ABD seçimleri arefesinde sosyal medya

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
ABD 2020 Başkanlık Seçimleri’ne yaklaşırken hem ABD’de hem de küresel çapta enteresan gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Seçimi daha iyi yorumlayabilmek için odaklanılması gereken noktalardan biriyse politika, ekonomi, finans ve daha pek çok alanda ağırlığını gittikçe daha fazla hissettiren teknoloji. Bu çerçevede özellikle sosyal medya platformlarının siyasi konjonktüre olan artan etkisi, bu platformların seçimdeki rollerini de kritik kılıyor.
- Cambridge Analytica Skandalı: ABD Seçimleri ışığında son dönemdeki gelişmelere ve mevcut durum ışık tutmadan önce yeniden hatırlanması gereken olaylardan biri, 2018 yılında The Guardian ve The New York Times tarafından ortaya çıkarılan ve 2016 ABD Başkanlık Seçimleri’ni etkilediği tespit edilen Cambridge Analytica Skandalı. 2018’de ortaya çıkan raporlar, Cambridge Analytica isimli Birleşik Krallık merkezli siyasi danışmanlık şirketinin, Facebook kullanıcılarının kişisel verilerini izinsizce toplayarak bu verileri ABD 2016 Başkanlık Seçimleri sürecinde Donald Trump’ın kampanyasına sattığını ve Trump’ın bu sayede farklı kullanıcı profillerine farklı reklamlar gösterdiğini ortaya koymuştu. Skandalın ortaya çıkmasının ardından Facebook CEO’su Mark Zuckerberg ABD Kongresi önünde ifade vermiş ve özür dilemiş; diğer yandan ise #DeleteFacebook kampanyası başlamıştı.
- Elizabeth Warren’ın hamlesi: Demokrat Parti adaylarından Elizabeth Warren, adaylık yarışının devam ettiği süreçte Donald Trump’ın Facebook üzerinden yanlış bilgiler içeren siyasi içerikli reklamlar oluşturduğunu söylemiş, ilgili reklamların seçmenlerin kararları üzerinde manipülatif etkileri olabileceğini belirtmiş ve Facebook’u bu konuda eleştirmişti. Warren ardından, kendi kampanyası için yanlış bilgiler içeren bir Facebook reklamı vermiş ve Facebook’un bilginin doğruluğunu kabul etmeden reklamı yayımladığını açıklamıştı.
- "Doğrunun belirleyicisi”: Geçtiğimiz mayıs ayında Twitter, Donald Trump’ın e-posta yoluyla oy kullanmanın “sahtekârlık” olduğunu belirten tweet’lerinin ardından atılan tweet’lere yönelik doğruluk kontrolü yapacağını ve yanlış bilgi içerdiğini düşündüğü tweet’leri işaretleyeceğini duyurmuştu. Mark Zuckerberg ise kendisine Facebook’un da benzer bir adım atıp atmayacağı sorulduğunda şirketin “doğrunun belirleyicisi” olmadığını söylemiş ve hâlihazırda benzer bir adım atmayı düşünmediklerini açıklamıştı.
- 2020 yazı: Geride kalan birkaç ay ise sosyal medya şirketlerinin seçime yönelik aldıkları bazı hamlelerle geçti, Facebook bu süreçte Twitter’a kıyasla daha aktif adımlar attı diyebiliriz. İki şirket de Trump’ın "dış güçler ve derin devlete karşı bir savaş verdiğini" iddia eden QAnon hareketinin yanlış bilgi yaydığı ve siyasi açıdan tehlikeli olduğu gerekçeleriyle harekete bağlı pek çok profil ve hesabı engelleme yoluna gitti. Facebook, bir Oy Bilgilendirme Merkezi oluşturarak seçmenleri doğru bilgi alabilmeleri için bu merkeze yönlendirdiğini açıklarken seçimden bir hafta öncesinde siyasi içerikli reklam almayı da durduracağını açıkladı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
ABD 2020 özel bülteninin ilk sayısında son anketleri, kampanyaların çalışmalarını, yazarlarımızın özgün içeriklerini ve ABD basınından öne çıkan makaleleri derledik.
06 Eki 2020

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Bu yılki NATO Zirvesi; semboller, anlatılar ve kültürel güçle örülen "yumuşak gücün" ortadan kalkmadığını; aksine yeni bir biçim kazandığını gösteren anlarla doluydu. Savunma sanayiinin ve caydırıcılığın öne çıktığı bir dönemde yumuşak güç de bu gerçekliğe uyum sağlıyor; daha sert semboller, daha karizmatik lider imajları ve daha gösterişli ritüeller üzerinden yeniden üretiliyor.

Mutlak butlan kararı, yalnızca CHP iç dengelerini değil, toplumsal muhalefetin yönünü, enerjisini ve mücadele kapasitesini de doğrudan etkileyen bir kırılma noktası oldu. CHP’nin seçilmiş yönetiminin butlan tartışmalarına ayırdığı enerjiyi azaltıp odağını muhalefeti örgütlemeye ve CHP’yi de aşan geniş bir özgürlük cephesi kurmaya yöneltmesinin imkanları neler olabilir?
08 Tem 2026



