Aşurenin kestanelisi, yazarın kenar mahallelisi: Osman Cemal Kaygılı

Aşurenin kestanelisi nasıl olur? Malzemesi 40'a nasıl tamamlanır? Yaklaşan Aşure Günü şerefine 1940'lardan kalma bir tarif, köşe yazısı ve ufak bir sataşma. Üstüne köşe yazısının sahibi Osman Cemal Kaygılı'nın hayatına bir bakış.
Aşurenin kestanelisi, yazarın kenar mahallelisi: Osman Cemal Kaygılı

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

"İyisi olursa yemesine doyulmaz. Fakat mübareği, bele akşam yemeklerinden sonra, pek fazla kaçırmaya da gelmez. Aşurenin, tam bir aşure olması için, derler ki, içine kırk türlü şey koymak lazımmış. Halbuki Akşam gazetesinin dünkü aşure tarifnamesinde kırk değil, on türlü şey bile yoktu. Hem o tarif, pek karmakarışık bir tarifti. Sonra, işin içine şamfıstığı, kestane, portakal kabuğu filan girdiği gibi, üstelik bir de badem içlerinin, fırında pembeleştirilerek aşureye katılması vardı ki, bu tertip aşure, olsa olsa ya sürrealist yahut bopstil aşure olsa gerek! Vakıa aşurenin· kestanelisine ben de bayılırım ama Akşam’ın tarif ettiği gibi, kestanelisine değil! Kestane suda haşlanıp iç kabukları soyulduktan sonra, tekrar suda ezilerek öteki mahlutların, içine katılacak olursa aşure, bir kat daha enfes olur. Neyse, biz herkesin ağız tadının kahyası değiliz ya, isteyen aşureyi öyle pişirir yer; isteyen de bütün bunların ve portakal kabuğunun yanı sıra, tencereye biraz da nar kabuğu, ayva çekirdeği Trabzon hurması, hatta çörekotu, denizkadayıfı filan ilave eder.

Zaten hakiki ve tam aşureye ilave edilmesi lazım geldiği söylenen kırk türlü şey nasıl tamamlanacak? Ben, bir defa bunları şu suretle ancak on altıya kadar çıkarabilmiştim:

Buğday pirinç, nohut, fasulye, bakla, incir, üzüm, hurma, süt, ararot şeker gülsuyu bir tutam tuz ve kaselerin üzerine serpilen ceviz, badem, nar… Kırka varmaya geride ne kalıyor, yirmi dört mü? Şu yukarıda isimleri geçenleri de bunlara ilave edersek, yarı yarıya kırka yaklaşmış oluruz. Geriye kalanını da artık, başka gazetelerin, başka fıkra muharrirleri bulsunlar!

Hazır aklıma gelmişken, şunu da söyleyeyim: Mademki hakiki aşureye tam kırk türlü şey lazımdır. Şu hâlde ben, bu sütunlarda, her gün okuyucularıma birer aşure ziyafeti veriyorum demektir. Çünkü hakiki aşurenin bir adı da 'kırkambar'dır."

Osman Cemal Kaygılı'nın bu yazısı yazarın "Kırkambar" adlı köşe yazıları arasında Hakikat Gazetesi’nde 24 Aralık 1940 (24 Birincikânun 1940) tarihinde yayımlanmış. Osman Cemal Kaygılı’ya geçmeden önce verdiği aşure tarifi üzerinde durmak isterim. 


Kaygılı, haşlanmış kestanelerin ezilerek aşure suyuna katılmasının lezzet artırıcı olduğunu yazıyor. Yıllardır aşure yaparken ben de bu yöntemi kullanıyorum hatta Osman Cemal Kaygılı tarifi diyerek anıyorum. Çünkü bugüne kadar tarihî ya da güncel kaynaklarda bu usule rastlamadım. Kaygılı’nın bahsettiği ve eleştirdiği 23 Aralık 1940 tarihli Akşam gazetesinde isimsiz olarak verilen kestaneli tarif ise şöyle: 

23 Aralık 1940 tarihli Akşam gazetesinde verilen kestaneli tarif

Aşure

Çok besleyici olmakla beraber nispeten ucuza çıkan aşureyi hemen herkes sever. Aşure şöyle yapılır: 125 gram aşurelik buğday almalı geceden su ile ıslatılmalı. Sabah bu suyu dökerek üzerine temiz su doldurulmalı ve 50 gram (birkaç su yıkanmış) pirinç ilave ederek yavaş yavaş ateşte pişirmeli. Buğday çatlayıp gayet iyi yumuşayıncaya kadar kaynamalıdır. İkide bir kepçe ile karıştırılmalı ve ezmeli.

Diğer taraftan bir portakalın kabuklarını ince ve küçük parçalara taksim ederek yumuşak oluncaya kadar ve bir iki defa suyunu değiştirerek haşlamalı. Yarım kilo kestaneyi suda haşlayarak üst ve iç kabuklarını ayıklamalı, 75 gram çekirdeksiz üzümün çöplerini temizleyip yıkamalı, 50 gram iç bademi ağartmalı (iç kabuklarını sıcak suda haşlayarak soymalı) 50 gram ceviz içi ile beraber hafif ateşe veya fırında pembeleştirmeli.

Yirmi beşer gram beyaz fıstık ve tuzsuz Şam fıstığı ile tabağa koymalı, su kaynayınca içine buğdayı, portakal kabuğunu, üzümü, beyaz fıstığı atmalı karıştıra karıştıra pişirmeli.

Bir kap içine 150 gram unu su ile karıştırarak boza koyuluğunda un terbiyesi yapmalı ve ateşte pişen tencereye ilâve etmeli. Un kokusu zail oluncaya kadar daima karıştırarak pişirmeli. 850 gram şeker ilâve etmeli ve karıştırmakta devam etmeli. Aşure pişince ateşten indirmeli ve bir kahve fincanı çiçek suyu atılmalı karıştırmalı.

Evvelce hazırlanan tabak yahut kaselerin dibine ayıklanmış kestane dizmeli üzerine aşure doldurmalı. Aşure soğuduğu zaman üzerine badem, ceviz, şam fıstığı dizerek süslemeli. Arzu edilirse aşurenin içine haşlanmış nohut ve fasulye de konulabilir.

Osman Cemal Kaygılı kimdir?

1890 yılında İstanbul’da doğmuş, 9 Ocak 1945’te 55 yaşındayken hayata gözlerini yummuş. Balkan Harbi sıralarında Eyüp’teki “Zafer” adlı futbol takımında santrafor mevkiinde oynamış bir futbolcu, bir akşamcı, bir tiyatro oyuncusu ve tiyatro yazarı ve çok önemli bir gazetecimiz… 

Hüseyin Rahmi ve Ahmet Rasim’in açtığı mizah anlayışını geliştirmiş, eserleri tam olarak gün yüzüne çıkmamış, roman ve hikayeleri, binlerce yazısı, gazete ve dergi sayfalarında kalmış çok kıymetli bir edebiyatçımız. Elbette hakkında kitap, makale, tez düzeyinde çalışma yapan başta Reşat Feyzi Yüzüncü, Tahir Alangu, Orhan Okay, Mustafa Apaydın, Erhan Ayhan olmak üzere çok kıymetli isimler var. Ama külliyatı bütün olarak okurla buluşmamış, ciltleri doldurabilecek malzeme, gazete ve dergi sayfalarında duruyor.

Osman Cemal’in 1920’lerde Aydede dergisinde Ahmet Rıfkı imzasıyla yayımlanan karikatürü.

Bir kenar mahalle çocuğu olan Osman Cemal, hem doğup büyüdüğü muhit hem de hayatının sonuna kadar süren yaşam koşulları bakımından tam bir halk adamı ve de halk yazarı. Her zaman halkın alt sınıfına mensup olanları yazmış. Reşat Feyzi Yüzüncü’nün ifadesiyle “Halkın mahallesinde, halkın oturduğu evlerde oturmuştur. Halk gibi giyinmiş, halkın meyhanesinde rakı, halkın kahvesinde çayını içmiştir.”

Bu halk adamı, ilköğrenimini Cezrî Kasımpaşa Mektebi’nde tamamlar. Daha sonra Eğri Kapı Merkez Rüştiyesi'ni bitirir. Ardından Menşe-i Küttâb-ı Askeriye’ye devam eder ve 16 yaşındayken askerî okulu bitirir. Genç bir astsubay olarak Osman Cemal, 1906 yılında Erkân-ı Harb-i Umumiye’ye (Genel Kurmay Başkanlığı) kâtip olarak girer. Açılan bir sınavı kazanarak Kıtaât-ı Fenniye Müfettişliği Kalemi kâtipliğine getirilir. 

1912 yılında Tepebaşı tiyatrosunda oynanan bir oyun sırasında taşkınlık yapınca Mahmut Şevket Paşa suikastına karışmış olabileceği gerekçesiyle Sinop’a sürgün edilir. 1. Dünya Savaşı başladığında seferberlik ilan edildiğinden affedilir ve seyyar tümenlerde kâtipliğe başlar. En son görevi Menemen’de 46. Tümen İdare Kâtipliği olur. Kaynaklardan, 1917 yılında hastalandığını ve tedavisinin uzun sürmesi üzerine 27 yaşında zorunlu olarak emekliye sevk edildiğini öğreniyoruz. 

28 yaşında, malulen emekliye ayrılmış birinin cılız bir emekli maaşıyla geçinmesi mümkün olmaz. Osman Cemal’in hayatı ve eserleri üzerine yazılmış ilk çalışmanın yazarı olan Reşat Feyzi Yüzüncü’nün verdiği bilgiye göre babasından kalan Otlakçı’daki evinde inek besleyip süt satmış, bu işten anlamadığı için kısa sürede iflas etmiş. Yaşamında sahip olduğu tek şey olan babasından kalan ev de yanınca bütünüyle zor durumda kalmış. Ama bu muhiti çok sevdiği için ölünceye kadar buradan ayrılmamış. İstanbul pazarında topladığı meyveleri sattığı, vapurlarda biletçilik, Mütareke'nin ilk yıllarında seyyar semt pazarında manifaturacılık bile yaptığını biliyoruz. 1925 yılında yeni kurulan İstanbul İmam Hatip Okulu’nda, 1931’de Çemberlitaş Erkek Ortaokulu’nda ve en son da ölümüne kadar, Fener Rum Kız Lisesi’nde Türkçe öğretmenliği görevini sürdürmüş.

Osman Cemal’in ismiyle özdeşleşen ve ölümüne kadar sürdürdüğü asıl mesleği ise gazetecilik. İlk yazısı 1910 yılında Baha Tevfik’in Eşek dergisinde yayınlanan Osman Cemal, bu yıllardan başlayarak ölümüne kadar gazetecilik mesleğini devam ettirmiş. Mizah yazılarıyla başlayan gazetecilik hayatı, hikayeleri, gezi yazıları, tefrika romanları, İstanbul kültürü üzerine yazdığı yazılarla devam etmiş. Gazetecilik mesleğini şöyle anlatır yazar: 

“Türkiye’de muharrirlik edecek adam kışın Beyoğlu, Nişantaşı cihetlerinde, yazın da Kadıköy, Ortaköy falan yerlerde oturmalı ki rahat edebilsin. Sultanahmet, Cağaloğlu civarı ve Boğaziçi’nin bazı yerleri de muvafıktır. Fakat Fatih, Aksaray, Eyüp Sultan bilhassa Karagümrük, Edirnekapı, Kasımpaşa, Mevlenakapı, Yenibahçe gibi yerlerde oturmaya hiç gelmez. Hele gazete muharriri olursanız vay halinize! Benim gibi birkaç senedir bu kenar semtlerde oturan bir gazete muharririnin neler çektiğini ben bilirim. Sanki bu memlekette bir gazete muharriri aynı zamanda hem belediye reisi hem zaptiye nazırı hem maarif müdürü hem mahkeme kadısı hem tramvay direktörü hem vapur kaptanı hem arabacılar kahyası hem avukat hem tellal hem bekçi hem imam hem muhtar hem muallim hem mürebbi… Hülasa memleketin bütün mesail-i umumiye ve hususiyesinin bir nâsır-ı umûr ve sâhib-i selâhiyeti imiş gibi, rast gelen size koşar, sırrını size açar, derdini size yanar, dermanını sizden bekler.”

(Osman Cemal Kaygılı, “Kenar Mahallelerde Muharrirlik”, Aydede, S.28, Ekim 1922. s. 8.)

Eşek dergisinde yayımlanmış ilk yazısından sonra Karagöz gazetesinde mizahi yazılar yazmaya devam etmiş. Şebab mecmuasında da mizahi yazıları çıkmış. Daha sonraları Aydede, Ayine, Güleryüz, Akbaba gibi dönemin bütün mizahi gazete ve dergilerinde durmadan yazılar yazmış. Bu yıllarda mizahi yazıların yanında hikayeler de kaleme almış. Bazen “Anber”, “Kanber” gibi takma adlar kullanmış.

Osman Cemal’in yazı dizisi "İstanbul'un köşe, bucağı"ndan Eminönü Balıkpazarı bölümü (Yeni Gün, 1 Mart 1931)

İstanbul folkloru üzerine incelemeleri ve bu konuda yazdığı yazıları çok kıymetlidir. 1931’de Yeni Gün gazetesinde “İstanbul’un Köşe Bucağı” adı altında yazdığı gezi yazıları, 2003’te Tahsin Yıldırım tarafından kitaplaştırılmış ve şe Bucak İstanbul adıyla basılmıştır. Osman Cemal İstanbul’daki kahvelere girip çıkmış, oralarda yaşananları gözlemlemiş ve bu gözlemlerini İstanbul’da Semai Kahveleri ve Meydan Sairleri adıyla 1937’de yayımlamıştır. Folklora dair diğer bir önemli eseri Argo Lügati’dir. 1935’te Haber gazetesinde tefrika edilen eser uzun bir süre sonra kitap olarak basılmıştır.  

İlk ve en bilinen romanı Çingeneler’dir. Bekri Mustafa, Kovuk Palas’ın Esrarı, Akşamcılar, Aygır Fatma diğer romanlarıdır. Kitaplaşmış hikaye kitaplarının yanında daha önce de belirttiğimiz gibi gazete ve dergilerde kalmış pek çok hikayesi vardır. Binlerce de nefis yazısı… 

Aşure günü vesilesiyle Osman Cemal Kaygılı’yı andık ve tarifini paylaştık. Ruhu şad olsun…

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Bahriye Çeri

Edebiyat araştırmacısı, akademisyen ve editör.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta