Bıyıklı dünya tarihi: Kesmekle kesmemek arasında medeniyet gelgitleri

Bıyığı ilginç yapan kültürel niteliğidir. İnsanlar bu kültürel anlamları sebebiyle bıyık bırakırlar ya da keserler. Ona farklı şekiller verirler. Ötesine bakmayı bilene o bıyıklarda “büyük dünya meseleleri” gömülüdür. Doğan Gürpınar'ın Fol Kitap'tan çıkan "Türk'ün Bıyıklı Tarihi" kitabından...
Bıyıklı dünya tarihi: Kesmekle kesmemek arasında medeniyet gelgitleri

6 Nisan - Castrol
Castrol ile birlikte

Teknoloji ve mobilitede geleceğin destekçisi: Castrol Dünyada 125, Türkiye’de 67’nci yılını kutlayan Castrol , yenilenen marka kimliğini ve dünyanın değişen eğilimlerini karşılayacak yeni ‘Onward, Upward, Forward’ stratejisini duyurmaktan mutluluk duyuyor. Neler oluyor? Madeni yağ pazarının lider markalarından Castrol , odaklandığı önemli pazarlardan Türkiye, Ukrayna ve Castrol Orta Asya’da (TUCA) mobilite, endüstri ve veri merkezleri gibi alanlarda değişen müşteri ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunacak. Şirket, madeni yağların ötesinde elektrikli araçlar ve veri merkezleri gibi yeni büyüme fırsatları konusunda çalışmalarını sürdürüyor. Onward : Mobilitedeki büyümeyi desteklemek, yenilikçi teknolojilerle insanların ve araçların kolay ve verimli şekilde hareket etmesini sağlamak. Upward : Endüstride makinelerin daha iyi performans göstermelerine yardımcı olarak operasyonlarının verimliliğini artırmak. Forward : Fırsatların keşfedildiği ilerici bir farklılaşma. Girişimler arasında uçtan uca dijital ve hizmet çözümleri, veri merkezi daldırmalı soğutma ve batarya termal yönetimi de yer alıyor. Neler olmuştu? Elektrikli araçların ihtiyaçlarını üst düzeyde karşılayan Castrol ON ürünlerinde yapılan Ar-Ge çalışmaları sonucunda bilişim teknolojileri donanımlarının soğutulmasında kullanılmak üzere daldırma soğutma sıvıları geliştirdi. En büyük nakliye konteynerlerinde, Formula 1 ya da yüksek performanslı araçlarda, dünyanın dört bir yanındaki rüzgâr güllerinde ve hatta Mars’a gönderilen Perseverance’ın gerçekleştirdiği keşif görevlerinde hareketin kesintisiz sürmesi için Castrol ürünleri kullanılıyor. 125’inci yılında geleceğe doğru yeni bir rota çizen Castrol ’ü buradan ziyaret edebilir, “Bu da mı Castrol?” sloganıyla Castrol'ün karada, havada, denizde ve hatta uzayda olmasının eğlenceli bir dille anlatıldığı reklam filmini şuradan izleyebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Bıyık ve sakal bırakmak ya da bırakmamak, estetik değil toplumsal bir olgudur. Estetik algılar da zaten bu ilişkisellik içinde şekillenir. Hâliyle insanların nasıl göründüğü objektif bir gerçek değildir. İçinde varolunan, ortamı solunan sosyal çevrenin algılarına göre tanımlıdır. Bıyıklar yalnızca toplumdan topluma değişmez. Esas olarak aynı ortamdaki farklı siyasi, dinî, sekter grupları temsil eder ve bu farklılıkların altını çizer. Bıyık ve sakal iç-dış grupları ayrıştırma mekanizmasıdır.

Bu sebeple tarih boyunca da sakal-bıyık kesme ve uzatma trendleri bu ikilikte (tam traşlılık vs. kaba sakallılık) iki yöne doğru salınım göstermiştir. Değişen zamanlarda Romalılık/barbarlık-Germenlik, ruhban/halk, soylu/avam, dindar/seküler, çağdaş/geleneksel, şehirli/taşralı ayrımlarında bir ayrımı, hattı çizer. Dolayısıyla toplumsal ilişkilerde bir rol oynar; toplumsal işlevler görür.

Tarihsel olarak Yahudilerin, Hıristiyanların, Müslümanların sakal ve bıyık bırakma biçimleri birbirinden her dönemde ayrışır. İslamcıların ve dindarların bıyık bırakma şekli sünnet üzerinden, yani peygamberin hayat pratiğinden şekillenmiştir. Fakat bu çok belirgin tanıma rağmen, farklı İslami gruplar kendilerini ayrıştırmak üzere farklı biçimleri benimserler.

Yunanlıların bildiği coğrafyaların çoğunu fetheden Büyük İskender, fetihlerinin ardından kendini yarı-tanrılaştırmaya yöneldi. Bu kült inşasının uzantısı olarak tamamen pürüzsüz bir çehreye bürünerek Yunanların yerleşik erkeklikte sakallılık normunu ters yüz etti. İnsanüstülüğünü böyle mükemmelleştirilmiş bir çehre ve bedenle ve onun taşa, kile, bronza, mermere dökülmüş hâliyle ispatladı. Böylece sakallılığı Gordion düğümü gibi tek hamlede kopartıp atıverdi. Bu tercihi Helenistik estetik standardını belirlemiş oldu. 

Nitekim kültürel ve entelektüel alanlarda Yunanları üstkültür olarak taklit eden Romalı senatör sınıfı da bıyık veya sakal bırakmadı. Erkeklik anlayışı böyle şekillendi. Her türlü yüz kılını barbarlara ait bulan Romalılar, mağlup ettikleri barbarların saçlarını ve yüz kıllarını onları aşağılamak için traşladı ve zafer dönüşlerinde onları bu hâllerinde coşkun ve taşkın kalabalıklar önünde sergiledi. İşte zaten bu tezatın ilhamıyla René Goscinny hayat verdiği Galyalı karakterleri Asterix, Obelix ve dostlarının görkemli “Galyalı” bıyıklarını, çizer Uderzo’nun çizgileriyle alaycı şekilde ölümsüzleştirdi. 

Cumhuriyetin sona ermesinin ardından Roma imparatorları da hep temiz traşlıdır. İlk sakal koyuveren imparator ise Edirne’nin isim babası Hadrianus’tur (117-138). Bir emsal, yeni bir imparatorluk standardı teşkil ettiğinden sonraki imparatorlar da sakallı oluverdi. Ortaçağ Avrupası’nda ise sakal bir erkeğin, hele savaşçı erkeğin vazgeçilmeziydi. 

Buna karşı ise Katolik Kilisesi erken Ortaçağ’daki sakallı bir dönemin ardından özellikle 11. yüzyıldan itibaren din adamlarının tamamen bıyıksız ve sakalsız olmasını dayattı. Bu bir teolojik iddiaydı. Sakal, ayartıcı nefsani arzuların kaynağı bedenin kibirli bir uzvuydu. Tam traşlılık dünyadan vazgeçmişliğin, dünyevi nefse yenilmemiş olmanın, arınmanın, (erkek) bedenine ve arzularına hükmetmenin anlatım dilidir. Bu dünyaya aittir günahkar sakal ve bıyık.

Yukarıda hatırlatıldığı üzere Romalılar (2. yüzyıla kadar) sakal-bıyık bırakmazdı. Bu sebeple de kibar cazibe arayışlarında bir neo-klasik estetik standart belirlendi. Aydınlanma Avrupası’nda aristokratlar bıyıklarını ve sakallarını, tıpkı köle emeğine hükmeden “medeni Romalılar” gibi tam traşladılar. Erkek neo-klasik estetiği özenle şekillendirilmiş yapaylıktır. Bunun en cüretkar sembolü ise Fransa sarayından başlayarak bu aralıkta dolaşıma giren kıvırcık peruklardır. Peruk hâliyle doğal saçın tam zıddıdır. Bu yapaylık bir iddiadır. Gündelik hayatın gailelerinde ve bedenin, fiziksel görünümün kusurlarının ötesinde inşa edilebilen bir yapay estetik görünüm, lüksün, aristokratik ayrıcalığın ve şaşaanın ta kendisidir. 

Fransız Devrimi’nin ardındansa Romantizm ve burjuvazi, küstah peruğu çağdışı ilan etti. Bununla beraber aristokrasi ve egemen seçkinler 19. yüzyılın ilk yarısında hâlâ kendilerini işgücü emeği ve zaman isteyen sinekkaydı traşla ayrıştırmaya devam etti. Hırpanilere karşı onlar tam bakımlıydı. 

Romantikler ise Ortaçağ sakalını ve bıyığını doğal ve hakiki buldular. Osmanlılara karşı heyecanla gönüllü katıldığı Yunan Bağımsızlık Savaşı’nda hayatını genç yaşta yitirecek İngiliz romantik şair Lord Byron’ın burada özenle bıraktığı Arnavut bıyığı gibi… Bu bıyık burjuva çürümüşlüğüne karşın dağların soylu duygulara sahip vahşilerinin romantizmidir. Ya da Eugene Delacroix’nın 1830 Devrimi’ni tuvale döktüğü tablosunda Marianne’ın solundaki eli tüfekli silindir şapkalı burjuva ve öğrencinin isyankar sakalları gibi. Aristokrasinin itibarını ağır, uzun, patriyarkal sakallarla ifade eder hâle gelmesi ise 19. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşir.

Alexander Maxwell’e göre bıyık 19. yüzyılda “millileşti”. Habsburglara karşı bağımsız milli kimlik inşası sürecinde Macar olmakla bıyıklılık o kadar özdeşleşti ki “bıyıksız bir Macar dikensiz gül gibidir” gibi laflar çıktı. Her ne kadar başlangıçta Macar soylular ve soylu kökenlerden seçilen Macar subaylar için kendi asil bıyıkları dışında bir bıyık küçük düşürücüyse de sonunda onlar da tüm Macarları eşitleyen bıyığa boyun eğdiler. Öyle ki bıyıksız olmak her zaman tam traşlı düşünülen Avusturyalı ya da Avusturya/Habsburg tahakkümüne boyun eğmekle eş anlama gelir oldu. Açıktır ki statü ve sınıf, milliliğe ve milliliğin eşitleyiciliğine dayanmaz. Zira 1848’e kadar sakal aynı zamanda asiliğin ve düzen karşılığının simgesiyken tam traşlılık düzen taraftarlığının alametidir. Dolayısıyla aynı anda birçok sembolizm birbirleriyle içiçe geçer ve birbirlerini tamamlar.

Avrupa’da kralların sakallandığı, bıyıklandığı ve sinekkaydı olduğu devirler vardır. Rönesans’ta sakallandılar; sonra bıyıklandılar; ardından tekrar pürüzsüz traşlı hâllerine döndüler. Fakat hiçbiri kralların şahsi tercihi değildi. Hiç kimsenin zaten böyle bir iradi tercih koyma haddi yoktu. Tarihsel konjonktürler sakal ve bıyığa sürekli değişen anlamlar yükledikçe bireyler, şövalyeler, papazlar, alimler, krallar hatta Papalar sorgusuz sualsiz sürdürmek zorunda oldukları emsale uymak durumundadırlar.

Dolayısıyla bıyık ve sakal, hiçbir zaman sadece erkeklerin kişisel beğenilerine ilişkin değildir. Stalin’in insan ölümüne dair söylediğini eğreltirsek bir kişinin bıyık bırakması veya kesmesi kendi kişisel kararıdır belki ama 10 kişinin bunu tatbiki kişisel kararları değildir. Bu tasarruflar geniş tarihsel bağlamlarda anlam kazanır ve yüklenirler. 

Bıyıklar “tarihsel”dir. “Şekil” ve “kozmetik”e dair değildirler. Zira siyaset ve iktidar alanları bizzat “şekiller” ve şekilleri belirleme imtiyazları tarafından kurulur; sınırları çizilir. Foucault’nun ardından 1990’lardan itibaren gelişen biyoiktidar çalışmalarından biliyoruz ki bedenler iktidara dahildir. Tarih boyunca da iktidarlar şekillerle uğraşmış; iktidara direnişler de “şekiller” üzerinden gelişmiştir. 

Sakala “medenileşme” adına savaş açmış erken bir “aydınlanmış despot” Büyük Petro’dur. Sakal vergisi koyan Petro eğer ısrarla sakal uzatmak isteyenler varsa soylulara ve sıradan halka farklı miktarda bir sakal vergisi ödemelerini zorunlu kıldı. Kendi ise bizzat elinde makasla soyluların sakallarını traşlayarak sakala tavrının katiliğini ortaya koydu. 

(…)

Bıyık, biyolojik olarak ilginç değildir. Onu ilginç yapan kültürel niteliğidir. İnsanlar bu kültürel anlamları sebebiyle bıyık bırakırlar ya da keserler. Ona farklı şekiller verirler. Peyami Safa’nın dediği gibi “İnsan yüzü, insan ruhunun vitrinidir ve onun üstündeki en küçük inkılablar, büyük dünya meseleleri kadar manalıdır!” 

Ötesine bakmayı bilene o bıyıklarda “büyük dünya meseleleri” gömülüdür.


Kısa bir bölümünü verdiğimiz Doğan Gürpınar'ın Türk'ün Bıyıklı Tarihi kitabı Fol Kitap etiketiyle yayımlandı. Kitaba buradan ulaşabilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📮 Kapıda vize, ‘somon gibi’ beslenme

Yunanistan kapıda vize uygulamasının çok yakında 5 adada daha başlayacağını duyurdu. Uzmanlar, "somon gibi" beslenmenin "somon ile" beslenmekten daha faydalı olduğunu savundu. Kore, panda Fu Bao'yu Çin'e uğurladı.

06 Nis 2024

Castrol ile birlikte
Korea.net

YAZARLAR

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta