Can Önduygu ile Soru-Cevap: Ağustos Nasıl Geçti?

Premier League'in ilk ayından çıkan notları Can Önduygu ile masaya yatırdık
Can Önduygu ile Soru-Cevap: Ağustos Nasıl Geçti?

Sezonun ilk ayında en dikkat çeken takım tartışmasız Arsenal oldu. Geçtiğimiz sezonki lig başlangıcını da hesaba kattığımızda 180 derecelik bir değişim görüyoruz. Sizce bunun sırrı nedir, Gabriel Jesus takıma saha içinde kattığı kadar saha dışında da bir özgüven kazandırmış olabilir mi?

- Ülke futbolunda belki de en çok aranan iki kavramla açıklıyorum ben. Bunlar güven ve zaman. Dediğin gibi bir yıl önce bugünlerde üçte sıfırla son sıradaydı Arsenal. Neredeyse tüm taraftarlar Arteta’nın gitmesini isterken zor bir karar verdiler ve hocalarına güvendiler. Devamında hafta hafta yaşanan gelişimi televizyondan dahi görmek mümkündü. Evet, sezon sonunda yine kırıldılar; Newcastle ve Tottenham maçlarıyla Şampiyonlar Ligi’ni kaçırdılar ama devam ettiler.

Görsel: Football365


Bana kalırsa neredeyse 20 yıl sonra artık Arsenal kırılgan değil. Sağlam bir kadroları ve güçlü bir zihinleri var. Bunda Gabriel Jesus’un etkisi yadsınamaz tabii ki. Saha dışında da etkisi olmuştur kuşkusuz, ama saha içindeki katkısı o kadar somut ki... Gol sayısından ziyade, bağlantı oyunundaki ustalığı beni şaşırttı. Yıllarca depresyondan muzdarip birinin sevilmesi ve mutluluğa kavuşmasına benziyor yaşadıkları. Keyif alıyor, daha önce pek kimselerin farkında olmadığı yeteneklerini sergiliyor. Belki şampiyonluk böylesine kusursuz rakipler varken hala uzak bir hedef ama 18 yıl sonra yeniden yarışmacı bir Arsenal görmekten hiç uzak değiliz bence.

2017’den beri Premier League'e damgasını vuran Manchester City-Liverpool rekabetinde şu ana kadar pek yarışmacı bir senaryo gözlemleyemedik ve Manchester City ilk ay sonunda rakibinin 5 puan önünde. Arsenal’ın formunu uzun vadeye yayması çok zor gözüküyor, peki aynı görüş City için de geçerli mi? Haaland sorunun dengesini epey değiştirse de bu konudaki fikirlerini merak ediyorum.

- Manchester City ile baş etmek çok zor. Klopp’un yoğun ve disiplinli Liverpool’u bu gerçeği bazen bize unutturdu, ama bu sezon yeniden hatırlayacağız sanki. Kadro derinliği ve kalitesi, hoca faktörüyle beraber öyle bir oyun gücüne dönüşüyor ki 38 hafta boyunca onlardan daha iyisini yapmak pek mümkün olmuyor. Bir de dediğin gibi bunların üzerine Haaland eklendi. Onun hakkında artık diyecek pek bir şey bulamıyorum. Özellikle De Bruyne ile aynı anda sahada olduklarında benim pek benzerini görmediğim bir haksız rekabete dönüşüyorlar. En elit futbolcuların bile ilk aylarda duvara çarptığı bir ligde ilk 5 maçta 9 gol… Normal bir insanın bunu yapamaması lazım. Ama karşımızda uzun boylu, fizikli, bunlara rağmen hızlı ve mükemmel bir bitirici gibi duruyor. Kötü lig başlangıcından bağımsız olarak Liverpool’un veya başka bir takımın 38 maçta onlara yetişmesi bence çok zor gözüküyor. 5’te 5 ile sezona giren Arsenal da buna dahil. Premier League’in yoğunluğunun arasına giren Dünya Kupası bu sezon kadro derinliğini daha da önemli kılacak. Bunu da hesaba katarsak Guardiola’nın City’siyle son haftalarda yarışta olmak bile bence çok zor hale gelecek ve bu sezon yeni bir “Centurions” performansı beni hiç şaşırtmayacak.

İtalyan menajer Antonio Conte’nin imzasından bugüne daima ivmelenen ve oldukça zor kaybeden bir Tottenham görüyoruz. Yeni transferleriyle birlikte "Conte takımı" olma yolunda ilerleyen Tottenham’ın gerçekçi hedefi ne olmalı? Şampiyonlar Ligi yarışında diğer Londra temsilcileriyle kıyaslandığında şansı ne kadar yüksek?

- Conte takımları koşar... Conte takımları katıdır, sahayı genişletirler, ne yapacakları bellidir fakat onları durduramazsınız. Tottenham’ın son iki penceredeki transferleri onlara büyük bir güç kattı. Kulusevski (hayranıyım), Bentancur, Perisic, Richarlison, Bissouma ve hatta Spence... Paratici ve Conte’nin bu başarıda hakkını vermek gerekiyor. Bu sezon Conte’nin koyduğu hedefin ilk üç sıra olduğunu tahmin ediyorum. Geçen sezon sondaki atakla gelen Şampiyonlar Ligi kontenjanının bir sıra üstüne çıkmak onları tatmin edebilir. City, Liverpool, Arsenal üçlüsünden birinin önünde kalmak ve Şampiyonlar Ligi’ni son haftalara bırakmamak şeklinde de açıklayabiliriz. Fakat başka bir hedefleri daha olsa gerek. 2008’den beri kupa alamıyor Tottenham. Bu 14 yılda Şampiyonlar Ligi finali gördüler ve ligi ikinci bitirdiler. Fakat bunlar taraftar nezdinde bir kupa coşkusunun tadını vermiyor. Bu bağlamda FA Cup ve Lig Kupası’nın birinde mutlu sonu diğer iddialı takımlardan daha çok istediklerini düşünebiliriz. Son transferlerle beraber bunu başarabilecek bir kadro derinliğine sahipler. Lig üçüncülüğü ve olası bir kupa onlar için müspet bir ilerleme sayılabilir, bunu da Conte’den daha ustaca götürecek bir hoca düşünmek zor.

Görsel: Football London


Senin de çok sevdiğini bildiğim "deneysiz bir kimya düşünülemez" kesitinden yola çıkarak, yıllardır deneyip yanılmaktan yılan Glazerlar'ın Manchester United deneyi ne zaman başarılı sonuca ulaşacak veya bu başarıyı elde etmek için yeterli süreleri olacak mı?

- Manchester United’ın hüznü sadece Glazerlar ile, sadece hocalarla veya sadece oyuncu transferleriyle açıklanacak boyutu geçti. Yıllardır öyle başarısız bir deney ki bu, tıpkı Arsenal’in yaşadığı gibi doğru bir yapılanmaya gidip yıllarca sabırla beklemek gerekiyor. Aslında burada suçu tamamen Glazerlar'a atmak da pek doğru gelmiyor bana. Zira son 10 yıla baktığımızda (aşağı yukarı Ferguson sonrası dönem), Premier League kulüpleri içinde en fazla net transfer harcaması yapan kulüp 1,07 milyar Pound ile Manchester United. Fakat bu dönemde öylesine yanlış transferler yapıldı ki, Mourinho dönemini bir kenara bırakırsak bir zamanların korkutucu kulübü bitmeyen bir vasatlığa mahkum oldu. Bu yazki transferlerde de son haftaya kadar aynısından bahsedebiliriz. Anthony ve Casemiro takıma kalite katacak fakat bundan önceki dönemde çıkan dedikodular hala büyük bir değişimin yaşanmadığının göstergesi. Ed Woodward kulüp CEO’luğu görevini Şubat ayında Richard Arnold’a bırakmıştı. Maalesef onun da ilk transfer dönemi beklentileri tam anlamıyla karşılayamadı. Rangnick bu kulübün “açık kalp ameliyatına ihtiyacı olduğunu” söylediğinde büyük yankı uyandırmıştı. Şimdilik ilk 11’de dört yeni yüz göreceğiz. Önümüzdeki üç-dört transfer dönemindeki hamlelerin ardından artık dikiş atma ve kapama zamanı olacak. Son üç maçtaki kritik galibiyetler ten Hag’a çok ihtiyaç duyacağı sabrı bir nebze kazandırdı, fakat Ocak ayına kadar üzerinde sallanacak ‘CR’ kılıcı da Hollandalı hocanın işini kolaylaştırmayacak.

Orta sıra takımları ele alındığında flaş başlangıca imza atan Brighton, Leeds ve Fulham gibi örnekler var. Bahse konu olan üç takımın da başarısı genellikle menajerleri üzerinden okunuyor ve bu üç menajerin de ortak özelliği 50 yaşından küçük olmaları. Koç kalitesinin arttığı Premier League'de genç ve ortaya yeni bir vizyon ortaya koyan menajerlerin bayrağı daha statik ama "kurt" isimlerden devraldığını söyleyebilir miyiz?

- Hala +50’lerle çalışan elit kulüpleri dışarıda bırakırsak genç hocalar artık orta sıra takımlar için bir tercih ve zaruriyete dönüştü gibi. Kalite ortalamasının bu kadar yüksek olduğu bir ligde hocanızın kafasındaki sıra dışı fikirlerle fark yaratmak mümkün. Leeds bunu önceki yıllarda ruhu genç, nam-ı diğer "Deli" Bielsa ile yapmıştı. Şimdi Marsch’ın pres canavarlığı ve RedBull kökenleri ile fark yaratıyor. Graham Potter geçen sezon olduğu gibi Brighton’ı ilk dört takımı gibi göstererek başladı. Ama geçen sezonun ortalarındaki kötü gidişatta dahi taraftarların onu eleştirdiğini unutmamak lazım. Fulham’ın hikayesini Marco Silva yazıyor. Diğer hocaların aksine onun ilk Premier League deneyimi değil. Watford ve Everton’da işler kötü gitmeye başladığında buna karşı koyamamıştı. Fulham’ın ilk mağlubiyet serisini beklemek onun değişip değişmediğini görmek için önemli. Ama genel olarak dünyanın en iyi yönetilen kulübü Bayern takımı Nagelsmann’a emanet etmişken, orta-alt sıra takımların fark yaratmak için deli-dahi genç hocalara güvenmesini doğru ve keyifli tercihler olarak görüyorum.

Frank Lampard ve Everton birlikteliği için ne düşünüyorsun? Lampard sezon öncesi yine küme düşme adayı olacaklarını beyan etmişti. İlk 5 hafta geride kalırken oyun olarak da ligin genelinden oldukça gerideler ve yalnızca 3 puandalar. Geçtiğimiz yıl paçayı zor kurtaran Everton'ın bu sene lige tutunmak için ufak çaplı bir mucizeye mi ihtiyacı var, yoksa toparlayabileceklerine inanıyor musun?

- Lampard-Everton bence uyumlu bir birliktelik. İkisi de birbirinden iyisini zor bulur, ikisinin de birbirine ihtiyacı var. Everton’ın transferin son gününe kadar yetersiz bir kadrosu vardı. Fakat son gün eski oyuncuları Gueye ve United’ın genç oyuncusu Garner’ı almaları bunu değiştirmiş olabilir. Maupay de forvet sorununa bir nebze merhem olabilir. Büyük ilgi gören Anthony Gordon’ı da takımda tutmayı başardılar. Artık ihtiyaçları olan bu isimlerin birbirleriyle uyumu. Lampard transfer yasağı olan Chelsea’de bu kimyayı oluşturmayı başarmıştı. Ancak hala üçüncü forveti Rondon olan bir takımdan bahsediyoruz. Onlar için kesinlikle rahat bir sezon olmayacak fakat sahadaki uyum arttıkça kendilerini bir şekilde son üç sıradan kurtarabileceklerini düşünüyorum. Bunun için yine son haftalarda mucizevi bir geri dönüşe ihtiyaçları olabilir ama.

Görsel: Football365


Can Önduygu'nun 11'i:

Pope (Newcastle United)


Reece James (Chelsea)

Ben White (Arsenal)

Joachim Andersen (Crystal Palace)

Pascal Struijk (Leeds United)


Wilfried Zaha (Crystal Palace)

James Ward-Prowse (Southampton)

Moises Caicedo (Brighton)

Allan Saint-Maximin (Newcastle United)


Erling Haaland (Manchester City)

Gabriel Jesus (Arsenal)

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

This Is EnglandThis Is England

BÜLTEN SAYISI

Ağustos Geride Kalırken

Soru-Cevap: Can Önduygu

03 Eyl 2022

Ağustos Geride Kalırken

YAZARLAR

Görkem Alkan

Author @This is England.

This Is England

Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR