Arkadaşlıklar Neden Biter?

Gün geliyor çok sevdiğimiz, çok iyi anlaştığımız ve birçok anı biriktirdiğimiz insanlarla yollarımız ayrılıyor. Arkadaşlıklar neden ve nasıl bitiyor?
Arkadaşlıklar Neden Biter?

İçine doğduğumuz aileyi seçemesek de arkadaşlarımızı kendimiz belirleyebiliyor, çevremizi içimize sinen, aklımıza yatan, bize iyi gelen insanlarla donatabiliyoruz. Yine de çoğu zaman yeni bir arkadaşlığa başladığımızda bu arkadaşlığın nasıl ve ne kadar süreceği üzerine uzun uzun düşünmüyor, güvenip yakın çevremize aldığımız bu insanlar tarafından incitilebileceğimizi aklımıza getirmiyoruz. Fakat tıpkı romantik ilişkilerde olduğu gibi bazı arkadaşlıklarımızda da başlangıç, büyüme ve sonlanma dönemlerini deneyimliyoruz. 

Empati ve yakınlık kurabileceğimiz insanlarla arkadaşlık etmeyi özellikle tercih ediyoruz. O kişiyi önemsemek, zorlandığı durumlarda yanında olmak, yaşadığı sıkıntılarda onu anlamak ve ona destek olmak gibi davranışlar arkadaşlıkların temel dinamiklerini oluşturuyor. Bu davranışlar karşılıklı olduğunda her iki tarafın da dengeli bir biçimde sevgi ve bakım vermesini ve görmesini destekliyor. Birbirine özen gösterme konusunda bir dengesizlik oluştuğunda, yani taraflardan biri arkadaşından yeterince önem ve sevgi göremediğini düşündüğünde arkadaşlıklar zedelenebiliyor.

İlişki dinamiklerindeki dengesizliğin yanı sıra, kişilerin beklenti ve isteklerinin zaman içinde değişmesi de arkadaşlıkların gidişatını etkileyebiliyor. Bazen bizi arkadaşlarımıza yakınlaştıran bu durum, bazen de uzaklaştırabiliyor. Benzer bir şekilde, bizim için çoğu zaman mutluluk ve duygusal destek kaynağı olan arkadaşlıklarımız kimi zaman da çatışmalara sebep olabiliyor. Bu çatışmalar, özellikle stresi yönetme becerisinin gelişmekte olduğu erken ergenlik döneminde ortaya çıkabiliyor. Bu dönemde sosyal baskının ve başkalarının onayına ve desteğine duyulan ihtiyacın daha yüksek olduğunu da göz önünde bulundurduğumuzda onaylanmamanın bir ergen için ne kadar yıkıcı olabileceğini tahmin edebiliyoruz. Bunun sonucu olarak bir arkadaşın başka bir arkadaşı onaylamaması veya kıskanması ergenlik ve genç yetişkinlik dönemlerindeki arkadaş ayrılıklarının önemli sebepleri arasında yer alıyor. Arkadaşlığı bitirme kararının arkasında bazen de hayat koşullarının değişmesi yer alabiliyor. Örneğin, artık aynı okula gitmiyor veya birlikte çalışmıyor olmak aradaki yakınlığı etkileyebiliyor. Başka bir deyişle, arkadaşlık ilişkilerimizde de fiziksel uzaklık bizi ayrılığa götürebiliyor. Bunların dışında, taraflardan birinin aldatıcı ve güven vermeyen davranışları da arkadaşlık ilişkisinde olumsuz hisler beslenmesine ve ilişkinin sürdürülemeyecek bir noktaya gelmesine sebep olabiliyor. Benzer bir şekilde, arkadaşların birbirlerini desteklemekten çok engelleme eğiliminde bulunması veya arkadaşça rekabetin dışında haset ve düşmanlaşmanın olması da arkadaşlığın bitişinde etkili oluyor. Böyle durumlarda arkadaşlar artık birbirlerine zarar verseler de kendilerini bu ilişkinin içerisinde kalmaya mecbur hissettikleri için görüşmeye devam edebiliyorlar.

Kısacası, bir zamanlar mutluluğumuzu besleyen arkadaşlıklar da sona erebiliyor ve hayatımızın üzüntü ve strese yol açan konularından biri haline gelebiliyor. Arkadaşlığı bitirme ve beraberinde gelen duygusal deneyimler, arkadaşlığın nasıl bitirildiğine göre farklılık gösteriyor. Araştırmalara göre arkadaşlığı bitiren kişiler, ayrılıktan sonra genellikle diğer insana kıyasla daha iyi hissediyorlar. Reddedilmenin büyük bir stres kaynağı olmasının bu duruma sebep olabileceği düşünülüyor. Ayrılığın düşük benlik algısı ve sürekli düşünme eğilimine yol açması da diğer sebepler olarak görülüyor.

Peki arkadaşlıklar nasıl bitiyor? Bir çalışmaya göre arkadaşlıkları bitirirken üç farklı strateji arasında bir tercihte bulunuyoruz. Bunlardan birincisi, doğrudan bir konuşma yapmadan ve arkadaşlığı tamamen sona erdirmeden sistematik bir biçimde uzaklaşmayı içeriyor. Buna göre, arkadaşımızla aramıza kademeli olarak mesafe koyuyor ve iletişimi zaman içinde azaltarak arkadaşlığın doğal bir şekilde bitmesini bekliyoruz. İkinci strateji ise arkadaşlığı yapılacak ve yapılmayacak aktiviteler ya da paylaşımlar üzerinden bölümlere ayırmayı içeriyor. Bu yöntemi arkadaşlığın bitmesi ile ilgili tereddütleriniz varsa deneyebilir, böylece bir mola vererek farklılık ve anlaşmazlıkların çözülüp çözülemeyeceğini gözlemleyebilirsiniz. Bu şekilde hem arkadaşlığınıza yeni bir bakış açısı getirebilir hem de sakinleşip arkadaşlığınızı yeniden değerlendirebilirsiniz.

Üçüncü strateji, doğrudan bir konuşma içermesiyle diğer iki stratejiden ayrılıyor. Bu konuşmada, iki arkadaşın birbirine ihtiyaçlarını ve isteklerini dile getirmesi ve gelecekte hangi noktalarda yan yana durmayı istediklerini belirlemesi bekleniyor. Böylece her iki taraf da hedef ve isteklerini değerlendirebiliyor ve ilişki sonlanacaksa bile bu açık iletişim yoluyla sağlanabiliyor. Eğer bu tarz bir konuşma yapmayı aklınızdan geçiriyorsanız karşınızdaki kişiyi suçlayan bir tavır yerine kendi hislerinizi paylaştığınız bir tutum takınmanız sürecin daha kolay geçmesini sağlayabilir.

Peki bu üç stratejinin özellikle tercih edildiği durumlar var mı? Araştırmalar, hayatımızın hangi döneminde olduğumuzun veya arkadaşlığımıza verdiğimiz değerin seçtiğimiz strateji üzerinde etkili olabileceğini gösteriyor. Örneğin, yetişkinler arkadaş ayrılıklarında doğrudan yapılan konuşmaları tercih ediyorlar. Erken ergenlikte ise bu durum, fazla duygusal çağrışıma ve çelişkiye yol açtığı için daha az tercih ediliyor. Bu dönemde duygusal olgunluk ve perspektif alma becerilerinin henüz tam olarak gelişmemesi de bu tercihin bir sebebi olarak görülüyor. Diğer taraftan, yeni ebeveyn olmuş ve yaşam stili anlamlı bir şekilde değişmiş biri, daha pasif yöntemleri tercih ederek arkadaşından yavaş yavaş uzaklaşma yolunda ilerleyebiliyor. Duygusal bağı güçlü olan arkadaşlıkları bitirmek bizim için çok daha zorken zaten yeterince yakın hissetmediğimiz insanlarla olan arkadaşlığımızı daha pasif yöntemlerle bitirebiliyoruz. Bir araştırmada katılımcılar, en iyi arkadaşlıkların sona ermediğini, sona eren arkadaşlıkların aslında gerçek arkadaşlık olmadığını belirtiyorlar. Özellikle yaş olarak daha büyük ve evli olan kişiler, arkadaşlıkları sürdürmede sevginin önemine daha fazla vurgu yapıyorlar. Yirmili yaşlarının ortalarındaki katılımcılar, yirmili yaşlarının başlarında olan katılımcılara göre arkadaşlık hakkındaki görüşlerinde karşı tarafın duygularına daha çok odaklanıyorlar. 

Arkadaş ayrılıkları genellikle üzücü bir süreç olarak düşünülse de bazen rahatlatıcı da olabiliyor. Bu süreçteki duygu durumumuzu, arkadaşlığın sona ermesinden sonra yaşananlar, ayrılığa götüren süreç ve ayrılık noktasında seçilen yol gibi faktörler etkiliyor. Arkadaş ayrılığının zorluğu, en çok da bu sürecin aslında belirsiz bir kayıp olması ile ilgili. Hala hayatta olan birinin yasını tutuyor olmak, birçoğumuz için kafa karıştırıcı bir deneyime yol açıyor. Uzmanlar, bu süreçte kendimize “Ne oldu, bu arkadaşlık benim için ne ifade ediyordu, arkadaşımla ilişkim insanların geri kalanı hakkında bana nasıl hissettiriyor?” gibi sorular sormamızı öneriyor. Bu sorular kendi duygularımızı tanımaya zaman ayırmamızı sağladığı için yas süreci açısından faydalı olabiliyor.

Arkadaşlığımızın bitmesinin ardından içinden geçtiğimiz süreçte bize en çok fayda sağlayan yöntem, bu arkadaşlıktaki rolümüzü görmek ve bu role sahip çıkmak. Arkadaşlığımız bitmiş olsa bile ilişkilerin iki kişilik olduğu gerçeğini aklımızda bulundurmak ve karşı tarafa bize kattıkları konusunda müteşekkir olmak bize çok iyi geliyor. Bunun yanı sıra bir dahaki karşılaşmamızda nasıl davranmak istediğimiz üzerine düşünmek de ayrıca önem taşıyor.

İlayda Deringör

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Yakın İlişkilerYakın İlişkiler

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

❤️‍🩹 Sonsuza Kadar Süren Bir Arkadaşlık Mümkün mü?

Bazen arkadaş ayrılıkları da partner ayrılıkları gibi canımızı acıtıyor. Bitmesini istemediğimiz arkadaşlıklarımız bir anda bitiveriyor!

23 Haz 2022

River - Haley Tippmann

YAZARLAR

Yakın İlişkiler

İlişkilere bilimsel bir bakış açısı!

İLGİLİ OKUMALAR