Beyrut'ta kaosun ortasında bir dayanışma noktası: Nation Station

İsrail’in Hizbullah’ı etkisiz hâle getirmek için Lübnan’ın güneyi ve başkent Beyrut’un güney mahallelerine düzenlediği yoğun bombardıman sebebiyle yüzbinlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Şam ve Kerbala’ya giden Şii nüfus haricinde Beyrut’un diğer mahallelerine yerleşmek zorunda kalan, bir kısmı da sokaklarda yaşayan binlerce kişi, yardıma muhtaç duruma düştü.
- İçişleri Bakanlığı’nın bazı kamu binalarını sığınmacılara açması haricinde kapsamlı bir yardım için yeterli bütçesi ve gücü olmayan devletin boşluklarını ise STK'lar doldurmaya çalışıyor.
Nation Station adlı oluşum, 2020 yılındaki liman patlaması sonrasında hükümetin üzerine düşen sorumlulukları yerine getiremediğini gördükten sonra, internet üzerinden tanışarak biraraya gelen bir arkadaş grubu. 4 Ağustos 2020'de Beyrut limanındaki patlama, Nation Station’ın bulunduğu konuma oldukça yakın bir yerde meydana gelmiş. Terk edilmiş bir benzin istasyonunun bulunduğu bu alan, insanların toplanabileceği ve depo olarak kullanabileceği en merkezî kamusal alanlardan biri olarak öne çıkıyor.
Jenitta Zikar Hebbo, bu oluşumun başını çeken isim. Diğer çalışanlar ve gönüllüler gibi o da tamamen farklı bir işle uğraşırken 2020 yılındaki patlama meydana geldiğinde, terk edilmiş bu benzin istasyonunda toplanmışlar. O günden beri, dört yıldır da zengin bir iş insanına ait bu eski benzin istasyonu, topluluk tarafından ücretsiz olarak ihtiyaç sahibi kişilere yemek, su ve temizlik malzemelerini dağıtmak için kullanılıyor.
- İsimlerindeki "Station" halen kullanmaya devam ettikleri bu eski benzin istasyonundan geliyor. "Nation" ise bambaşka hikayelerden gelen insanların toplandığı bu ülkede nadiren şahit olunan ulusal birlik anlayışına bir gönderme.

Nation Station’ın Beyrut’taki konumu
“Restoranlar kapalı olduğu için 4-5 şef bizimle çalışıyor,” diyor Jenitta:
“İki ana şefimiz var; birisi Suriyeli Müslüman, diğeri ise Lübnanlı bir Hıristiyan. Normalde yurt dışında olup bize yardım etmek için ülkeye dönen Lübnanlıların yanında yabancı ülkelerden insanlar da var.”
İsrail'in saldırıları öncesinde sadece birkaç gönüllüyle çalıştıklarını belirten Jenitta, şimdi düzenli çalışanlarının 15'e, gönüllü sayısının ise 50’ye çıktığını belirtiyor. Gönüllülerin katılımını ve iş bölümünü Whatsapp grubunda organize ediyor ve haftada üç defa, günde üç öğün, toplam 300 yemeği ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyorlar.
Herhangi bir kurum ya da kuruluştan bağış almadıklarını da söylüyorlar. Jenitta, sadece bireysel bağışlarla çalıştıklarını özellikle vurguluyor. Ayrıca günlük yemek satışları ve perşembe günleri düzenledikleri etkinliklerden de gelir elde ediyorlar.
- Nation Station yemek dağıtımı haricinde yerel çiftçilere de destek oluyor. Ülkenin verimli dağ bölgesi olarak bilinen Şuf’tan gelen insanlar, ürettikleri sebze ve meyveleri istasyonda kurulan tezgahlarda satıyor.

Benzin istasyonunda kurulan bir çiftçi pazarı | Fotoğraf: Çağatay Cebe
Nation Station haricinde İsrail saldırıları nedeniyle yerlerinden edilmiş insanların ihtiyaçlarını karşılamak için çalışan başka STK'lar da var. Başkent Beyrut ve ülkenin en büyük ikinci şehri olan kuzeydeki Trablus’ta farklı oluşumlar, yerel düzeyde faaliyetlerini sürdürürken bazı restoranlar da kapılarını ihtiyaç sahipleri için açmış.
Zaten İsrail saldırılarının ardından şehre çöken tedirginlik atmosferi, akşam saatlerinde şehrin en işlek caddelerinde bile hayatı durma noktasına getiriyor. Savaş şartlarının yanında ekonomik koşullar da insanların dışarı çıkmaktan çekinmelerine neden olurken restoranların ayakta kalması giderek zorlaşıyor.
- Bu durumda bazı işletmeler, kapılarını kapatmak yerine mutfaklarını İsrail saldırılarının mağduru olan insanların yemek ihtiyaçlarını karşılamak için açık tutuyor.
Lübnan’da olmayan devlet ve kırılgan toplumsal ilişkiler
Birleşmiş Milletler ve Dünya Gıda Programı, Lübnan’a yardım paketlerini açıklamış olsa da henüz bu iki kuruluştan ülkeye ulaşan bir yardım olmadı. Türkiye, BAE ve Katar ise Lübnan’a en yüksek düzeyde insani yardım ulaştıran ülkeler arasında.
- Bu sınırlı yardımlar tabii ki ülkenin içerisinde bulunduğu ekonomik kriz ve kronik siyasi sorunları çözmeye yetmiyor. Aynı nedenlerle Lübnan, hiçbir zaman tam olarak işleyen bir devlet olamıyor.
Her ne kadar toplum, hem 1943 bağımsızlık savaşında hem de 2006 İsrail saldırıları sırasında yekpare bir bütün olarak hareket etmeyi başarsa da kriz hâlinin sürekliliği ve toplumsal ayrılıklar, devletin mevcudiyetini de giderek zayıflatmış.

Fotoğraf: Çağatay Cebe
Beyrut’un güneyinde evleri İsrail tarafından yerle bir edilen insanlar yaklaşık üç haftadır şehrin batı bölgelerinde sokaklarda ve sahilde konaklıyorlar. İçişleri Bakanlığı yerinden edilmiş insanlar için sığınaklarını açsa da Lübnan devleti kapsamlı bir yardım programı yürütme kabiliyetine sahip değil. Bu sebeple de insanlar biraraya gelerek birbirlerine yardımcı olmaya çalışıyorlar.
- Beyrut’un kozmopolit yapısı, herkesi kapsayan bir dayanışmaya izin verirken, diğer bölgelerde yardım ağları, belirli din ve mezhep gruplarının kendi içlerinde kurduğu yapılarla sınırlı kalıyor.
Ölü doğan bir devlet
İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları ve Hizbullah ile savaşının temeli de ülkede güçlü bir devlet varlığının bulunmamasına dayanıyor.
Osmanlı döneminde Lübnan'ın çeşitli bölgelerinde iktidarı elinde tutan feodal ailelerin etkilerinin, 1920'de başlayan Fransız mandası döneminde siyasi iktidara yansıması, devletin baştan ölü doğmasına yol açmıştı. Paris, kurduğu "Modern Lübnan"ı yönetebilmek için, ulus-devlet oluşturma sürecinde belirli ailelerin himayesi altında parçalanmış feodal yapıyı sürdürmeyi tercih etmişti. 1932 yılında yapılan nüfus sayımıyla da mezheplere, ülke yönetiminde söz hakkı tanınmıştı.
Bu dönemden beri cumhurbaşkanlığından bürokratik konumlara, ülke yönetimindeki pozisyonlar, genellikle mezheplere göre dağıtıldı ve geleneksel ailelerin politik ve ticari çıkarlarına göre paylaşıldı.
- Böylece güçlü bir devlet aygıtı oluşturmaktan ziyade kırılgan mezhep ve din ilişkilerine dayanan bir bürokrasi inşa edildi. Bu yapı halen kriz anlarında devletin yetersiz kalmasına sebep oluyor.
Öte yandan, Lübnan’ın üst üste yaşadığı krizlerin insanlarda yarattığı “alışmışlık” hâli, 2019 yılındaki ekonomik krizle birlikte bozulmaya başladı. Bu dönemde Batı ile daha iyi ilişkileri olan, ülke siyasetinde şeffaflık isteyen ve geleneksel yönetim şekline karşı alternatif arayan genç nüfus, onlarca yıldır Lübnan'ı yöneten ailelere ve siyasi partilere karşı sivil toplum hareketlerinin öncülüğünü üstlendi.
Şu anda da Lübnan'ın bir devlet yapısına en çok ihtiyaç duyduğu anlardan birinde, bu sivil toplum hareketleri, devasa bir boşluğu dayanışmayla doldurmaya çalışıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
İsrail'e drone saldırısı. Lübnan'a daha fazla asker. BM güçleri hedef alındı. AB'de kutuplaşma. Trump mitinginde silah. Kore'de savaş tehdidi. Doğu Afrika karışıyor.
15 Eki 2024

YAZARLAR

Çağatay Cebe
Bağımsız araştırmacı-gazeteci. Lübnan, Ortadoğu ve Afrika'daki çatışma bölgeleri ve Türkiye'nin bu bölgelerdeki askerî politikaları ile Cihad grupları hakkında araştırmalar yürütmektedir.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR



