"Aşkın çabası" boşuna değil: Kadınların ekonomisi ana akımlaşıyor*


Kültür sanat ekosistemiyle dayanışma içinde: Mey | Diageo Café Müller | Kaynak: İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) 150 yıllık kültürel bir mirasın temsilcisi olan ve bu köklü kültürden beslenen Mey | Diageo , kültür sanat alanındaki paydaşlarına önemli destekler vererek birlikte sosyal fayda yaratacak projeler hayata geçirmeye ve onlarla daima dayanışma içinde olmaya öncelik gösteriyor. Sadece kurumsal sosyal sorumluluk projeleri değil, yaşamın her anında sorumlu bir sosyal kurum olmayı hedefleyen Mey | Diageo , bu uzun ömürlü dayanışma yaklaşımını ekosisteminin en önemli unsurlarından kültür sanat alanında kurduğu beraberlikler ve ortak sevinç ve tutkuların paylaşıldığı projelerle gözler önüne seriyor. Neler oluyor? Kurum, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından bu yıl 27’ncisi düzenlenen İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında seyircilerle buluşan, Pina Bausch’nin ölümsüz eseri Café Müller ’in gösteri eş sponsorluğunu üstlenmenin mutluluğunu paylaştı. İKSV’nin yanı sıra Zorlu PSM, Arter, Pembe Hayat LGBTİ+ Derneği, Ayvalık Film Festivali, Ayvalık Uluslararası Müzik Festivali, Bergama Tiyatro Festivali, KüçükÇiftlik Bahçe Tiyatrosu, Uluslararası Bodrum Festivali’yle dayanışma ve başarı içerisinde yan yana gelmeye devam ediyor. Yaşadığı çevreye ve dokunduğu hayatlara önem veren, toplumun değerlerine her noktada saygı gösteren Mey | Diageo ’yu ve değerli çalışmalarını ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
William Shakespeare’in 1597 tarihli komedyası Love’s Labour’s Lost (Aşkın Çabası Boşuna), entelektüel gelişime bağlılıkla aile içi mutluluk arayışı arasındaki gerilimde yol alan dört kişinin öyküsünü anlatır. Yaklaşık dört yüzyıl sonra, Harvard’lı ekonomist Claudia Goldin bu hikâyeyi kariyer ve aile arasında denge kuran Amerikalı kadınların bakış açısından yeniden ele aldı. Goldin’in kadınların iş gücü piyasasındaki sonuçlarına ilişkin derin içgörüleri kendisine Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazandırdı.
Goldin’in başarısı sadece ezici bir çoğunlukla erkek egemen bir disiplinde çalıştığı için değil—kendisi tarihte ekonomi Nobel’ini kazanan üçüncü kadın olurken tek başına kazanan ilk kadın olmayı başardı—aynı zamanda akademik kariyerinin doğrudan toplumsal cinsiyete odaklanması nedeniyle de dikkate değer. Goldin’in araştırdığı konular—kadınların iş gücüne katılımı ve özellikle de cinsiyetler arası ücret farkı—genellikle feminist iktisat içinde birbirlerinden izole edilmiş ve bu alanda marjinalleştirildi.
Kendisini bir "ekonomist-dedektif" olarak konumlandıran Goldin, bir dizi vakayı çözdü, ancak Nobel Komitesi’nin de belirttiği gibi üç tanesi öne çıkıyor. Birincisi, çoğu ekonomik kalkınma teorisi, ekonomiler büyüdükçe kadınların otomatik olarak ve sorunsuz bir şekilde işgücüne çekileceğini varsayıyor. Ancak Goldin’in araştırması, kadınların iş gücüne katılımının zaman içinde ters bir çan eğrisi izlediğini gösteriyor.

200 yıllık verileri titizlikle tarayan Goldin, ekonomik faaliyetlerin odağı tarımdan sanayiye kaydıkça özellikle evli kadınlar için çocuk bakımıyla fabrika işlerini dengelemenin zorluğu nedeniyle kadınların iş gücüne katılımının düştüğünü gözlemliyor. Ancak hizmet sektörü hakimiyet kazandığında, kadınlar iş gücüne çok daha yüksek oranlarda katılıyor.
İkinci olarak cinsiyetler arası ücret farkı—kadınlar ortalama olarak erkeklerin kazandığı her 1 liraya karşılık 77 kuruş kazanmaktadır—geleneksel olarak eğitim seviyesinden hırs farklılıklarına kadar sayısız faktöre bağlanıyor. Bazıları bunun bir yetenek meselesi olduğunu iddia ediyor. Örneğin eski ABD Hazine Bakanı Lawrence Summers, 2005 yılında erkeklerin biyolojik olarak matematik ve bilime daha uygun olduğunu savunmuştur.
Ancak Goldin, aynı meslek içindeki ücret farklılıklarını inceleyerek asıl açıklamanın çok daha basit olduğunu gösterdi. Görünüşe göre, süregelen gecikme eğitim düzeyine bağlanamaz; zengin ülkelerde kadınlar bu alanda erkekleri geride bırakıyor. Ücret farkı, meslek ayrımı gözetmeksizin var olduğundan kadınların daha az kazançlı alanlarda daha yüksek oranda temsil edilmesine de bağlanamıyor. Üniversite mezuniyetinde kadın ve erkeklere ödenen ücretin neredeyse aynı olduğu göz önüne alındığında, bilişsel yetenek de sorun değil.
Bilakis, kadınlar sırf doğurgan bireyler onlar oldukları gerçeğinden ötürü erkeklerden daha az kazanıyor. Ücret farkı, bir kadının ilk çocuğunun doğumundan bir ya da iki yıl sonra ortaya çıkmaya başlıyor. Kariyer kesintileri ve çalışma saatlerindeki azalma gibi doğumla ilgili faktörler nedeniyle 45 yaşına gelindiğinde kadınlar erkeklerin kazandığının %55’ini kazanıyor.
Üçüncüsü, Goldin’in araştırması kadınların beklentilerinin önemli olduğunu ortaya koyuyor. Gösteri etkisi (demonstration effect)—aile büyüklerinin onlara teşkil ettiği örnek—nedeniyle kadınlar uzunca bir süre iş güçlerini değerinin altında satmış. Bu durum 1970’lerde ABD’de kadınların eğitimine yapılan yatırımların artması ve evlilikle ilk doğum arasındaki sürenin açılmasıyla değişmeye başlıyor.
Goldin, Nobel ödülünü kazandığı günün sabahında yayımladığı bir çalışma raporunda, 1963 ve 1973 yılları arasında bu değişime zemin hazırlayan bir dizi gelişmenin altını çiziyor. Bunlar arasında Eşit Ücret Yasası’nın kabulü; Roe v. Wade (ABD Yüksek Mahkemesi’nin kürtajı anayasal bir hak olarak tanıması); kadınların prestijli üniversitelere kabulündeki artış ve özellikle de doğum kontrol haplarına erişim yer alıyor.
Goldin’in çalışmaları ekonomi bilimi için bir dizi önemli ders içeriyor ve günümüzün ekonomik gerçeklerini anlamak için tarih okumanın önemini gösteriyor. Piyasaların yüzyıllardır çözüm üretemediği inatçı sorunlar bugün bile mevcut. Kadınlar, neden hâlâ çocuk doğurarak topluma en büyük katkıyı sağladıkları için cezalandırılıyor?
Goldin’in çalışmaları ekonomik aktörleri ayrıştırma ihtiyacını da ortaya koyuyor çünkü sonuçlar genellikle kimlik, sosyal yapılar ve öznel algılara dayalı kendi kendini gerçekleştiren kehanetleri yansıtıyor. Örneğin, Goldin’in açıkladığı gibi, benzer eğitim almış heteroseksüel çiftlerin çoğu, ev işlerini eşit olarak paylaşmıyor çünkü erkek partner genellikle daha fazla kazanıyor. Ancak bu durum ücret farkını pekiştiriyor.
Goldin’in çalışmasının en radikal çıktısı ekonominin sadece resmî kurumsal alanlarda değil, aynı zamanda mahrem alanlarda da yaşadığını göstermesi. Bu disiplin, finansal piyasalarla olduğu kadar evlilik piyasalarıyla da ilgilenmeli. "Kadın dergileri"nde ele alınan fikirler, epeyce uzun bir süredir ekonomi dergilerinden çıkıyor.
Goldin’in çalışması feministlerin uzun zamandır vurguladığı bir noktanın daha altını çiziyor: kadınlar kişisel olanı profesyonel olandan ayırma lüksüne sahip değiller. Ekonomi, kadınlar için ev içi mutluluğun hem gelir hem de bağımsızlık açısından bir bedelinin olduğu gerçeğini görmezden gelemez.
Politika perspektifinden bakıldığında, iki seçeneğimiz var: Evliliği ve çocuk yetiştirmeyi, kadınların erkekler için inşa edilmiş bir ekonomik sistemde rekabet edebilmelerini sağlayacak şekilde yeniden tasarlayabiliriz. Örneğin, iş yerinde çocuk bakımı ve vergi teşviklerinden yararlanılabilir. Ya da Goldin’in savunduğu gibi, ekonomiyi kadınlar için çalışacak şekilde yeniden tasarlayabilir, daha esnek, daha az "açgözlü" ve empati odaklı hâle getirebiliriz.
Ancak hiçbir şey yapmazsak "aşkın çabası" kadınlar için "boşa" gitmeye devam edecektir.
- *Ana akımlaştırma, bahsedilen bakış açısının/prensiplerin tüm çalışma, plan, program, inceleme, bütçeleme, değerlendirme gibi mekanizmaların içerisinde entegre edilmesi ve kapsayıcı, bütünlüklü bir şekilde ele alınması demektir.
© Project Syndicate, 2023
Cambridge Üniversitesi'nde Ampirik Hukuk Çalışmaları Doçenti olan Antara Haldar, Harvard Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesi ve hukuk ve biliş üzerine bir Avrupa Araştırma Konseyi bursunun baş araştırmacısıdır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
TÜFE’yle ÜFE arasındaki makas açılırken ENAG’ın verileri TÜİK’in ölçümlerinin iki katını aştı. Ekonomi Nobeli, yatak odasıyla toplantı odası arasındaki ayrımın kalktığını gösterdi. Kirli Hanım, Türkiye’nin ilk ödüllü peyniri oldu.
04 Kas 2023

YAZARLAR

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.




