Ateş altında 1 yıl: 'Gazze artık ertelenmiş hayaller ve anıların şehri'

Hamas'ın Aksa Tufanı harekatı ve ardından İsrail'in misilleme saldırılarının başladığı 7 Ekim 2023'ün üzerinden tam 1 yıl geçti. Arkasında harabeye dönen şehirler, kaybedilen hayatlar ve bir ömür tamir edilemeyecek yaralar bırakan, Ortadoğu'da bölgesel çatışmaların fitilini ateşleyen savaş, Gazze ve Beyrut'tan nasıl görülüyor?
Ateş altında 1 yıl: 'Gazze artık ertelenmiş hayaller ve anıların şehri'

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Hamas'ın Aksa Tufanı harekatı ve ardından İsrail'in misilleme saldırılarının başladığı 7 Ekim 2023'ün üzerinden tam 1 yıl geçti. Hamas, geçen yıl bugün, 7 Ekim'de İsrail'e sürpriz bir saldırı düzenleyerek 1.200 İsrailliyi öldürmüş, 250 kişiyi rehin almıştı. Saldırı sonrası İsrail ise Hamas’ın kontrol ettiği Gazze Şeridi'nin büyük bölümünü yerle bir eden savaşı başlatmıştı. 

  • Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre o tarihten bu yana Gazze'de 41 binden fazla Filistinli öldürüldü. Filistin'de bir yılda yaklaşık 1,9 milyon kişi Gazze Şeridi'ndeki saldırılar nedeniyle yerinden edildi.

İsrail'in saldırıları ise yalnızca Gazze'de değil, Lübnan'da da devam ediyor. Lübnan hükümetine göre, Hizbullah’ın kullandığı iletişim cihazlarının patlatıldığı 17 Eylül'den beri 104'ü çocuk ve 194'ü kadın olmak üzere toplam 1.411 kişi öldürüldü. İsrail ordusunun 8 Ekim 2023'ten bu yana Lübnan'a düzenlediği saldırılarda ise 2.011 kişinin hayatını kaybettiği, 9.535 kişinin yaralandığı bildirildi. Lübnan Başbakanı Necip Mikati'ye göre bir milyondan fazla kişi evini bırakmak zorunda kaldı.

İsrail’in 7 Ekim saldırılarının birinci yılı dolarken Filistin’de ve Beyrut’ta yaşayanlar, savaşın hayatlarını nasıl değiştirdiğini Aposto’ya anlattı. Dünyanın birçok yerinde düzenlenen protestoların kendileri için önemli ancak yeterli olmadığını söylerken, “Protestolar bir başlangıçtır, ancak bu savaşı durdurmak için somut eylemlere ihtiyacımız var. Uluslararası toplum harekete geçmeli ve İsrail'e baskı uygulanmalı” dediler.

‘Hayatta kalmak imkansız hâle geliyor’

Gazeteci Farida Al-Ghoul, Gazze’de yaşıyor. 27 yaşındaki Al-Ghoul, 7 Ekim’den bu yana devam eden İsrail saldırılarının her geçen gün şiddetini daha da artırdığını söylüyor. Ailesinden ve arkadaşlarından çok fazla kişiyi kaybetmiş: 

“Bu acı tarif edilemez. Sadece ben değil, Gazze'deki her aile yas tutuyor. Hepimiz büyük ölçekte bir travma yaşıyoruz ve bu trajedinin derinliğini ifade edecek kelimeleri bulmak çok zor.”

İsrail’in her gün sivil bölgelere yani okullara, hastanelere ve evlere bomba attığını söyleyen gazeteci, Gazze’de gıda, su ve tıbbi malzemeler gibi temel ihtiyaçlara erişimin de neredeyse imkansız hâle geldiğini ifade ediyor:

“Abluka her şeyi kısıtladı. Temiz suya erişimimiz yok ve insanlar aç kalıyor. İlaçlar tükeniyor ve elektriği devam ettirecek yakıt yok. Hayatta kalmak imkansız hale geliyor.”

7 Ekim saldırıları, herkes gibi onun da hayatını tamamen değiştirmiş, normallik hissini tamamen yitirmesine neden olmuş:

“Buradaki herkes gibi benim hayatım da tamamen alt üst oldu. Savaştan önce, zor zamanlarda bile en azından bir normallik hissi vardı. Şimdi her şey değişti, evlerimiz gitti, sürekli korku içinde yaşıyoruz. Bu sadece fiziksel yıkım değil, duygusal ve psikolojik olarak da yıkıcı.”

İsrail, 7 Ekim’den beri Gazze’ye saldırmaya devam ederken, Beyrut’a da saldırılarını yoğunlaştırdı. İsrail’in saldırılarının kasıtlı ve acımasız olduğunu söyleyen gazeteci, “İsrail'in hem Filistin'e hem de Beyrut'a saldırmasıyla dünya şiddetin korkunç bir şekilde yayılmasına tanık oluyor. Bu sadece askerî bir çatışma değil, sivillerin sistematik olarak hedef alınması” diyor.

‘Somut eylemlere ihtiyacımız var’

Dünyanın birçok yerinde İsrail'e karşı protestolar yapılıyor. Peki, Filistinlilere göre bu protestolar yeterli mi? İnsanlar İsrail'in insan hakları ihlallerine karşı tepkilerini nasıl göstermeli?

Al-Ghoul'a göre, bu protestolar önemli ama yeterli değil; Gazze’nin sembolik gösterilerden çok daha fazlasına ihtiyacı var:

“Uluslararası toplum harekete geçmeli. İsrail'e saldırganlığı durdurması için baskı uygulanmalı. İnsanlar hükümetlerinden müdahale etmelerini talep etmeli; işgale ve şiddete son verilmesi çağrısında bulunmalı. Protestolar bir başlangıçtır ancak bu savaşı durdurmak için somut eylemlere ihtiyacımız var.”

‘Ailemden 22 kişiyi kaybettim’

Aposto'ya konuşan 21 yaşındaki Weam Abu Daqqa da 7 Ekim sonrası hayatı kökünden değişenlerden. Ailesinden 22 kişiyi kaybeden üniversite üçüncü sınıf öğrencisi, yalnızca hayatının değil, hayallerinin de tamamen değiştiğini söylüyor:

“7 Ekim’den önce daha iyi fırsatlar için Gazze dışında yüksek lisansa gitmek için mezun olmayı dört gözle bekleyen bir üniversite öğrencisiydim; hep bunun için çabaladım. Sonra savaş geldi ve her şey mahvoldu. Gazze'deki pek çok insan gibi biz de yerimizden edildik, çok acı çektik, hâlâ çekiyoruz.”

Kuzenlerinin saatlerce enkaz altında kaldığını söyleyen üniversite öğrencisi, ekipman eksikliği nedeniyle kimsenin onları kurtaramadığını sözlerine ekledi. Abu Daqqa, Gazze'deki durumun her açıdan trajik olduğunu ifade ediyor:

“Nereye dönseniz acı ve zulüm görüyorsunuz. Yemek pişirmek istediğinizde gaz yok, temizlik ürünleri yok. İçme suyu kıtlığı birçok salgın hastalığa neden olurken, gıda kıtlığı nedeniyle açlık da kol geziyor. Kadınlar, özellikle hijyenik pedlerin artan fiyatları ve regl sancılarını hafifletecek ağrı kesicilerin eksikliği nedeniyle çok zorluk yaşıyorlar.”

‘Neden kimse bizim için bir şey hissetmiyor?’

Ordu tarafından belirlenen sözde “güvenli yerlerin” tamamen yalan olduğunu ifade eden Abu Daqqa, Gazze'de her yerin bombalandığını ve tahrip edildiğini belirtiyor:

“İsrail, kendi güvenliğini sağlamak için tüm ülkeleri yok etmeye çalışıyor, soykırım yapıyor ve dünya seyrederken Lübnan'da da aynı şeyi hiç çekinmeden yapıyor.”

Abu Daqqa, dünyanın dört bir yanında yapılan İsrail protestolarının biraz da olsa içindeki umudu artırdığını söylüyor:

“Tüm bu karanlığın ortasında sesimizin duyulduğunu ve bu dünyada birilerinin bizi gördüğünü hissediyoruz. Karşılaştığımız onca haksızlıktan sonra, dünya ölmemizi izlerken, insan hakları örgütlerinin ya da insanlığı savunan herhangi bir kurumun varlığına artık innamıyorum. Bir yıl geçti ve kimse savaşı durduramadı. İsrail'i işlediği suçlardan dolayı kınamak yerine, ilişkileri normalleştirmeye ve hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya devam ediyorlar. Bazen merak ediyorum, bu dünyada insanlık sona mı erdi? Neden kimse bizim için bir şey hissetmiyor?”

‘Yerinden edilme, aşağılanma, ölüm ve kayıplarla dolu bir yıl oldu’

Aposto'ya konuşan bir diğer Filistinli ise 19 yaşındaki Esraa Sameer Abo Qamar. Gazze İslam Üniversitesi'nde İngiliz Edebiyatı bölümünde öğrenim gören üniversite öğrencisi, “tehlikeli bölge” olarak kabul edilen Nuseyrat Mülteci Kampı'nda yaşıyor. 2024’ün başında kampa askerî bir kara operasyonu düzenlendi. Abo Qamar ve ailesi evlerini boşaltmak zorunda kaldı; Gazze’nin güneyine gittiler. Akrabalarının yanına giden üniversite öğrencisi, aylar sonra evine geri döndü. Ancak bu sefer de Refah'ta bir kara harekatı başladı.

“Yani yerinden edilme, aşağılanma, ölüm, kayıp ve belirsizlikle dolu bir yıl oldu. Burada, yani kamptayken de bombardıman, top mermileri, patlamalar ve yıkım hiç durmuyor” diyen Abo Qamar, İsrail’in saldırılarında bir yıldır pek çok arkadaşını kaybettiğini söylüyor:

“Savaştan önce üniversitedeki son haftamı birlikte geçirdiğim yakın arkadaşım Shimaa Saidam, savaşın ilk ayında tüm ailesiyle birlikte vahşice öldürüldü. Okul arkadaşım Lina Al Hour da ailesiyle birlikte öldürüldü. Tanıdığım ve sevdiğim birçok insan artık yok.”

Kardeşiyle birlikte su kuyruklarında saatlerce beklediğini söyleyen Abo Qamar, temel ihtiyaçlara ulaşmanın neredeyse imkansız olduğunu ifade etti:

“Sebze, et, meyve ve temel gıda malzemeleri nadiren bulunuyor. Gaz bulmak da çok zor, bu yüzden insanlar sokaklardan odun ve plastik toplayarak ateş yakıyor ve üzerinde yemek pişiriyor.”

‘Şimdi tek derdim hayatta kalmak’

“Savaşta hayatım alt üst oldu. Önceden istediğim her şey vardı. Derslerimden başka kaygılanacak bir şeyim yoktu. Ancak şimdi tek derdim hayatta kalmak. Temel ihtiyaçlarımızı karşılamanın peşinde koşuyorum. Ayrıca bilinmeyen geleceğim ve eğitimim için de endişeliyim” diye konuşan üniversite öğrencisi, diğer ülkelerin İsrail’i durdurması gerektiğini ifade etti:

“Bizim için protesto eden ve gösteri yapan insanları takdir ediyoruz. Yaptıkları şey çok önemli. Onların dayanışması bizi güçlü tutan şey. Ama korkarım ki bu yeterli değil. Ülkelerin yöneticileri yaşadığımız soykırımı durdurmak zorunda. Bir yıldır kuşatma altındayız ve hâlâ her gün ölümlere tanık oluyoruz ve yine de bunu durdurmaya istekli değiller.”

'Gazze artık moloz, ertelenmiş hayaller ve anılar şehri'

Aralık'ta 18 yaşına girecek olan Hassan Sameer Abo Qamar da Gazze'deki Nuseyrat Mülteci Kampı'nda yaşıyor. "Bu ay üniversitede ilk yılıma başlayacaktım, hayalimdeki bölüm olan endüstri mühendisliği okuyacaktım ama ne yazık ki savaş başladı, bu yüzden lise son sınıfta kaldım" diye konuşan Abo Qamar, Gazze'de durumun giderek kötüleştiğini ifade ediyor:

"Gazze artık moloz, ertelenmiş hayaller ve anılar şehri. Gazze'deki her mahalle ya yarı yıkılmış ya da tamamen harabeye dönmüş durumda. Gazze halkı savaştan bıktı ve Refah sınır kapısı açılır açılmaz göç etmeyi planlıyor."

Yakın akrabalarından kimseyi kaybetmediği için kendini "şanslı" hissettiğini söyleyen Abo Qamar, "O kadar çok arkadaşımı ve aile üyemi kaybettim ki sayamıyorum bile. Gazze'de temel ihtiyaçların hiçbiri yok. İnternet, elektrik, ilaç, sebze, meyve gibi sağlıklı yiyecekler, yumurta, et, tavuk veya süt gibi protein kaynakları yok. Burada artık hiçbir şey yok" diyor.

"Dışarıdaki insanlara bir mesajım var, biz sadece sayılardan ibaret değiliz. Benim de yaşıtlarım gibi birçok hayalim var. Biz ölümü ne seviyoruz ne de istiyoruz. Hayat çok kısa ve öngörülemez; bu yüzden hayallerinizi yaşayın. Hayallerinin peşinden gidebilmek için savaşın bitmesini hevesle dileyen birine kulak verin ve en önemlisi ise hayatınıza ve sevdiklerinize değer verin ve çok geç olmadan onlarla ilgilenin."

Beyrut, Ekim 2024 | Raghed Waked

‘Yıkım tarif edilemeyecek kadar büyük’

Beyrut’un Dekwene bölgesinde yaşayan 26 yaşındaki fotoğrafçı Raghed Waked, Dahye’den sadece birkaç kilometre uzakta. İsrail’in Beyrut’ta neden olduğu yıkımın tarif edilemeyecek kadar büyük olduğunu ifade eden gazeteci, her gün masum insanların acılarına, yerlerinden edilen ailelere, kaybedilen hayatlara tanık olmanın ağırlığının dayanılmaz hâle geldiğini söylüyor:

“Bombalamaların başlamasından bu yana durumu takip etmek inanılmaz derecede zorlu. Yıkım tarif edilemez. Sadece binaların yıkımı değil, insanlar üzerinde bıraktığı derin travma da öyle. İşin en zor kısmı ise bunların sadece görüntü ya da hikaye olmadığını, parçalanan gerçek hayatları temsil ettiğini bilmek.”

Beyrut, Ekim 2024 | Raghed Waked

Ateşkes yapılmadığı sürece Beyrut’taki durumun daha da kötüleşeceğini belirten gazeteci, Lübnan’daki insanların durumunu ve saldırıların boyutunu şu sözlerle anlatıyor:

“İsrail, mezarları ve hastaneleri de hedef alıyor. Bombalamalar her gün artıyor ve sivil alanlara ya da askerî olmayan hedeflere yönelik çok az kısıtlama var. Mevcut gidişata göre saldırıların devam etmesi ve hatta durum siyasi ve askerî olarak tırmandıkça daha da yoğunlaşması muhtemel görünüyor. Sahada gördüğüm kadarıyla, halk arasında giderek artan bir umutsuzluk ve korku duygusu var. Saldırılar durmak bilmiyor ve hiçbir yer güvenli değil, ne evler ne de hastaneler. İnsanlar üzerindeki psikolojik etki çok büyük ve yıkım artmaya devam ediyor.”

Beyrut, Ekim 2024 | Raghed Waked

Beyrut’un çocukları

Beyrut’taki saldırılarda evlerini ve ailelerini kaybeden çocukların yaşadıkları travmanın hayal bile edilemeyeceğini söylüyor Waked: 

“Çocuklar okula gitmeyi bıraktı çünkü hayatta kalmak onlar için tek öncelik şu an. Benim mahallemde, Dahye'den ve güneyden saldırılardan kaçıp sığınacak yer arayan ailelerin akınına uğradık. Bu aileler arasında, bir sonraki saldırının nerede ve ne zaman olacağından emin olamayan ve sürekli korku içinde yaşayan çocuklar da var. Kendi ailemde ve komşularım arasında, bunun küçükler üzerindeki duygusal etkisini görüyorum.”

Beyrut, Ekim 2024 | Raghed Waked

Beyrut’ta temel ihtiyaçların karşılanamadığını söyleyen gazeteci, insani yardımların ise çok yetersiz olduğunu ifade ediyor. Waked’e göre, Beyrut'taki pek çok kişi çok az destekle ya da hiç destek almadan kendi başının çaresine bakmak zorunda:

“Temel ihtiyaçlarımızı karşılayamıyoruz. Tüm sektörlerde her zaman eksiklik vardı ve bu durum savaşın başlangıcından bu yana daha da kötüleşmeye devam etti. Su ve elektrik için devlet sistemleri güvenilmez ya da tamamen bozuk. Her şeyi özel tedarikçilerden satın almak zorundayız. Bu inanılmaz derecede pahalı ve sürdürülemez bir durum. Ben de dahil olmak üzere buradaki çoğu insanın sabit bir işi yok. Birçoğu serbest çalışıyor, hayatta kalmaya yetecek kadar parayı kazanmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Günü gününe yaşıyoruz ve belirsizlik çok yorucu.”

Beyrut, Ekim 2024 | Raghed Waked

‘Somut eylemlere ihtiyacımız var’

İsrail’in saldırılarının sona ermesi için protestolar dışında somut eylemlere ihtiyaç olduğunu belirten gazeteci şöyle diyor:

“Protestolar mesaj veriyor, ancak küresel ilgiden daha fazlasına ihtiyacımız var. Uluslararası toplum, desteğini dile getirmekten daha fazlasını yapma sorumluluğuna sahip, ateşkes ve uzun vadeli bir çözüm için iktidardakilere baskı yapmalı. Dünyanın dört bir yanındaki insanların gösterdiği desteği derinden takdir ediyorum. Ancak burada sahada olduğunuzda, bombalar düşerken ve masum hayatlar kaybedilirken bu protestoların ne kadar uzak hissettirdiğini anlıyorsunuz.”

Beyrut, Ekim 2024 | Raghed Waked

'Bebekler kaldırımlarda uyuyordu'

27 yaşındaki avukat Marija Carter, 7 Ekim'den bu yana defalarca Beyrut'a gitti. 6 Ekim'de Beyrut'tan dönmek zorunda kalan Carter, orada olduğu süre boyunca yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

"Beyrut'un büyüklüğü ve nüfus yoğunluğu nedeniyle, insan her bir bombayı, yıkılan her bir binayı duyuyor. 27-28 Eylül'de, Dahiye'de ilk büyük bombalama sırasında bir anda yerlerinden edilen binlerce insana temel yardım dağıtmak için dışarı çıktık. İnsanlar evlerinden hiçbir şeyleri olmadan, sadece çocuklarını kucaklarına alarak, yalınayak dışarı fırladılar."

Beyrut, Eylül 2024 | Marija Carter

Üçüncü günde Beyrutlulara hâlâ hiçbir yardımın ulaşmadığını ifade eden Carter, o gün bebeklerin kaldırımlarda battaniyelerin üzerinde uyuduğunu anlattı:

"Ertesi gün Şehitler Meydanı'nda yüzlerce insan kavurucu güneşin altında ellerinde hiçbir şey olmadan bekliyordu. Kısa süre içinde pek çok kişi yakındaki boş çarşı kompleksine taşındı ve her aile bir çeşit daire olarak boş birimlerden birini aldı.  Sadece Muhammed El Emin Camii'nin yanındaki Al Amir Bachir çarşısında 2.000 kişi yerinden edilmiş durumdaydı."

Beyrut'taki son gününde, yani dün Dahiyeh'e de gittiğini söyleyen Carter, "Önce Lübnan ordusu tarafından, şimdi de Hizbullah tarafından işletilen çifte kontrol noktasındaki insanlar gördüğümüz son insanlardı. Tek bir araç ya da insan yoktu, sadece boş yerleşim blokları ve yıkılmış binalar vardı. Buradaki insanlar Beyrut'un dört bir yanına dağılmıştı" dedi. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Melisa Gülbaş

Aposto editörü

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

18 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta