor.
Bu adımla Türkiye’nin kıyı ve orman arazilerinin yanı sıra, yaylalardan göllere bütün doğal alanları da turizm yatırımcılarının insafına bırakılıyor. Bu durum özellikle daha önce yangından etkilenmiş alanlara kurulan otelleri düşününce başka bir seviyeye ulaşıyor.

Biliminsanları ise yangından sonra bile, bu alanların daha genç bir ormana gebe olduğunu belirtiyor. Tek yapmamız gereken bu alanlara ellememek.
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi'nden Prof. Dr. Doğanay Tolunay, konuya ilişkin BBC Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede, Akdeniz ve Ege bölgelerindeki ormanlarda hakim ağaç türlerinin kızılçam olduğunu ve yangınlarda kızılçamların tamamının yanmadığını dile getiriyor.
Kızılçamların insanlık öncesinde de bu coğrafyada var olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tolunay, bu ağaçların yangınlara karşı uyum sağlamayı öğrendiğini belirtiyor.
Tolunay, bu ağaçların kozalaklarının yangın sırasında yere düşerek, o alanda kozalaklardan düşen tohumların, daha sonra yeniden filizlenme özelliği olduğunu belirtiyor.

Yangınların söndürülmesinin ardından yapılması gereken ilk ve en önemli şeyin fidan dikmek yerine, yanmış araziyi kontrol altına alıp, koruyup, gözlemlemek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tolunay, böylelikle bir sonraki baharda metrekarede onlarca kızılçam fidanına rastlayabileceğimizi müjdeliyor.
Ağaç dikme kampanyaları ise yanlış yapılırsa farklı sorunlara yol açabiliyor. Prof. Dr. Tolunay, bir bölgede yanmış bir ormanlık arazi için aynı ağaç türüne ait tohumları başka bir bölgeden getirmenin yapılacak büyük yanlışlar arasında olduğunu belirtiyor.
Tolunay "Manavgat'ta yanmış olan alana İzmir'den toplanmış kızılçamları dikmemeniz gerekir. Genetik farklar vardır. Böyle yaparsanız genetik kirliliğe neden olursunuz" ifadelerini kullanıyor.
Yanmış orman arazilerinin imara açılma korkusunun toplumda oldukça yaygın olduğunu belirten Prof. Dr. Tolunay, hızlıca yapılan fidan kampanyaları arkasında da bu korkunun olduğunu söylüyor.
Aslında her zaman olduğu gibi, yapmamız gereken doğayı kendi haline bırakmak. Ama maalesef, ormanlık bölgelerin içine madenlere izin verildikçe, bu alanlara oteller ve yazlık evler yaptıkça riskler artıyor.
Buna ek olarak, giderek etkisini daha fazla hissettiğimiz iklim krizinin sonucu olarak kuraklığın ve yüzey sıcaklıklarının artması bekleniyor. Bu durum da şu andaki yangınları yaşadığımız bölgedeki riskleri kat be kat artırıyor.
Açıkçası durum gerçekten çok ağır. Tam rakamlar belli olmasa da en az yüz bin hektarlık ormanlık alanın yok olduğu belirtilmekte. Bölgedeki insanlar emeklerini, yatırımlarını ve hatta canını kaybetmiş durumda. Tüm Türkiye çok haklı bir şekilde matem havası var.
Bununla beraber şu an durmanın zamanı değil, yapmamız gereken geçmişteki tartışmaları arkada bırakıp, yaralarımızı nasıl sarmamız gerektiğine odaklanmak.
Şu anda hala yangınlara müdahale ediliyor ve uzmanlara göre bu haftaki sıcak hava dalgası yangın riskini artıracak. Burada ben İhtiyaç Haritası ve Afet Platformu’nu takip etmenizi tavsiye ediyorum.

Yangından etkilenenler ihtiyaçlarını İhtiyaç Platformu’na ekleyebiliyor ve Afet Platformu da kriz masaları ile beraber çalışarak acil ihtiyaçları belirleyebiliyor.
Bu platforma bireyler ise direkt ürün yardımı yaparak ya da Afet Platformu’nu oluşturan 25 kuruma “Afet Platformuna Bağış” notu ile finansal yardım yapılabiliyor. Bu yardımların yangınlar bittikten sonra da organize edileceği belirtiliyor.
Bireyler aynı zamanda yangın sonrası orman alanlarının orman kalması için bölgedeki STK’lar ve ulusal STK’lar ile beraber çalışarak da destek verebilir. Ormanların kendini yenilemesi adına en önemli adım bu olacaktır.
Haberler maalesef kötü ama yapılacak çok şey var. Lütfen kendinize ve çevrenize iyi bakın, size ihtiyacımız var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Orman yangınlarının yedinci gününde eleştirilere, endişelere ve geleceğe bakıyoruz
03 Ağu 2021

YAZARLAR

Çevreci Geek
İklim haberleri üzerine yorumlar.
İLGİLİ OKUMALAR





