Büyüme olmadan refah mümkün mü: Simit ekonomisi nedir?

İktisadi olarak büyüme olmadan da ekonomik refahın korunabileceğini savunan "simit ekonomisi" yaklaşımı, sadece çevresel değil, ekonomik ve sosyal alanda da yenilikçi ve sürdürülebilir bir öneri sunuyor.
Büyüme olmadan refah mümkün mü: Simit ekonomisi nedir?

Ekonomik sistemlerin sürdürülebilirliği, uzunca bir süredir insanlık olarak en çok kafa yorduğumuz alanlardan biri. "Simit ekonomisi" (ya da donut ekonomisi) gibi yenilikçi yaklaşımlar da ekonomik ve ekolojik refah arasında bir denge bulup bulamayacağımızla ilgili yeni öneriler sunmaya devam ediyor.

  • Nedir? "Simit ekonomisi" kavramı, İngiliz ekonomist Kate Raworth tarafından ortaya atılmış bir ekonomik model. Simit (ya da donut) şekli üzerinden görselleştirilen bu model, ekonomik aktivitelerin hem insanların temel ihtiyaçlarını karşılamasını hem de gezegenin ekolojik sınırlarını korumasını amaçlıyor. Raworth, bu döngüsel modelle iktisadi olarak büyüme olmadan da ekonomik refahın korunabileceğini savunuyor.

Gözümüzde şöyle canlandırabiliriz: 

  • Temel ihtiyaçlar olan içme suyu, gıda, sağlık, eğitim, gelir ve çalışma, barış ve adalet, politik katılım, sosyal eşitlik, cinsiyet eşitliği, ağlar, enerji, barınma gibi ihtiyaçlar simidin ortasında duruyor. 
  • Simidin dış çemberi ise dokuz bölümden oluşuyor: Biyoçeşitlilik kaybı, iklim değişikliği, okyanusların asitlenmesi, kimyasal kirlilik, nitrojen ve fosfor yüklenmesi, tatlı suların çekilmesi, toprağın değişimi, hava kirliliği ve ozon tabakasının yok olması.

Yedi maddede simit ekonomisinin hedefleri

  1. 21. yüzyılın amaçlarını kucaklamak
  2. Büyük resmi görmek
  3. İnsan doğasını beslemek
  4. Sistem temelli düşünmek
  5. Dağıtıcı olmak
  6. Onarıcı olmak
  7. Büyüme yerine dengeyi hedeflemek
  • Nerede uygulanıyor? Doughnut Economics Action Lab ekibinden Erinch Sahan’ın aktardığına göre, modeli ilk kullanan Hollanda'nın da dahil olduğu 70 ülke simit modelini kendi toplumsal ekonomik modeli olarak kullanmaya başlamış. 

Fakat Kürşad Atalay’ın simit ekonomisi üzerine makalesinde paylaştığı Keynes alıntısının da gösterdiği gibi dönüşüm o kadar da kolay değil: 

“Yeni fikirleri yakalamaktan daha zor olan şey, beynimizin tüm köşelerini kaplamış olan eski fikirlerden kurtulmaktır.”

Ne öneriyor? "Simit ekonomisi" ekonomik faaliyetlerin doğaya zarar vermek yerine doğayı onarmaya yönelik olması gerektiğini savunuyor; dejeneratif (bozucu) ekonomik sistemlerden rejeneratif (onarımcı) sistemlere geçişi teşvik ediyor. Üstelik bu yaklaşımları benimseyen şirketlerin hisse değerleri de gün geçtikçe artıyor.

Dönüşüme nereden başlamak gerek?

Bu dönüşüm şirketlerin 5 açıdan yeniden tasarlanmasını öneriyor.

  1. Amaç: İnsan ve gezegen refahı için şirketlerin misyonu nasıl dönüşmeli?
  2. Paydaşlar: Tanımlanan bu yeni amaca uygun olarak şirketlerin paydaşları nasıl genişletilmeli?
  3. Yönetişim: Yönetimde kimlerin temsiline de yer verilmeli?
  4. Sahiplik: Bu yeni amaç için şirketlerde mülkiyet değişikliği yapılabilir mi?
  5. Finans: Kârlılık beklentisi bu yeni amaca yönelik nasıl şekillenebilir?

İş dünyasından örnekler: Dünya genelinde, bazı şirketler bu ekonomik modelin ilkelerini benimseyerek iş modellerini tasarlıyor. Örneğin, Patagonia ürünlerinin çevresel etkisini azaltmaya yönelik politikalar geliştiriyor ve onarım hizmetleri sunuyor. Döngüsel ekonomi prensiplerini benimseyen IKEA, ürünlerinin ömrünü uzatmak ve atık miktarını azaltmak için yenilikçi çözümler sunuyor. Tony Chocolonely'de, çikolata endüstrisinde köle işçiliğini ortadan kaldırmak amacıyla kurulmuş ve şirketin yönetim kurulunda rolü sadece şirket misyonunu korumak olan bazı çalışanlar, sadece şirketin sosyal ve çevresel faydayı gözeten kararlar aldığından emin olmak için görev yapıyorlar.

Çalışan sahipliği modeli ile işçiler şirket hisselerinden pay alabiliyor ve karar alma süreçlerine dahil olabiliyorlar. Bu model, çalışanların şirket başarısına daha fazla katkıda bulunmasını teşvik ediyor. Örneğin, LUSH gibi firmalar, hisselerinin %49'unu çalışanlarına vererek bu dönüşüme katkıda bulunuyor.

Tüm bunlar geçen hafta kurduğu Onarım Atölyesi'yle İş'te Dönüşüm etkinliğine katılan Ekin Al'ın da söylediği gibi diyalogla başlıyor. Şu da bir gerçek: Dünya genelindeki göç krizleri, ekolojik ve toplumsal yoksulluk gibi sorunlara karşı çözümlerimiz ancak radikal düşüncelerle olabilir.

  • Öte yandan: Şu kayıtta da altı çizilen kritik bir nokta: Radikalleşmenin diyalog alanlarını kapatmaya ve toplumsal ötekileştirmeye neden olmaması için tüm bu değişimleri peyderpey ve şefkatle yapmalıyız.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Pareto SürdürülebilirlikPareto Sürdürülebilirlik

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🍩 Simit ekonomisi, sanayi araştırması

İktisadi büyüme yerine çevreye duyarlı, toplumsal refahı ön plana çıkaran "simit ekonomisi", daha sürdürülebilir bir dünya için rehber niteliği taşıyor. İSO'nun son araştırması ise sanayinin sürdürülebilirlik yaklaşımını ortaya koyuyor.

07 Haz 2024

Simit ekonomisi

YAZARLAR

Gökçe Gülcüler

Uçak mühendisi ve içerik üreticisi. 2022 yılından bu yana Harvard Business Review Türkiye’nin “Siberosfer” isimli Youtube programının moderasyonunu ve içerik kürasyonunu üstleniyor. Websummit, Slush, ViennaUp gibi küresel konferanslara davetli medya üyesi olarak katılıyor; global ve ulusal konferanslarda moderatörlük yapıyor.

Pareto Sürdürülebilirlik

Tarımdan enerjiye, kozmetikten turizme geniş bir perspektiften, uzman yorumlarıyla sürdürülebilirlik haberleri.

İLGİLİ OKUMALAR