Cari Denge Üzerinden Kura Müdahale Tartışması

Bu şartlarda Merkez Bankasına ve hükümete düşen görev ise enflasyonu bir an önce düşürerek belirli dönemlerde piyasaya yaptıkları müdahaleleri sonlandırmak olacaktır. Müdahale süreleri uzadıkça diğer iktisadi göstergelerde anomaliler oluşmakta ve bu anomaliler zaman geçtikçe derinleşmekte.
Cari Denge Üzerinden Kura Müdahale Tartışması

Türkiye, Eylül 2021’de faiz düşürme kararıyla başlayan ve iktidarca ‘’Türkiye Ekonomi Modeli’’ olarak adlandırılan iktisadi deneyle birçok iktisadi ezberle yüzleşmek durumunda kaldı. Bunlardan birisi düşük faiz politikasıyla üretim maliyetlerinin düşmesi ve artan yatırımlarla ekonominin daha hızlı büyüyeceği ve refahın artacağı düşüncesi idi. Bu deneyin döviz kurundaki hızlı artış, devamında gelen yüksek enflasyon, varlık fiyatlarında hızla yükselme, piyasa şartlarının bozulması ve bozulan piyasa şartlarında yatırım koşullarında öngörülemez bir durumun ortaya çıkması gibi birçok olumsuz sonucu oldu. Gelinen son nokta ise ekonomiyi yavaşlatmak için yüksek faiz ortamının oluşturulması ve kredilerin kısıtlanması oldu. Türkiye Ekonomi Modeli’nde ihracatta önemli bir ivmelenme yakalananamamakla birlikte ithalatın hızla artmasıyla değersiz TL ile yüksek ihracat gerçekleştirme fikrinin de temelsiz olduğu ortaya çıktı. Bugün ise kur üzerinden tartışmalar devam etmekte fakat tartışma artık TL’nin değersizleştirilmesi üzerinden değil aşırı değerli olması üzerinden dönmekte.

Aşırı değersiz TL tartışmasının aşırı değerli TL tartışmasına dönmesinin tohumları, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi döviz kurunun kontrol edilerek belli bir seviyede tutulması ile atıldı. Seçim sonrası kurun bir miktar yukarı doğru hareketine izin verilmesinden sonra 32 TL civarlarında uzun süreli bir yatay hareketle atıldı. Merkez Bankası kurdaki artışın enflasyonu tetiklemesi nedeniyle kurun belli bir süre fazla yükselmeyeceğini açık açık beyan etti. Fakat enflasyonun bu dönemde dövizdeki artışa göre çok daha fazla artması TL cinsi mal ve hizmetlerin pahalı olduğuna dair tartışmaları alevlendirdi. Geliri dövize bağlı olan ihracatçılar ve turizmciler bu durumun devam ettirilemez olduğunu beyan ederken sıklıkla da lobi faaliyetlerinde bulundular. Beklentiler bu sefer tersi yönde oluşmaya başladı ve Türkiye’nin değerli TL ile hızla artan ithalata sürüklenirken ihracatının düşüş göstereceği ve bunların sonucu olarak yüksek cari açık vereceği beklendi. Fakat şu ana kadar bu durum da gerçekleşmedi.

Türkiye Haziran ayında cari fazla verdi

Kurun yüksek enflasyon ortamında yatay seyrettiği ekonomik koşullarda Haziran ayında cari denge uzun süre sonra ilk kez fazla verdi. TCMB verilerine göre Türkiye Haziran ayında 407 milyon dolarlık bir cari fazla verdi. Altın ve enerji harici cari hesaplar ise 4,55 milyar dolar fazla verdi. Gidişat yakın zamanda ithalat tarafında yüksek bir artış yaşanmayacağını gösteriyor. Buradan çıkarılabilecek sonuçlardan birisi, kur seviyesinin dış ticarette ve cari dengede asıl belirleyici olmadığı olsa gerek. TL’nin değerlenmesinin elbette ithalatı belirli miktarda artırıcı bir yönü var. Kur seviyesi serbest piyasaya bırakıldığında bu etki de zamanla azalan döviz kaynağı nedeniyle artan kurla dengelenecektir. Fakat serbest piyasaya bırakılmadığı ve enflasyonun yüksek seyrettiği dönemde ithalatı belli miktarda artırması normal olacaktır. Şu ana kadar TL’deki değerlenmenin ithalatı artırmamasının ana nedeni ise iç piyasadaki ekonomik aktivitelerin yavaşlaması.

Merkez Bankasının kademeli faiz artışlarının etkisi yavaş da olsa artık etkisini göstermekte. Artan faizlerle ekonomik aktivite daralırken bu daralan ekonomik aktivite Türkiye’nin ithalatını da olumsuz etkilemekte. Kurun ithalatı artırıcı etkisine rağmen iç piyasadaki daralma ithalat tarafında daha baskın bir etki göstermekte. Türkiye’de ekonomik aktiveler hızlandıkça ithalat artmakta, yavaşladıkça ithalat azalmaktadır. Bu nedenle de TL değer kazansa bile iç piyasanın daralması nedeniyle bu etki ithalâtta açıkça kendisini göstermemektedir. Dolayısıyla da TL’nin seviyesi mevcut koşullarda ithalatı belirlemede ana faktör olmamakta. Ekonomik aktivitenin tekrar canlandığı dönemde kurun tutulmaya devam edilmesi ise ithalat talebini artıracaktır.

Bu şartlarda Merkez Bankasına ve hükümete düşen görev ise enflasyonu bir an önce düşürerek belirli dönemlerde piyasaya yaptıkları müdahaleleri sonlandırmak olacaktır. Müdahale süreleri uzadıkça diğer iktisadi göstergelerde anomaliler oluşmakta ve bu anomaliler zaman geçtikçe derinleşmekte. Merkez bankası yönetimi bu yönüyle risk almakta ama aldığı riskin de farkında, bu durumu ideal bir durum olarak görmemekteler. Halbuki iktidar piyasaya yaptığı müdahaleleri bir risk olarak görmekten ziyade bir ideal durum olarak görüyordu ve sonuçları da ekonomiyi bu duruma getirdi. Bundan sonrası ise iktidarın Merkez Bankası yönetiminin anlayışına ne kadar yakınsayacağına bağlı. Sözlü desteğin ötesine geçip uygulamada da yardımcı olması gerekir. Bunu yapsalar bile başarıya ulaşmak kolay değil.

* Dr. Caner Gerek



[1] Şerafettin Can Atalay (2) [GK], B. No: 2023/53898, 25/10/2023, karara şuradan erişilebilir:

https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2023/53898

[2] Şerafettin Can Atalay (3) [GK], B. No: 2023/99744, 21/12/2023, karara şuradan erişilebilir: https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2023/99744

[3]  AYM, E.2024/45, K.2024/61, 22/02/2024, karara şuradan erişilebilir: https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/ND/2024/61

[4] https://x.com/aselimkoroglu/status/1824427577206870500

[5] https://x.com/onediocom/status/1824783121830527371

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Mecliste Olağanlaşan ve Tasdik Edilen Şiddet

AYM’nin Son Can Atalay Kararı, Cari Denge Üzerinden Kura Müdahale Tartışması, Mecliste Olağanlaşan ve Tasdik Edilen Şiddet.

26 Ağu 2024

Mecliste Olağanlaşan ve Tasdik Edilen Şiddet

YAZARLAR

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR