Agresifliğin Doğuşu

Temelde aşırı agresif pilotlar son 40 yılın meselesidir. Aşırılığın dozu her geçen gün artıyor.
Agresifliğin Doğuşu

Pilotların yarıştaki temel amaçları önce takım arkadaşlarını, sonra da rakiplerini geçmektir. Yani pilotların mesleği, kısaca sporun içinde var oluş nedenleri, geçiş yapmaktır. Tarihin en büyük pilotlarından biri olan Ayrton Senna’nın, “If you no longer go for a gap that exists, you are no longer a racing driver.” (Var olan bir boşluğu değerlendirmezseniz, artık bir yarış pilotu değilsiniz demektir.) sözü aslında konunun özeti gibidir. Pilotlar boşlukları değerlendirerek rakiplerini geçmek için vardır.

Eskiden pilotlar için geçiş yapmak, boşluğu görmek ve değerlendirmek, arabanın yapabileceklerinin yanında yetenekle ilgiliydi. Ancak arabaların gelişimi yarışmanın doğasını değiştirdiği gibi pilotların da odağının değişmesine neden oldu. Karbon monokok şasilerden önce pilotlar hayatları pahasına yarışıyordu. Yaptıkları kazaların sonucunda ya yaralanıyorlar ya da ölüyorlardı. Bu nedenle de pilotlar birbirine karşı çok daha saygılı, mücadelelerde çok daha dengeliydi. Herhangi bir aşırı agresif sürüş ve/veya temas rakibin can güvenliğini tehlikeye attığı için saygı da bir mecburiyetti.

1981’de karbon monokok şasinin üretilmesiyle birlikte can kaybıyla ilgili kaygılar ikinci plana atıldı. Artık temaslar, rakibi pist dışına iten hamleler veya buna benzer sertlikler sporun içine daha çok girdi. Sporda sertliğin artmasıyla birlikte yarış kurallarının da büyük oranda yeniden düzenlenmesi gerekti. Özellikle Senna-Prost, Schumacher-Hill, Schumacher-Villeneuve gibi mücadelelerin artması kural kitabının daha da ayrıntılı olmasının zorunluluğunu ortaya koydu. Kuralların çoğu belirlenirken yukarıda saydığım isimlerin pist üzerindeki davranışları belirleyici oldu. Biraz kanunlar gibi değerlendirmek lazım. Kanunlar da yaşanan olaylar üzerinden yapılan değerlendirmeler neticesinde oluşturulur.

Kural kitabının yazılmasında FIA direktörü Charlie Whiting’in katkısı çok büyüktür. Sporun daha güvenli hale gelmesinde ve kuralların oluşturulmasının ardındaki ana güç, onun kararlılığı ve azmiydi. 1980’lerin ortasından sonra hem onun katkısı hem de teknolojik gelişmeler sayesinde ölümlü kazalar çok azaldı.

Fakat kural kitabı tartışmaları bitiremedi. Bunun iki nedeni var: İlki geçişlerin zorluğu, ikincisiyse kural kitabını yetersiz oluşu.

Öncelikle günümüzde geçiş yapmanın zorluklarının nedenlerini anlamamız lazım. Günümüzdeki Formula 1 araçları, tarihin boyutsal olarak en büyük yarış araçları. Daha büyük arabalardan yayılan daha fazla düzensiz hava akımı(türbülans, kirli hava, wake) ve eski arabalara göre tasarlanmış olan dar pistler gibi nedenler geçiş yapmayı aşırı derecede zorlaştıran faktörler.

Büyük pilotlar öncelikle arabalarıyla ve çevreyle ilgili gerekli hissiyata sahip oluyorlar. Schumacher’in kullandığı aracın volanındaki sorunu anlaması ve tasarımını değiştirtmesi, Vettel’in pistin üzerinde uçan helikopterin yaydığı kirli havayı direksiyonunda hissetmesi, Alonso’nun yarıştığı sırada pistteki ekranlardan yarışı okuyarak zekasıyla yarışın gidişatını belirlemesi, Hamilton’ın virajı dönerken 700 metre ilerideki bayrağın dalgalanmasına göre rüzgârın yönünü tespit edip o virajda arabasını rüzgârdan en az etkilenecek şekilde konumlaması gibi. Böyle örneklere ek olarak lastiklerin durumunun anlaşılması ve bunun yardımıyla frenleme mesafesinin doğru hissedilmesi gibi parametreler hep içgüdüyle, doğuştan gelen meziyetlerle ilgili. Doğuştan yeteneği olan pilot daha kolay geçiş yapabiliyor doğal olarak.

Ancak günümüzde sadece doğuştan gelen içgüdü ve yetenek de yetmiyor; zekâ da önemli bir girdi oldu. Motorların da komplikeleşmesi neticesinde geçiş yapmak isteyen pilotlar rakibinin arabasını gözlemleyerek rakibin elektrik enerjisi dahil tüm parametreleri düşünmek zorunda kaldı. Rakibin arabası pistin hangi bölgelerinde elektrik enerjisi biriktiriyor (energy harvesting mode), nerede pillerindeki elektrik enerjisinin çoğunu bitiriyor gibi faktörler geçiş için büyük önem kazandı.

Tüm bu faktörler, eskiden daha spontane ve içgüdüsel olan geçişlerin doğasını değiştirdi. Kısaca geçiş yapmak isteyen pilot rakibinin;

  • Elektrik enerjisi seviyesini (rakibinin arabası pistin hangi bölgelerinde enerji depolamaya başlıyor),
  • Lastiklerinin durumunu,
  • Arabasının hangi virajlarda ve/veya viraj çıkışlarında daha yavaş kaldığını,
  • Nerede kendisine göre erken fren yaptığını,
  • Genel sürüş karakterini, yarış çizgisini de anlar.

Pilot, hissiyatını ve zekâ gerektiren diğer parametreleri bir araya toplayarak genellikle birkaç tur önceden plan yapar. Elektrik enerjisini biriktirir, lastiklerini hazırlar, atak yapacağı yeri belirler ve en sonunda da atak yapar.

Tüm bu planlamanın sonucunda bazen istediğine ulaşır, bazen de ulaşamaz. Zaman zaman da temaslar ve kazalar yaşanır. Bu yazı dizisinde amacım geçişleri ve geçişler sırasında yaşanan olası temasları değerlendirmek.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Formula 1 - Geçiş Sanatı ve Geçişle ilgili Kurallar

Motor sporlarında geçişler özellikle son 30 senedir büyük bir tartışma yaratıyor. Karbon monokok şasilerin spora katılmasıyla birlikte pilotların geçişlere olan yaklaşımı da değişti.

02 Eki 2021

Formula 1 - Geçiş Sanatı ve Geçişle ilgili Kurallar

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR