Avrupa kıtasının ilk Spotlight Region kazananlarından Barçın: The Future is Bright

Röportaj: Sema Çavdar
Sofar Ankara’nın Temmuz ayı etkinliği müzikseverleri güzel bir sürprizle karşıladı. Sofar içerisinde her üç ayda bir her kıtada bir yarışma düzenleniyor. Bu yarışmaya her bölgenin küratörü daha önce Sofar sahnesinde performans sergilemiş ve belli kriterleri karşılayan bir sanatçısını seçerek oylama için yurt dışına gönderiyor. Yine küratörlerin oylarıyla 3 sanatçı Spotlight’a seçiliyor. İlk kez Avrupa kıtasında düzenlenen ve Türkiye’nin de dahil olduğu Spotlight Region kazananlarından biri, Sofar Ankara küratörü Dilan Pala’nın oylamaya gönderdiği Barçın Özkaya oldu. Müziği daha çok desteklemek ve yayılımını artırmak için kazananların tekrardan Sofar sahnesinde performans sergilediği Spotlight Region Europe kapsamındaki etkinlikte, sevgili Barçın’ı Ankara’da yeniden dinleme şansı bulup kendisine merak ettiklerimizi sorduk.

Spotlight Region Europe’un kazananlarından biri oldun. Sofar Ankara takipçileri için bir Ankara sanatçısının kazanmış olması ayrıca mutluluk verici. Biletleri satışa çıktığı an biten ve dinleyicilerine her ay sürpriz program sunan Sofar Ankara’ya sanatçı olarak katılma deneyimi nasıldı?
Ankaralı bir sanatçı olarak Spotlight Region Europe kazananlarından biri olmak beni de çok mutlu etti, bu vesile ile Sofar’a iki kere katılabilme şansını yakalamış olmak da aynı şekilde. Her seferinde farklı ve özel ortamlarda, bir daha aynısının yaşanamayacağını bildiğim anların hem içerisinde hem de odak noktasında bulunmak heyecan vericiydi.
Sakin ve samimi bir ekiple çalışmak, etkinliğin gerçekleşeceği konumu bilmeden günler öncesinden biletleri satışa çıktığı an alabilecek kadar cesur ve keşfetmeye istekli bir topluluğun karşısına çıkmak, sahne aralarında dinleyicilerle sohbet edebilmek çok özeldi. Şarkı aralarında hikayemi anlatmak, şarkılarımın sözlerinden bahsetmek ve benzer şeyleri hisseden insanların gözlerinde bunu görebilmek de çok güzeldi.

Spotlight Region Europe için Sofar Ankara’nın adayı olarak önerildiğini biliyor muydun? Biliyorsan adaylığını ve sonrasında kazananlardan biri olduğunu öğrendiğinde neler hissettin?
Evet! Sofar Ankara küratörümüz Dilan bana adaylık için mesaj attığında durumun olası bir yurtdışı sahnesine kadar gidebileceğini, onayım olursa Ankara adına ilk seçeneği olarak beni aday göstermek istediğini söyledi. O an hem çok heyecanlandım hem çok gerildim, hem de çok duygulandım. Bu duyguların arasında kafamın içinde senaryolar dönmeye başladı. Neler olacağını çok merak ettim. Kazansam da kazanamasam da sevinsem de gerilsem de o süreci görmek, sonuna kadar yaşamak istedim ve neticesinde Dilan’a evet dedim.
Ön oylama turunun sonunda ilk 8’de olduğumu öğrendiğimde işler biraz daha ciddileşti. O an ismimi farklı ülkelerin sanatçılarıyla ve küratör açıklamalarıyla birlikte gördüğümde “Bu noktaya kadar geldiysem neden finalde seçilenlerden biri de ben olmayayım” diye düşündüm. Dilan’ın benim ve Sofar’daki ilk sahnemle ilgili düşüncelerini okumak da beni çok duygulandırdı.
Seçildiğimi öğrendiğimde arkadaşlarımla birlikteydim. Heyecan, gurur, mutluluk, çözülen belirsizliğin rahatlığı, yeni belirsizliklerin mutlu gerginliği vardı üstümde, o an birlikte kutladık ve sonrasında hemen ailemi aradım. Dedemin “Başarıların beni mutlu ediyor, gençleştiriyor,” dediği günden beri edindiğim başarıların yüreğimde çok daha farklı, özel bir anlamı var.
7 yıl sonra sahneye çıkıp söylediğim the Future is Bright’ın kaydıyla kazananlar arasında olmanın hissi ise daha çok geçmişe dönük oldu. Sofar davetiyle birlikte endişelerimi yenmeye karar verdiğim, hatta bunu sahneye iyi söylediğim coverlar yerine kendi şarkılarımı besteleyip çıkma riskini alarak yapmaya karar verdiğim günü hatırlayıp, bu riski aldığım için kendime duygusal bir teşekkür ettim.
İlerlemeye karar verince nelerin gerçekleştiğini görmek, artık her adımın ileride aklımın ucundan geçmeyen kocaman güzel bir sürprize çıkabileceğini hissettiriyor olması, bağımsız bir müzisyen olarak beni çok motive etti.
Farklı türlerde bestelerin var yaptığın müzikten, motivasyonlarından bahseder misin?
Türkçe, İngilizce, piyano, ambient, vokalli ambient, elektronik, singer-songwriter, chill hop, hatta birazdan bahsedeceğim “barçınstyle” ile kendim dinlemekten keyif aldığım ne varsa yapıyorum diyebilirim.
Müziğin globalliği beni çok etkiliyor. Hangi tür olursa olsun bir kıtada, bir köyde, belki de gitmeyi hayal ettiğiniz şehrin merkezinde, gece 3’te, sabah 8’de, akşam işten dönerken, sevdikleriyle veya yalnız, tamamen farklı hayatları olan bambaşka insanlar şarkılarınızı dinliyor ve kim bilir neler düşünüyorlar, hissediyorlar. Kim bilir müziğiniz hayatlarında neleri değiştiriyor, hangi acının üstesinden sizinle birlikte geliyor, hangi sevince dans ediyor, hangi rüyaları görüyor; hangi uykusuz geceyi uyunur hale, hangi yolu çekilir hale getiriyorsunuz müziklerinizle. Bunu düşündüğümde tüylerim ürperiyor.
Müziğimi yaparken doğaçlama bir tarif yapıyor gibi hissediyorum. Bu zamana kadar yaşadıklarım, dinlediklerim, doğada gördüğüm beni etkileyen tüm minik detaylar, hayatı tecrübe etme şeklim bir akorda ya da bir sözde, bir anda kendini gösteriyor ve gösterdiği o anı yakalamaya çalışıyorum. Şarkı tamamlandığında da nihai hedefim dinleyenlerin yaşadığı, deneyimlediği ortamı değiştiren bir şarkı yapabilmiş olmak oluyor. Belki her zaman geçtiğiniz bir yoldan geçerken, belki her zaman gittiğiniz bir kütüphanedeyken kulaklığınızı taktığınız an ortamın farklı hissettirmesi, görmediğiniz detayları görmeniz, hissetmediğiniz küçük şeylere bir anda odaklanabilmeniz gibi. Bu yüzden versiyonlu şarkıları da çok seviyorum.
Hüzünlü şarkılarımı, üzgünsek duygularımızı bastırmak yerine sağlıklı bir şekilde yaşayıp, sonrasında o duyguyu geride bırakıp devam edebilme hissiyatıyla yapıyorum. Canlı yayınlarımı hayatın, işin, gündemin stresinden ve yorgunluğundan arınmak, nefes almak için gelinen bir güvenli alan şekilde yapmamın etkisiyle oldu bu da. Zamanla zorlu günlerinden sonra yayınlara gelip sakinleşmeye alışan kitleyle ve bende de oturan bu mantaliteyle birlikte kendi hayatımın ve şarkılarımın da içine işleyen “şu an ne kadar karanlık da olsa her zaman bir aydınlık var ” teması bestelerime gizli bir imza gibi yerleşti.
Yaratıcı süreci canlı yayınlara taşıyıp doğaçlama parçalar yapmaktan çok keyif alıyorum. Doğaçlama piyano parçalarımı ta·ló·ra hesabımda paylaşıyorum ama izleyicilerimin verdiği isimle barçınstyle veya barçıncore dediğimiz, benim de “hayatın soundtracki” motivasyonuyla yola çıktığım, angelic/ambient/new age/ost karışımı vokalli parçalarımı da yayınlamaya karar verdim. Bize özel bir filmmiş, diziymiş gibi uzunca bir seri, içerisinde çokça duygu barındıran ve önceden yazılmamış gibi. Tam o an çalacak şarkı serisi.
Bunun fragmanı niteliğinde olan Memores Nostri’yi de yakın zamanda yayınladım. Devamı için çalışıyorum ve çok heyecanlıyım.
Keşfetmeye açık, hayatlarına müzikle dahil olmamdan mutluluk duyacak insanlara bir şekilde ulaşabildikten sonra (işin en zorlayıcı kısmı şu an bu olsa da) yaptığım müziklerin mainstream olmaması beni korkutmuyor. Daha çok motive ediyor. Bunun sebebi de bu zamana kadar canlı müzik yayınlarımı veya şarkılarımı dinleyen, pre-save’leyen, şarkıların hissettirdiklerinden bahseden, yeni şarkılar için beklemede olan birbirinden farklı çokça değerli insan. Bu kişilerin çoğu aylardır, hatta yıllardır bana inanıp desteklediği için işler zorlu gitse de devam etmek için gözardı edilemez bir motivasyon kaynağı oluyor. Yeni keşfeden insanların ilgiyle yaklaşıp bu yolculuğun bir parçası olması da aynı şekilde.
Elektronik müzikte dünyanın farklı yerlerinde insanların şarkımla (şarkımıza da diyebilirim aslında collab oluyor çünkü hep) dans ettiğini, keyifli zaman geçirdiği görmek inanılmaz iyi hissettiriyor. Her duyduğumda, her gördüğümde sanki kendim dans etmişim gibi hissediyorum. Bu hissi bırakmak istemiyorum.

The Future is Bright
Kendi şarkılarını yazıp bestelemenin yanında şarkılarını kendi çizdiğin kapaklarla yayınlıyorsun.
Ne kadar şarkı sözlerimi yazsam da, sözlerine, müziğine ek olarak şarkının dünyasını bazen sembolize ederek, bazen açıkça şarkıyı yazdığım anı göstererek bütüncülleştirme yaratıcılığından çok ayrı bir keyif alıyorum. Her bakanın müzikte de olduğu gibi hem farklı hem benzer noktaları hissetmesinin yanı sıra bir şeylerin benzersiz, tek, özel olması fikri de çok hoşuma gidiyor.
Kendimiz olmak gibi, içimizden gelenleri davranışlarımızla tamamlamak gibi, hislerimizi kıyafetlerimize, belki makyajımıza, belki yazımıza yansıtmak gibi. Şarkıların ruhunu kapaklarıyla özenerek tamamlamak, hatta bazen şarkılar doğmasına sebep olacak resimlerle bütün bir hikayeyi oluşturmayı, yansıtmayı seviyorum.
Gel Kurtar Beni bunu yaptığım; bağımsız yayınladığım şarkımı aynı zamanda da tablomu kapak şeklinde bir Spotify listesinde gördüğüm ilk zaman benim için çok özel bir örneği. Stüdyo versiyonunu daha yayınlamadığım the Future is Bright’ın kapağı da şarkıyı yazmama sebep olan gece gördüklerimi ve o gecenin hissettirdiklerini anlatıyor.
Dinleyicilerinle daha çok Twitch üzerinden buluşuyorsun, Sofarla 7 yıl sonra yeniden sahneye çıktığından bahsetmiştin. Sahnede dinleyicilerinle buluşmaya devam edecek misin? Yakın zamanda ya da yeni sezonda Ankara’da seni bir yerlerde dinleyebilecek miyiz?
Liseler arası müzik yarışması için hazırlanırken stresten dolayı yaşadığım ciddiye doğru giden sağlık sorunlarını tekrar yaşamamak için yarışma sırasında sahnede ne kadar keyif alsam da, hatta sonunda şaşırtıcı şekilde inmek istemesem de, sahneden iner inmez bir daha çıkmama kararı almıştım.
Yıllar sonra atmaya başladığım adımlarla, 3-4 yıldır Twitch yayınlarımdan edindiğim tecrübelerin de etkisiyle (ki bunun değerini yeni yeni anlıyorum) Sofar, sonrasında verdiğim resital vb. sahnelerin süreçleri korktuğum gibi geçmedi. Artık negatif şeylerden çok dinleyenlerle müzikte buluşmaya, keyif almaya, anı paylaşmaya odaklıyım. Bu anları yaşamak için benim kadar heyecanlı, mutlu insanların desteğini görmek de bu noktada büyük bir şans.
Mümkün olan, şu anki halimle yapabileceğimin en iyisini yapmaya, bir hata olursa buna gerilmektense gülebilmeye, kendimi geliştirmekten de geri durmamaya çalışıyorum. Mükemmeliyetçi olunca kaygıdan ilerleyemediğimi gördüğüm için tecrübe edinmekten kaçınmamaya devam etmek istiyorum.
Yani, evet.
Sofar ile olduğu gibi bir anda kocaman bir adım atmam gerekse veya yavaş ilerlesem bile bu yoldan dönmek istemediğim bir yerdeyim artık. Yeni şarkılar çıktıktan sonra tekrar görüşmek dileğiyle.
Sofar küratörü Dilan Pala’ya ve içerik yöneticisi Şeyma Kaya’ya bizi Barçın’la buluşturduğu için teşekkür ederiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Ankara'da Eylül hazırlıkları başladı. Bu hafta yeni bir festival deneyimliyor, Barçın'ın hikayesini dinliyor, Blues'a doyuyoruz.
12 Ağu 2024

YAZARLAR

Aposto Ankara
Her pazartesi saat 18.00'de Ankara'dan özenle seçilmiş etkinlikler, haberler ve hikayeler.
İLGİLİ OKUMALAR


