
Yazılarımızı uzun zamandır takip eden tüm okurların hatırlayacağı gibi döngüsel ekonomi belki de düşünce yapımızı değiştirme noktasında en çok da atıklara olan bakış açımızı değiştirdiği için önemli. “Atık=Hammadde” görüşünü anlamak, gerçekten her şeyi maddi değil de var olma değerinin farkına varmak ve bu anlayışla birlikte her atığın aslında başkaları için bir hammadde olabildiğini görmek döngüsel ekonomiyi de benimsemek adına kritik bir süreç.
Bugün hepimiz farklı kuruluşların yayımladığı raporlarda şu kadar gıda atığı, şu kadar inşaat malzemesi atığı, şu kadar zararlı kimyasal atığı veya şu kadar elektronik atık gibi sayılar görüyoruz. Dikkat çekici verilerin paylaşılması gerçekten de içinde bulunduğumuz bu atık sorununu sayısal verilerle anlamlandırmamıza olanak tanısa da aslında gerçekten de bu verileri anlayabiliyor muyuz? Bugünkü yazımızda bu konuya değişik bir bakış açısı getirerek döngüsel ekonominin “atık=hammadde” konseptini günümüz dijital dünyasına uyum sağlayacak şekilde güncelleyen bir araştırmaya bakacağız. “Towards the Smart Circular Economy Paradigm: A Definition, Conceptualization, and Research Agenda” makalesi temelde döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde akıllı teknolojiler olarak da nitelendirilen Endüstri 4.0 teknolojilerinin nasıl kullanılması gerektiği, hangi sektörlerde hangi şekillerde fayda sağlayabileceği ve döngüsel ekonominin hangi prensiplerine veya hangi döngüsel iş modellerine katkı sağlayabileceği üzerinden bir tartışma yürütüyor. Tartışmanın ana odağı da aslında yukarıda değişik bir bakış açısı olarak bahsettiğimiz yeni döngüsel ekonomi konsepti diyebiliriz.
Genelde “atık=hammadde” olarak benimsediğimiz döngüsel ekonomi yaklaşımını günümüz dijital teknolojilerine de uyum sağlayacak şekilde güncelleyerek “atık+veri=kaynak” düşüncesini öne süren bu tartışmayı biz de hem kısaca özetlemek hem de ekibimizin düşüncesini paylaşmak istedik. Bugüne kadar hazırladığımız içeriklerde veya katıldığımız eğitim&panel gibi etkinliklerde her zaman bahsettiğimiz gibi döngüsel ekonominin sınırları olmayan bir sistem olması her zaman ilgimizi çekmiştir. Bu “sınırsızlık” devamlı düşünce yapımızı güncellemeyi ve yeniliklere uyum sağlamamızı da sağlıyor. Bu nedenle “atık=hammadde” düşüncesini dijital dünyaya uyarlamak için bu söylemi “atık+veri=kaynak” olarak güncellemek gerekiyorsa veya bunu en azından tartışmak gerekiyorsa biz ekip olarak üzerimize düşeni yaparak sorgulamalarımıza devam ediyoruz😊
Veriler olmadan atıkları hammaddeye çevirebilir miyiz?
Döngüsel ekonomi denildiğinde akla gelen R stratejileri farklı düşünce şekillerinde farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Üç R stratejisi dediğimizde ilk olarak karşımıza çıkan “Reduce, Reuse, Recycle” içerisinde geri dönüşüm olduğu için bizim çok da taraftarı olduğumuz bir görüş değil. Zaten bu üç R stratejisi literatürdeki yerini aldıktan sonra bu yapıyı eksik veya döngüsel ekonomiye tam uygun bulmayanların geliştirdiği “Refuse, Rethink, Reduce” ortaya çıktı. Diğerine alternatif olarak çok daha kapsamlı ve her zaman söylediğimiz gibi döngüsel ekonomiyi basit stratejiler olarak değil de atık oluşumunu önleyecek, yeniden düşünerek atık oluşumuna sebep vermeyecek sebepler bulacak ve bu sayede de atık sayısını azaltacak bir sistem sunan bu üç R stratejisi aynı zamanda üretim ve ürünler özelinde de bildiğimiz diğer R stratejilerini bizlere sunuyor.

Ürün ve hizmetlerin yaşam döngülerini uzatmayı amaçlayan “Reuse, Repair, Refurbish, Remanufacture, Repurpose” stratejileri, temelde tasarım aşamasında düşünülmesi gereken ve bu sayede de ürün ve hizmetlerimizi bu stratejilere uygun şekilde tasarlamamızı gerektiren bir sürece sahip. Bu R stratejileri döngüsel ekonominin ne olduğunun kısa bir özeti değil sadece döngüsel ekonomiyi benimsediğimiz yeni düşünce yapısında her zaman kriter olarak almamız gereken stratejiler. Özellikle bu yeni R stratejileri ile birlikle atık oluşumunu önleyip çevreye ve insana kaynakları verimsiz kullanarak verdiğimiz zararı önlerken yeni iş modelleri ile de ekonomik olarak büyümeyi sağlamak mümkün. Bu da zaten döngüsel ekonomiyi yine sürdürülebilirlikten ayıran en temel nokta bize göre. Ama bu konuya başka bir yazıda değinerek sizleri az da olsa merak içinde bırakalım istiyoruz😊
Bu R stratejileri özellikle dijital teknolojilerin de yaygınlaşması ile çok daha fazla kullanılmaya başlansa da döngüsel ekonominin uygulamaya geçme noktasında sıkıntılar yaşadığımızı hepimiz biliyoruz. Geleneksel iş yapış şekillerimiz yani lineer ekonomiden alıştığımız iş modellerimizle çelişen bazı noktalara sahip olması döngüsel ekonomiyi benimsememiz noktasında da ortaya bir çelişki çıkartıyor. Bunun yanında döngüsel ekonominin geleneksel iş modellerine göre daha uzun vadede yatırıma karşılık veriyor olması, vergi ve yasalarımızın döngüsel ekonomi prensiplerini uygulamaya elverecek şekilde düzenlenmemiş olması ve elbette özel ve kamuda çok uzun yıllardır kalıplaşmış lineer ekonomi düşünce yapısı, döngüsel ekonominin hayata geçirilmesinin önündeki engellerden bazıları.
Makale içinde yapılan tartışma da aslında tam olarak bu engellerin aşılmasına yönelik olarak ilerletilmekte. Temelde döngüsel ekonomiye geçişte atıkları artık yeni birer kaynak olarak görmeye başlamamız teoride çok basit bir süreç gibi görünse de aslında atık yönetim sistemlerimiz bu bakış açısı ile şekillenmediği için atıkları anlamamız çok da mümkün olmuyor. Atıkları anlamaktan kastımız ise giriş bölümünde bahsettiğimiz gibi küresel olarak şu kadar gıda atığına sahip olmamız bu atıkların nasıl bir yönetim ile döngüsel ekonomiye uygun şekilde yönetileceğini anlamıyor olmamız aslında. Bu anlamlandırma noktasına ise karşımıza dijital teknolojiler çıkıyor.
Birkaç hafta önce yayımladığımız “Döngüsel Ekonomide Verinin Önemi” yazısında aslında veri biliminin döngüsel ekonomiye geçişte nasıl bir etkisi olacağına dair tartışma yürütmüştük. Bu yazıyı da referans alarak makalenin yürüttüğü tartışmaya baktığımızda veri bilimi aslında atıkları anlamak için kullanıldığında ortaya gerçekten nasıl kullanılabileceği belirlenmiş olan kaynaklar çıkmasına olanak tanıyabilir. Veri biliminin zaten temeldeki amacı veriyi anlamlandırmak olduğu için özellikle atık yönetimi konusunda ne kadar çok atığımız olduğuna dair sayısal bilgi yerine bu devasa boyutlardaki atık miktarlarının gerçekten hangi şekillerde nasıl yeniden kullanılabileceğini yani yeniden bir kaynağa nasıl dönüştürülebileceğiniz anlamak mümkün.
Özellikle döngüsel ekonominin hala birçok alanda uygulanmıyor veya uygulama alanlarının araştırılmıyor oluşu elimizdeki veriyi de nasıl kullanmamız gerektiğini öğrenmemizin önüne geçiyor. Bu nedenle Endüstri 4.0 bünyesinde yer alan dijital teknolojilerin atık verilerini anlamlandırması döngüsel ekonomiye geçiş sürecini hızlandırırken hatalı süreçlerimizi de hızlıca fark etmemize olanak tanıyabilir. Makaledeki önermeye göre de atık verilerle anlamlandırılmadığı sürece herhangi bir kaynak olarak kullanılamayacak (atık+veri=kaynak).

Toparlamak gerekirse, döngüsel ekonomiye geçişte öncü olan firmalar veya devletlerin iyi uygulamalarına bakıldığında her zaman verinin doğru şekilde anlamlandırıldığı, atıkları oluşturan kaynakların gerçekten hangi şartlar altında hangi uygulama şekilleri ile değerlerini en üst seviyede tutacaklarını bulmuş olduklarını görebiliriz. Bu da zaten tartışmamızın da ana konusu olan verilerin anlamlandırılmasının öneminin gerçek hayattaki karşılığı olarak karşımıza çıkıyor. İş hayatınızda veya özel hayatınızda atık oluşumunu önlemek, döngüsel ekonomi prensiplerini iş veya özel hayat süreçlerinize entegre ederken bu atıkların neden oluştuğuna, ne yaparak önlenebileceğine veya oluşması zorunlu ise nasıl doğru yönetileceğine dair elinizdeki bilgileri yani veriler doğru anlamanız kritik olabilir. Ne dersiniz veri bilimi dışında atıkların gerçekten değerlerini koruyabileceğimiz başka kritik öneme sahip etkenler var mı?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi
Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!
İLGİLİ OKUMALAR



