Boğa Boğa

21 Nisan: Daha filmiyle kalabalıkları heyecanlandıran ve yeni projelerini “Bir Günday & Saylak Fikri” olarak etiketleme özgüvenine çarçabuk erişen Hakan Günday & Onur Saylak ikilisinin her fikrinin eşit derecede parlak olmadığını Uysallar’da görmüştük zaten. 42. İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale için yarışan ve festival gösteriminden altı gün sonra platforma eklenecek yeni filmleri Boğa Boğa da son karesi için çekilmiş gibi duran, kafası karışık, ham bir fikir.
Filmin konusu şöyle: Aileden zengin (tuzu kuru) yatırım bankacısı Yalın (ismi neden “Yalın” derseniz, sesli harflerin yeri değişince “Yılan” olduğu için –Bir Günday & Saylak Fikri daha–), kendine güvenenlerin paralarını batırınca kısa süreli hapse girer çıkar ve ardından Asos’taki konağına yerleşip davayı uzaktan izlemeye başlar ancak canı yanan insanların peşini bırakmaya niyeti yoktur. Yeni hayatını korku içinde sürdürürken bir yandan da kendisini öldürmeye çalışanları güpegündüz tavuk gibi boğmaktan çekinmeyen Yalın, tırsak mı yoksa cani mi, ne yaptığı belli olmayan bir adamdır.
Boğa Boğa en ufak bir derinlik ya da alt metin içermeyen dümdüz bir film, son sahnesi hariç. Yaklaşık iki saatlik süresinin çoğunu Hollywood kodlarıyla yazılmış ve özensizce çekilmiş paranoya ve cinayet sahnelerini sıralamakla geçiriyor. Evet, bu sefer Onur Saylak’ın yönetmenliği de parlamıyor. Görevimiz Tehlike başta olmak üzere onlarca filmde gördüğümüz “konser sırasında cinayet” sahnesinin ritmi mesela içler acısı. Üstelik Yalın dışındaki tüm karakterler tek boyutlu, tek işlevli. Yalın’sa tutarsız, bir öyle bir böyle. “Ne yapacağı kestirilemeyen karakter” yazmak böyle bir şey değil…
Yine de standart Netflix izleyicisi, Kıvanç Tatlıtuğ hayranları ve son sahneyi görünce filmin tüm eksiklerini unutacak olanlar zevk alabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Bu Hafta Ne İzlesem?
Dijital platformlardan izleme önerileri her perşembe e-posta kutunuzda ve Aposto uygulamasında.
İLGİLİ OKUMALAR



