Beklenen rekabet geldi mi?

Iga Swiatek, Aryna Sabalenka ve Elena Rybakina arasındaki rekabet, kadınlar tenisinde yıllardır beklenen rekabet ortamını bize sunmuş görünüyor. Her birinin bir Slam’de “son şampiyon” unvanı taşıdığı, üstelik 1 numara yarışının da yaşanmaya başladığı bu rekabete atfedilen “büyük üçlü” yakıştırması için ise henüz erken.
İstikrar arayışı

WTA
Teniste söz konusu kadınlar turu olduğunda, sıklıkla duyduğumuz bir algı vardır: Kadın tenisinde istikrar yok. Gün gelip istikrarlı bir oyuncu çıktığındaysa cümle hazırdır: Kadın tenisinde rekabet yok. Martina Navratilova, Steffi Graf, Serena Williams gibi istikrar abidesi sporcuların olduğu bir tarihe sahip olan kadınlar tenisinin son yılları için istikrarın bu derece yoğun olmadığını söylemek belki de daha doğru. Serena Williams’ın 19, 20 ve 21. Slam şampiyonluklarını kazandığı 2015 yılının ardından, şu ana kadar oynanan 29 Slam’de 16 farklı Slam şampiyonu gördük. Bu dönemde Naomi Osaka 4, Angelique Kerber 3, Ash Barty 3 Slam şampiyonluğu yaşadı.
İstikrara yaklaşan şampiyonlar

Vanity Fair
Naomi Osaka’nın özellikle sert kortlardaki performansı ve üst üste Amerika Açık – Avustralya Açık şampiyonlukları kazanması oldukça heyecan yarattı. Başarılarının ardından kort dışında da oldukça ilgi çeken Osaka bir anda dünya çapında bir yıldıza dönüştü. En Çok Kazanan Sporcular listelerinde üst sıralarda yer aldı ve En Çok Kazanan Kadın Sporcu unvanlarını elde etti. Osaka’nın utangaç bir “genç oyuncu”dan bir süperstar’a dönüşümünü hem ekonomik hem de sporcu kimliği açısından Punto sayfalarında tekrar tekrar incelemiştik. Ancak sonrasında, Naomi Osaka’nın yaşadığı mental problemlerin de etkisiyle, istikrarını sürdüremediğine şahit olduk. Şu anda hamile olduğu için tura ara veren Osaka, doğum sonrasında tenise geri dönmek istediğini belirtiyor.
Osaka’nın ilk Amerika-Avustralya çiftlemesinin hemen arkasından, yeni şampiyonlar çıkarma konusunda cömert bir turnuva olan Fransa Açık’ta Ash Barty’nin ilk şampiyonluğuna şahit olmuştuk. 23 yaşındaki Barty’nin çeşitliliği yüksek oyunu, güçlü ve açılı vuruşlar üretebildiği forehand’i, uzun boylu olmamasına rağmen etkili olan servisleri, sık sık fileye gelmesi ve ustaca kullandığı slice’ları kadınlar tenisine yepyeni bir soluk getirmişti. Arka arkaya yükselişe geçen ve farklı oyun tarzlarına sahip olan Osaka ve Barty yeni bir rekabetin habercisi olabilirdi. İkili arasında bir rekabet yaşanmadı diyemeyiz, ancak Ash Barty kazandığı Wimbledon ve Avustralya Açık şampiyonluklarının ardından 25 yaşında, dünya 1 numarasıyken tenisi bırakma kararı aldı. “Devam etseydi ne olurdu” denilen ama tenise izini de bırakan bir kariyer diyebiliriz Barty’nin kariyeri için.
Aranan kan bulundu

Reuters
Osaka ve Barty hala kortlardayken ilk şampiyonluğuna tanık olduğumuz bir isim daha var ki, şu an kadın tenisinin lideri konumunda. 2020’de pandemi koşullarında oynanan Roland Garros’ta henüz 19 yaşındayken rakiplerine set vermeden, hatta 5 oyundan fazlasını vermeden kupaya uzanan Iga Swiatek’in şampiyonluğu oldukça ses getirmişti. Kadınlarda, hele de Roland Garros’ta alışkın olduğumuz gibi yeni bir şampiyonun çıkmasından farklı bir çıkıştı Swiatek’inki. Daha önce sanki bu tip bir çıkışı görmüştük ve (bu kadarını tahmin edemesek de) yıllarca devam edebilecek bir dominasyon kurabileceğini düşünmüştük. Iga Swiatek de, ilk Roland Garros şampiyonluğuyla birlikte, toprakta pek kimseye şans vermeyeceğinin sinyallerini vermişti. 2020’de Simona Halep’le oynadığı maçı izlemiş olan çoğu kişi hala hatırlıyordur. Ve o günden bu güne çok daha gelişmiş ve olgun bir oyun oynayan, sert kortta da kendini kanıtlayıp Avustralya Açık’ı da kazanan, geçtiğimiz günlerde 3. Roland Garros kupasını evine götüren ve Ash Barty’den devraldığı 1 numara koltuğunda yetişilemez gibi görünen bir dominasyon kuran ve hala 22 yaşında olan bir oyuncu.
Beklenen rekabet geldi mi?
Ve günümüz... Bugün hepimizi heyecanlandıran, her Slam’de her birimizin favori listesine giren Swiatek-Sabalenka-Rybakina üçlüsü, bu dominasyonun ortasında nasıl doğdu? Sabalenka’nın sonunda bir Slam şampiyonluğu kazanması, çimde öne çıkan pek kimse yokken Rybakina’nın aradan sıyrılıp “bugüne kadar neredeydi” dedirten ve o günden bu yana devam eden inanılmaz performansı sayesinde bugün sürekliliği olacak o rekabete kavuştuk gibi görünüyor. Üç isim de en az 1 Slam’in “son şampiyonu” unvanını taşıyor ve artık her birimizin favori listelerinde bu üçlü yer alıyor. Peki biz Swiatek’in dominasyonunu izlerken Rybakina ve Sabalenka birden mi ortaya çıktı? Tabii ki durum öyle değil.
Rekabetin dinamosu: Elena Rybakina

Reuters
Elena Rybakina aslında bizim oyununu bilmediğimiz bir oyuncu değil. Rusya doğumlu oyuncu, Kazakistan Tenis Federasyonu’nun tenise yatırım yapma kararının ardından bazı vatandaşlarıyla birlikte Kazakistan vatandaşlığı almıştı. Ve şampiyonluğu sonrasında söylediği üzere, bu değişiklik yalnızca görüntüde kalmadı, federasyonun desteği Rybakina’nın kariyer gelişimine de yansıdı. 2018’de Kazakistan vatandaşlığına geçtikten sonra, 2019’da ilk 50’ye girdi, 2020’de Avustralya Açık dışında oynadığı ilk 4 turnuvada final gördü ve ilk 20’ye girdi. Rybakina’nın adını duyurduğu büyük maçlarından biri, 2021 Roland Garros 4. Turunda Serena Williams’ı set vermeden yendiği maçtı. Sonrasında Wimbledon’da da 4.turu gördü, Olimpiyatlarda yarı final oynadı. Adelaide’de final oynayarak başladığı 2022 sezonu, Rybakina için bir dönüm noktası oldu. Çimde oynadığı 2 turnuvada pek başarılı olamayan Rybakina, Wimbledon’da yalnızca 2 set kaybederek şampiyonluğa ulaştı! Finalde pek çok kişi Ons Jabeur’un ilk Slam şampiyonluğunu nihayet alacağına çok emindi (muhtemelen Ons’un kendisi de) ancak hesaba katılmayan nokta, Rybakina’nın sanki defalarca Slam finali oynamış ve çimde şampiyonluklar yaşamış gibi çok rahat, çok profesyonel görüntüsüydü. Rybakina bu görkemli şampiyonluğun ardından Amerika Açık’ta benzer bir performans gösteremese de, Avustralya Açık’ta yine aynı modu açtı. Iga Swiatek’le birlikte 3 Slam şampiyonunu yenerek fianlde Aryna Sabalenka’yla karşılaştı ve son yılların en dramatik, rekabetçi ve heyecanlı finallerinden birini oynadı. Bence bu maç, Rybakina’nın bu seviyede kalıcı olmaya niyetli olduğunu kanıtlayan maç oldu. Sezon içinde Swiatek ile oynadığı maçlarda da dünya 1 numarasını hep b planını uygulamaya itmesi, Swiatek’i bir adım öteye gitmeye zorladı.
Savaşçı: Aryna Sabalenka

Eurosport
Avustralya Açık finalinin bir diğer başrolü Aryna Sabalenka’ya gelelim. Sabalenka 25 yaşında olmasına rağmen yıllardır ilk 10’da yer alan, hem teklerde hem de çiftlerde iyi sonuçlar elde eden, hatta çiftlerde Slam şampiyonlukları kazanıp 1 numara kadar çıkan bir oyuncu olmasına rağmen, teklerde uzun bir süre Slam’lerde potansiyelini gerçekleştiremedi. 2018’de oynamaya başladığı Slam’lerde 2. haftaya bir türlü kalamıyordu. Önemli puanlarda mental açıdan dağılıyor ve kazanmaya yakın olabileceği maçları kaybediyordu. Pandemi sonrasındaysa, muhtemelen çiftlerde kazandığı şampiyonlukların da olumlu etkisiyle, işler biraz daha iyi gitmeye başladı. 2021’de Wimbledon’da, 2021 ve 2022’de Amerika Açık’ta yarı final gördü. Ancak yine ters giden bir şeyler vardı. 2022 sezonunun henüz başında servisinde problem yaşamaya başlayan dünya 2 numarası, 55 maçta oynadığı 601 servis oyununda 428 kez çift hata yaptı. İlk servislerinin yalnızca %59,7’sini oyuna sokabildi ve %67,7 oranında puan çıkarabildi. Stuttgart finalinde, Roma yarı finalinde ve Amerika Açık yarı finalinde Iga Swiatek’le oynadı ve hepsinde yenildi. Turnuva kazanamadığı 2022 sezonunda WTA finallerinde final oynamayı başardı. Bu final özgüvenini biraz toparlamıştı ve burada servisi için bir biomekanik uzmanıyla çalışmaya başladığını söyledi. 2023 sezonuna Adelaide’i kazanarak başladı. Avustralya Açık’ta sonunda potansiyelini gösterebilen bir Sabalenka vardı. Servisini halletiğinde, ortaya koyduğu güç oyunu iyice korkutucu hale gelmişti. Set bile kaybetmeden, oldukça baskın bir şekilde finale kadar geldi. Rybakina ile oynadığı final maçında Sabalenka’nın kendi içinde verdiği mental savaşı gözlerimizle somut olarak gördük ve sanırım kupayı kaldırdığında, onu yıllardır takip eden herkes derin bir oh çekmiştir.
“Büyük Üçlü” için henüz erken

Firstsports
Yazının başından bu yana kronik olarak işlediğimiz şampiyonlara ve tanık olabileceğimiz ama bir şekilde tadına varamadan sonlanan rekabetlere baktığımızda, Swiatek-Sabalenka-Rybakina arasında oluşan rekabete yapılan “Büyük Üçlü” yakıştırması için ne kadar erken olduğunu görebiliyoruz. Her zaman bahsettiğimiz gibi tenis en iyi oyununuzu çok uzun süre ayakta tutmanız ve geliştirmeniz, rakiplerinizin oyununa göre sürekli yeni planlar bulmanız ve bu sırada mental kuvvetinizi korumanız gereken, oldukça komplike bir spor. Bunun yanı sıra, bahsettiğimiz rekabetteki isimler artık kadınlar tenisinin ilk 3’ünde yer alıyor ve her biri 1 numara yarışının içine de girmiş durumda. Bize düşen, hem bu isimlerinin başarılarının, hem de bu rekabetin sürmesini ummak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Elif Alper
Tenis yazarı @Punto

Punto Tenis
Tenis gündeminden gelişmelerin analizleri, takvimdeki turnuvaların takibi, Grand Slam öncesi ve sonrası incelemeler, kortun içinden ve dışından hikâyeler.
İLGİLİ OKUMALAR




