
Sezon değerlendirmesine geçmeden önce daha genel bir soruyla başlamak istiyorum. Euroleague Avrupa’nın en büyük kulüplerini bünyesinde toplayan bir organizasyon ve bu nedenle kıtanın en önemli basketbol ligi. Fakat ULEB yirmi yılı aşkın bir süre önce ilk kurulduğundan ve FIBA’dan ayrıldığından beri de çeşitli sebeplerle eleştiriliyor. Bu sene ilk defa yönetimde köklü bir değişiklik oldu ve Dejan Bodiroga başkanlık koltuğuna oturdu. Sizin yeni yönetimden en büyük beklentiniz nedir? Euroleague’in ilk değiştirmesi/geliştirmesi gereken şey ne size göre?
Eren Büyükyavuz: Dediğin gibi, Euroleague kıtanın en önemli basketbol ligi ancak kesinlikle sorunlu bir yapıya sahip. Çünkü biraz Amerikalı, biraz Avrupalı olmaya çalışan bir organizasyon. Hem kapalı lig olsun hem diğer takımlara ufak da olsa bir açık kapı bırakalım. Hep birlikte bir gelir ortaya çıkaralım ama kulüpler bu gelirden minimum seviyede pay alsın. Lige katılacak takımlardan belirli bir sınırın üstünde bütçe talep edelim ama herhangi bir ücret tavanı uygulamayalım. ULEB’in bu zamana kadarki bakış açısı genelde bu şekildeydi. Bodiroga döneminden beklentim bu çelişkilerin giderilmesi olacak. En önemlisi buraya yatırım yapan kulüplerin bunun karşılığını maddi olarak da alabilmesi. Aksi halde bu yapının devamlılığı kolay görünmüyor. Bir de tabii FIBA ile yaşanan çatışmalarda aklıselim davranıp ortak faydada buluşulması gerekir. Zira bu inatlaşmasının Avrupa basketboluna hiçbir faydası yok.

Euroleague'in yeni başkanı Dejan Bodiroga (NTVSpor)
Anıl Kantemir: Maalesef Euroleague takımların ve oyuncuların kalitesiyle taban tabana zıt bir şekilde yönetiliyor. Üzücü olan, bu kötü yönetimin yerini alabilecek FIBA gibi kurumların da bir o kadar kötü yönetilmesi. Avrupa’da basketbol uzun yıllardır iki başlı ve ne Euroleague ne de FIBA organizasyonları saha içi ve saha dışında vasatı bulabiliyor. Euroleague özelinde tabii ki gelirlerle ilgili yaşanan problemler uzun yıllardır çözülemeyen bir sorun olarak öne çıkıyor. NBA’den sonra yeryüzündeki en büyük basketbol organizasyonunun kulüpleri tatmin edecek bir gelir modeli oluşturamaması kabul edilir bir durum değil. Üstelik bu durumun Dejan Bodiroga yönetiminde de düzeleceğini, en azından kısa vadede, sanmıyorum. Ekonomik açıdan kulüpleri rahatlatamayan bir organizasyonun bir de FIBA ile yaşanan anlaşmazlıklar göz önüne alındığında basketbol geçmişi güçlü bir isimdense bu tip büyük ve sorunlu organizasyonları yönetme tecrübesine sahip bir isme yönelmesi daha doğru bir seçim olurdu bana göre.
Şimdi önümüzdeki sezona gelelim. Net bir soruyla başlıyorum. Favorileriniz kimler? Final four adaylarınızı ve bir numaralı şampiyonluk favorinizi öğrenmek istiyorum.
EB: Anadolu Efes, Real Madrid, Barcelona, Armani Milano ve Olympiakos final four için doğal favoriler önceki yıllardan da alışık olduğumuz üzere. Bunların arasına Virtus Bologna, Monaco, Fenerbahçe Beko ve Obradovic faktörüyle Partizan yazılabilir belki. İlla ki bir dörtlü istenirse; Real Madrid, Barcelona, Anadolu Efes ve Armani Milano şeklinde sıralayabilirim. Bunların arasından şampiyonluk adayım ise Real Madrid olacak Pablo Laso’nun ayrılığına rağmen. Yeni koç Chus Mateo kulübe hiç de yabancı değil. Laso’nun 2014’ten beri yardımcısıydı. Yeni transfer Dzanan Musa’nın ise sezona damga vuracağını düşünüyorum.

Real ve Barcelona şampiyonluğun en büyük adaylarından ikisi (Eurohoops)
AK: Bu sezon bana kalırsa geçen sezondan çok farklı değil. Yine geçtiğimiz yıl olduğu gibi Anadolu Efes, Real Madrid ve Barcelona final four’un net üç adayı. Anadolu Efes’in herkesin hedefinde olması ve başarılması güç bir görevin peşinde mental olarak bazı sorunlar yaşaması güçlü bir olasılık. Real Madrid ise her ne kadar son sezonu iyi geçirse de Mario Hezonja ve Dzanan Musa gibi düzen dışı oyuncuları kadrosuna kattı. Düzen üzerinden okunan Real Madrid oyununu, bu iki basketbolcunun bozma ihtimali hiç de az değil. Hal böyle olunca bu sezonki en büyük şampiyonluk adayım Barcelona. Transfer döneminde hamlelerin çok yerinde olduğunu ve tartışılmaz isimlere yöneldiklerini gördük. Şampiyonluk için çok büyük bir açlık yaşadıkları da bir gerçek. Bu üçlünün arkasından gelen takım ise Armani Milano. İtalyan takımı özellikle guard ve uzun rotasyonundaki eksikleri giderecek önemli transferler yaptı. Bu dört takımın yanı sıra Monaco’nun nokta transferlerle çok güçlü bir kadro oluşturduğunu görüyoruz. Geçen sezonun flaş isimleri Elie Okobo ve Jordan Loyd eklemeleriyle önemli bir fark yaratacaktır. Yine eski günlerine dönüş için önemli bir adım atarak Euroleague’de kendine yer bulan Virtus Bologna da transfer döneminin hareketli takımı olarak final-four’un parçası olmaya çalışacak.
Takımlarımıza geçersek; son iki sezonun şampiyonu Anadolu Efes tarihte sadece Jugoplastika/POP-84 takımlarının başardığı üst üste üç Euroleague şampiyonluğunu kazanmaya çalışacak. Takip eden yıllarda şampiyonluk yaşayan takımlarda bir mental yorgunluk hali olabildiğine daha önce tanıklık etmiştik. Sizce yeni transferler, özellikle de Will Clyburn, bu “metal yorgunluğunu” giderebilecek ve kulübü three-peat’e taşıyabilecek mi?
EB: Anadolu Efes ve Ergin Ataman kendi kafasında geçen sezon three-peat yapmıştı aslında iptal edilen 2020 sezonuyla beraber. 2018-19 sezonuyla yavaş yavaş ortaya çıkıp her geçen sezon daha da büyüyen bir organizmaydı Anadolu Efes. Gerçekten tek bir organizma gibiydi takım. Ama bence çok doğru bir yerde değişim süreci başladı. Üstelik Larkin-Micic temeli korunarak değişim sağlandı. Zizic, Polonara ve özellikle Clyburn eklemeleri ise Ergin Ataman’a hücumda farklı tipte opsiyonlar kazandırdı. Yani genele baktığımızda gücünden eksilme yaşamış bir Anadolu Efes yok karşımızda. Ancak yine de yeni gelen oyuncularla bir kimya oluşması zaman alabilir. Larkin’in sezon başındaki sakatlığı da bir nebze etkileyecektir. Sezon belki yavaş başlayacak Efes adına ama ben yine de onları son dörtte hayal edebiliyorum en azından.

Anadolu Efes (Basketnews)
AK: Belki de pandemi sezonu yarıda kalmasaydı şu an Anadolu Efes’in dördüncü şampiyonluğunu kazanıp kazanmayacağını da konuşuyor olabilirdik. Tabii ki maçlar oynanmadan böyle bir varsayım da anlamlı olmuyor. Bu sezona gelirsek senin de belirttiğin mental bariyer sezon boyu belki de Anadolu Efes’i rakiplerinden daha çok zorlayacak en önemli unsur olacak. Bu mental yorgunluğu aslında geçtiğimiz yıl normal sezonda da yaşamıştı Mavi-Beyazlılar. Biraz da sakatlıkların fazlalığı bu mental sorunların gün yüzüne çıkmasını engellemişti. Bu sezonsa hem iç hem de dış transferde çok doğru adımlar atıldığını düşünüyorum. Özellikle Micic ve Larkin’in yer aldığı ana iskeletinin korunması tüm transferlerden önemliydi. Özellikle dört numarada gözlenen verimsizlik fark edildi ve burada da başarıya aç iki değerli oyuncu eklendi. Will Clyburn transferi ise olabilecek en iyi senaryoydu belki de. Onun da yeniden final-four’da yer almak için önemli bir motivasyona sahip olacağını düşünmek yanlış olmaz. Bu kadar başarılı bir takımın sezon içinde iniş çıkışları mutlaka olacaktır. Bu iniş çıkışların Larkin ve Micic özelinde daha güçlü yaşanacağını da tahmin etmek güç değil. Yine de Anadolu Efes’in bu iki yıldızının three-peat kokusunu aldıkları ligin son virajında fark yaratacağını ön görmek için de kâhin olmaya gerek yok.
Fenerbahçe Beko içinse sezonun gidişatı daha tahmin edilemez görünüyor. Obradovic takımdan ayrıldığından beri üçüncü sezonda üçüncü koç ve yine neredeyse baştan aşağı değişen bir kadro söz konusu. Fenerbahçe Beko’nun çıkabileceği en yüksek seviyeyi neresi olarak görüyorsunuz?
EB: Fenerbahçe Beko, aslında beklendiği üzere “Post-Obradovic” sendromuna yakalandı. Bu hastalıktan daha kötü mustarip olan Panathinaikos var. Sürpriz değil gerçekten takımda ipleri bu denli sıkı sıkıya tutan bir kişilik sonrası boşluğa düşmek. Bu arada her sene yeniden yapılanmaya çalışan bir takım ortaya çıkmasında biraz Kokoskov’da da suç buluyorum açıkçası. Kişisel tercihlere saygı duymak gerekir tabii ama geçen yaz aldığı kararın zamanlaması çok sorunluydu. Bu sezona gelecek olursak; kadronun yarısının değişmesi bir yana Vesely'nin ayrılığı artık bir devrin tam anlamıyla kapandığını gösteriyor. Bundan sonra bizi bambaşka bir Fenerbahçe Beko bekliyor. Sezon başında yeni koç Itoudis’in de milli takım mesaisinden dolayı İstanbul’a geç gelmesi işleri daha da zorlaştıracak en azından ilk aylarda. Her şeye rağmen izleyenleri heyecanlandıracak bir kadro oluştu mu? Bence oluştu. Bu kadrodan hemen bir şampiyonluk ya da final four beklemeli miyiz? Bence hayır. Ama geçen sezon olduğu gibi playoff potasının dışında kalmayacak bence Fenerbahçe Beko.

Fenerbahçe Beko (Fenerbahçe)
AK: Senin sorundaki tahmin edilemez ifadesini ben sezonun en tahmin edilemez takımı olarak değiştirmek istiyorum. Fenerbahçe Beko neredeyse baştan aşağı değişen bir kadroyla sezona girecek. İlk Euroleague sezonunu yaşayacak Carsen Edwards ve Johnathan Motley’e önemli sorumluluklar verilecek gibi görünüyor. Elbette ki onların uyumu ve bu seviyeler için ne kadar yeterli olacakları Fenerbahçe Beko için kıymetli. Ben bu tip oyuncuların biraz daha takıma yavaş yavaş entegre edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Özellikle Euroleague gibi teknik seviyenin yüksek olduğu bir organizasyonda bu daha da önemli hale geliyor. Scottie Wilbekin transferiyse olabilecek en iyi guard seçimlerinden biri. Bu ligde kalitesini ispatlamış bir oyuncu ve daha iyisini yapabilecek kumaşa sahip. Tüm transferler bir yana bana kalırsa Fenerbahçe’nin bu sezonki en iyi seçimi koç Dimitris Itoudis. Avrupa’da tabii ki pek çok değerli koç var ve bu sınıfın bana göre en genç ismi Dimitris Itoudis. Yunan koçun geçtiği Zeljko Obradovic tedrisatının Fenerbahçe’de bıraktığı izler düşünüldüğünde de profil olarak Fenerbahçe Beko’ya çok uyan bir isim olduğu aşikâr. Kadro ve transferler beni yeterince tatmin etmiyor ancak Itoudis’in varlığı Fenerbahçe’yi bir şekilde yarışmacı kılacaktır. Fenerbahçe Beko’nun playoff savaşı vereceğini düşünüyorum. Itoudis ile bunu başarması beni şaşırtmaz ama devamı için rakibin kim olacağı çok önemli.
Biraz da sürpriz faktörünü konuşalım. İyi veya kötü anlamda bu sezon sürpriz yapmasını beklediğiniz oyuncu ve/veya takımlar hangileri?
EB: Bayern, son iki sezondur ucu ucuna final four şansını kaybetti beşinci maçlarla. O yüzden bu sezon Bayern yine oraları gördüğünde bir sürpriz kabul edilebilir mi, bilemiyorum. Ancak oyuncu bazında Andreas Obst’u söyleyebilirim Bayern’den. Aslında geçen sezon da beklentimin olduğu bir oyuncuydu Obst ancak çok silik bir sezon geçirdi. Bu yaz Eurobasket’te ne kadar keskin bir şutör olduğunu yeniden gösterdi. Şimdi Bayern’de de daha fazla skor opsiyonu olabileceğini düşünüyorum.
Takım olarak ise daha iddialı iki sürpriz adayım olacak. ALBA Berlin ve Zalgiris. ALBA geçen sezon da beklentileri aştı aslında. O kadroyu hemen hemen korudular Oscar da Silva haricinde. Yine iyi bir Eurobasket geçiren Maodo Lo ve benim çok beğendiğim Luke Sikma takımın liderleri olacak. Geçen sezonu en dipte tamamlayan Zalgiris ise epey bir kimlik değiştirdi. Brazdeikis özellikle dikkat çekici bir ekleme. Rolands Smits de bana kalırsa çok doğru bir transfer oldu. Barcelona’da o kadar yıldızın arasında ona sıra gelmesi çok zordu. Jasikevicius’tan güzel bir hediye oldu eski kulübüne. Playoff’u zorlamasını bekliyorum kısacası ALBA ve Zalgiris’in.

Bayern Andrea Trinchieri yönetiminde son iki sezondur kıyısından döndüğü Final Four'a ulaşmaya çalışacak (Süddeutsche Zeitung)
AK: Euroleague’de hemen hemen her yıl beklenmedik bir takım patlama yapar. Sezon öncesi bu takımın hangisi olacağını bulmak çok kolay değil. Öncelikle final four için sürpriz adayım Monaco. Fransız takımının geçtiğimiz seneden daha güçlü bir kadrosu var. Geçtiğimiz yıl son sekize kalarak önemli bir tecrübe edindiler. Yine de bu kadar güçlü takım arasında Monaco’yu final four’da görmek sürpriz sayılabilir. Bunun dışında geçtiğimiz yıllarda önemli başarılarla kendini playoff’a atan Bayern Münih’in bu yıl da son sekizde olması bir nebze sürpriz olarak görülebilir. Zira bu yıl oraya aday takım sayısı oldukça fazla. Yine de Bayern Münih kendine son sekizde yer bulursa önemli bir takdiri hak eder. Oyuncu tarafında ise Eurobasket 2022’de de fırtına gibi esen Andreas Obst’u listenin başına ekleyebiliriz. Yine transferde adı birçok takımla geçen Naz Mitrou-Long’un da Ettore Messina tedrisatında önemli bir fark yaratması şaşırtıcı olmaz. Bir diğer önemli isim de Lorenzo Brown olacak. Son Unics Kazan ve İspanya macerası sonrası Wade Baldwin’in zaman zaman kontrol dışına çıkan oyununu dengeleyecek önemli bir unsur olarak Maccabi’ye sınıf atlatabilir.
Son sorum yeni transferlerle ilgili olacak. Özellikle "Euroleague çaylağı” olarak nitelendirebileceğimiz oyuncular arasında dikkat çekmek istediğiniz isimler hangileri olur?
EB: “Euroleague Çaylakları” arasından en merakla beklediğim ismi çok yakından takip etme şansımız olacak. Fenerbahçe Beko’nun yeni transferi Carsen Edwards tabii ki. Itoudis, onun savunmadaki defolarını örtebilirse, yani sahada uzun süreler kalabilirse, çok yüksek skorlara ulaşabilir. Daha önce adını zikrettiğim Brazdeikis de ligde ilk sezonunu geçirecek. Zalgiris adına önemli katkı sağlayacaktır. NBA’de özellikle Boston günlerinden hatırladığımız Semi Ojeleye de Virtus Bologna ile Euroleague’de ilk sezonunu geçirecek. O da merakla beklediğim oyunculardan birisi olacak. Bir de son olarak çaylak diye nitelendiremeyiz tabii ama bence Dzanan Musa sezonun en önemli transfer hamlesi olacak diye düşünüyorum.

Virtus Bologna'nın yeni transferi Semi Ojeleye'den beklentiler büyük (CelticsBlog)
AK: Soruya cevap vermeden özellikle belirtmek istediğim bir konu var. Eurolaegue seviye olarak hakikaten basketbolun en üst noktada oynandığı organizasyonlardan biri. Yıllardır bahsi geçen “Avrupa basketboluna uygun profil” tanımlaması da hiç de göz ardı edilecek bir ifade değil. Hal böyle olunca bazı yüksek potansiyelli oyuncuların geçtiğimiz yıllarda Euroleague’de çok zorlandığını gördük. Bu nedenle bu ligde ilk senesi geçiren oyunculara büyük sorumlulukların biraz daha kademeli verilmesinden yanayım. Böylece oyuncuların ligi, buradaki oyunu ve seviyelerini anlayarak gelişimlerini tamamlamalarının daha yerinde olacağına inanıyorum. Oyunculara gelirsek, Fenerbahçe Beko’dan Johnathan Motley’nin önemli bir potansiyel taşıdığı aşikâr. Ona ana sorumluluk yerine yan sorumluluk verilmesi oyuncuyu kademe kademe yükseltecektir. Bir önceki soruda ismini geçirdiğim Naz Mitrou-Long da Euroleague’de zamanla fark yaratacak bir oyuncuya dönüşebilir. Virtus Bologna’nın kadrosuna kattığı ve NBA’de zaman zaman önemli süreler alan Semi Ojeleye de oyun tarzıyla Euroleague için bu sene ve gelecek yıllarda değerli bir parça olabilecek kalitede.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
🏆 Anadolu Efes 3. kupayı kazanabilecek mi? Fenerbahçe Beko'da yeni yapılanma meyvesini verecek mi?
04 Eki 2022

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR

