
Bu kısımda psikoloji, sosyoloji gibi alanlardan çeşitli konulara ilişkin, Nedir? sorusunu soruyoruz. Bu sayıda Adler’in Kişilik Kuramı Nedir? sorusuna cevap arayacağız.
Adler Kuramı olarak da bilinen Adler’in Kişilik Kuramı, oldukça özet olarak, aşağılık kompleksine sahip kişilerin, aşağılık hislerini telafi etmek için üstün olduklarını dışa doğru göstermeye çalışacaklarını öne sürer. Bu teori, üçü düşük sosyal aktivite ve ilgiye sahip olduğu düşünülen dört sosyal aktivite seviyesini tanımlamaktadır. Bu kategorilerden üçü, yaşam tarzına hükmetme, elde etme ve kaçınma türleridir. Bir diğeri ise sosyal olarak yetkin olan tip kategorisidir, Adler bu kategoriyi sosyal yaşama faydalı olan kişi tipi olarak da tanımlar. Hükmetme, elde etme ve kaçınma şeklindeki gruplara girenlerin hepsi, hayatlarında bir kere de olsa kendilerini aşağılık hissetmişler ve bu nedenle hayatlarında sosyal ilgi ve etkinlikten yoksun kalmışlardır. Bu üç gruba dahil olanlar, toplumda üstün görünmeye çalışarak maskeledikleri bir aşağılık kompleksi geliştirmişlerdir. Bu durum da, bu kişilerin bu yaşam tarzlarının, daha ileriki evrelerinde çevrelerindekilerden üstün görünerek maskelemeye çalıştıkları bir aşağılık kompleksi geliştirmesine yol açmıştır.
Adler’e göre bizi sadece geçmiş ve çocukluk yaşantılarımız şekillendirmemektedir. Biz aynı zamanda, bir birey olarak kendi kendimizi yeniden yaratmaktayız.
Adler, kişilik kuramında, "üstünlük için çabalamanın" tüm yetişkinler ve çocuklar için normal olduğunu belirtir ve üstünlüğün “fiziksel büyümeye paralel ilerlediği ve yaşamın kendisinin içsel bir gerekliliği olduğunu” söyler.
Tek bir cümleyle toparlayacak olursak, Adler'e göre insanlar çocukken kendilerinden daha güçlü figürlere (anne-baba) sahip ve bunlara bağımlı olmalarından dolayı, doğuştan bir aşağılık kompleksi geliştirir ve sonrasında da yaşamı süresince bu aşağılık duygusunu yenmek adına, üstünlük çabasında olmak durumunda kalırlar.
Tüm bunların yanı sıra, Adler bu kuramını doğuştan oluşan bir duruma dayandırdığından, doğum sırasının da kişilik davranışlarını etkileyen bir unsur olduğundan bahsetmektedir. Doğum sırasına göre hissedilen aşağılık duygularında farklılaşma olduğunu, bunun da kişilerin gelişim özelliklerine etki ettiğini belirtmektedir.
Literatürde genel olarak Adler'in Kişilik Kuramı'nın çok geçerlik kazanamadığı belirtilmektedir. Bunun sebebi de, aslında temel anlamda geçerli olabilecek özellikler taşısa da, bireylerin kendisine ve içine doğdukları aile yapısına göre çok değişen durumlar mevcut olduğundan, her zaman benzer şekilde doğrulanmasının mümkün olmamasıdır. Yine de istedim ki bilelim, öğrenelim, farklı psikologların benzer kuramlarıyla karşılaştırma imkanı bulduğumuzda kendi değerlendirmemizi yapabilelim.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

İçimdeki Dünya
İçimizdeki dünyaya yakınlaşabilir miyiz? Onu merakla keşfedebilir miyiz? Pratikler, ilhamlar, motivasyonlar ve şifa dünyasından haberler iki haftada bir posta kutunda!
İLGİLİ OKUMALAR



