aposto-logo
TR
TREN

Çerezlik Hikayeler: Sofralar

Hikayeler sizden, çizimler Serra Utkum İkiz’den!
Çerezlik Hikayeler: Sofralar

Görsel: Serra Utkum İkiz

Çerezlik Hikayeler’de bu hafta konumuz bana göre bizi en keyifli (ve lezzetli) şekilde birleştiren yerlerden biri: sofralar! Ne olursa olsun, bir sandalye çekip her şeyi birkaç saatliğine görmezden gelebileceğin, lezzetli şeyler yediğin, kültür, politika, sanat, aşk konularının bir bir açıldığı o güzel sofralar. 

Pandemi döneminde ailemle her akşam sofrada bir araya geldik. Küçük bahçemizde hasır amerikan servislerimizi masaya yerleştirdik, yemekleri yerken şarap açtık ve saatlerce konuştuk. Köpeklerimiz Simba ve Rico, eksik olmadılar, sandalyede oturup kafalarını masaya yasladılar. Yalvaran gözlerle bizden yemek istediler — çoğu zaman dayanamadık, bir şeyler verdik. O yüzden biraz şımardılar. O sofrada bazı günler ağladım, bazı günler de güldüm. Sonra da gülmekten ağladım. Arkadaşlarımla doğum günleri kutladım, ailemle yeni yılı kucakladık. O masanın etrafında çok hikaye topladık. Toplarken de bir güzel yedik. 

Bu sefer aldığımız hikayeler beni şaşırttı; bazıları mutlu, bazıları çok üzücü hikayeler paylaştılar. Aslında çoğu hikaye birçok duyguyu içinde barındırdı. Eee zaten burası 20’lik, her duyguya alan açıyoruz. 

Çerezlik hikayeler duyurularını 20’liğin Instagram, Twitter ve Linkedin sayfalarından yapıyorum. Takip etmenizi şiddetle öneriyorum. Gelin, çok eğleniyoruz. 

Esra Ece K., 28

Kardeşim Burcu'nun doğum gününü ilk kez kutlayacaktık. Tam olarak kaç yaşına giriyordu aklımda değil ama pastaya masada ayakta durarak üfleyebildiği bir yaştaydı. Pastanın üstündeki bir mum da yaşını gösteriyor olabilir. Annemle sabah erkenden uyanmış kekinden sosuna kadar çikolatalı ev yapımı bir pasta yapmıştık. Kimler gelebilecek emin değildik o yüzden sadece bir pasta yapmıştık. Bir de annemin peynirli küçük poğaçalarını. Hava karardığında dayımlar elinde pastaneden alınmış bir pasta ile gelmişlerdi. Doğum günü çocuğu kardeşim olsa bile o masanın etrafındaki her çocuk böyle bir kalabalığı bulmuşken pastayı üflemek istiyordu, buna ben de dahildim. Aklımda en belirgin kalan şey o gün kimsenin ülkenin herhangi bir durumuna dair tartışmamış olması. Konuşulanlar yeni yaş, Burcu'nun git gide kime benzediği, genç kuzenlerimin lise hayatlarıydı bizim ise ilkokul durumlarımızdı. Kare bir masanın etrafında toplanmış, flaşlı bir makineye bakarak gülerek babama poz vermiştik. Pastanın herkese yetmemesinden korktuğumu ama ikinci dilimi yeme şansımın olup olmadığını kafamda tarttığımı hatırlıyorum.

Görsel: Serra Utkum İkiz


Gökçe T., 23

8 yaşındaydım. Turuncu duvarları olan minik mutfağımızda ailecek akşam yemeği yiyorduk. Babam çoğu zamanki gibi gergindi. Annemle tartışmaya başladılar. O kadar hararetli tartışıyorlardı ki korkudan kardeşimle kaskatı kesilmiştik. Ağzımdaki minik ekmek parçasını çeviremiyorum çünkü kendimi ağlamamak için tutuyordum. Babam birden iyice sinirlenip yemek tabağını masaya vurdu ve tabak ikiye ayrıldı. Masaya dağılan yemeğin yere nasıl pıt pıt damlamasını izliyordum. O günden sonra ne oldu biliyor musunuz? Ailecek yemek yemekten nefret ettim, yemek yemekten nefret ettim.

Ben en çok yaramı, sınavımı o yemek masalarında yaşadım. İlerde kuracağım aileyle hayatımızın en güzel anılarını biriktirip sohbetlerini ettiğimiz akşam sofraları kuracağım. Ben çok ağladım başkaları ağlamasın. Ağlarsa da gülmekten olsun...

Görsel: Serra Utkum İkiz


Mert M., 22

Babam kalp rahatsızlığı geçirdiğinde yedi yaşındaydım. Öğrenci tıraşı diye inandırdıkları üç numara saçlarım, pazardan alınan sandaletler, bej rengi kaprim. Yüzümde o korkutan floresan ışıkları. Babam hastanede yatarken beni odasına fazla sokmadılar. Kısa bi süre gördükten sonra beni kırmızı bir arabaya bindirdiler.

Gittiğimiz ev, evdeki küçük çocuk, sesi kapalı olsa da çalışan televizyon ve köşedeki masa. Yarım saat kadar etrafı inceledim. Aç olmasam da beni masaya oturttular. Ev sahiplerinin renkli tencereleri ve yaldızlı tabaklarını hatırlıyorum. Ben o zamana kadar hep annemin az tuzlu tereyağlı yemeklerini yedim. Akdenizli birinin zeytinyağlı bol yeşillikli sofrasında her yer tabak olsa da yiyecek bir şey bulamadım. Utangaç ellerle salatadan aldığım birkaç lokmadan sonra yukarda bir gölge belirdi.

Kısa saçlı, gülümsediğinde dudakları incecik bir çizgiyi andıran ve daha korkutucu olan kadın, Tabağıma dört beş kaşık pilav koydu. Sofra biraz daha anlamlı gelmeye başladı. Ben, abim, kadın ve eşi. Masada neye dokunsam ne yapsam gözleri bana kayıyor gibi geliyordu. Sanki gizlice kızacak bir şey arıyorlardı. Şimdi düşündüğümde bana ne kadar özenli davrandıklarını fark etmemişim. Pilavda önce kahverengi şehriye tanelerini göremedim. Havuç ve bezelye tanelerini hatırlıyorum, annem olsa “Oğlum bunları yemez.” derdi. Ama o yoktu. Babamla kalıyordu. Döndüğüm yerde onları bulmak istediğim için hiçbir şey söylemedim.

O beyaz masa örtüsünün rengi değişti. Herkes yerken ben onlara baktım. Hiçbiri anlamadı. O tabak bitecekti. Ama o gün ne kadar üzgün olduğumu hâlâ unutamadım. Bana bakıp bu pilavın da lezzetli olduğunu, bezelyelerin tatlarını anlattıklarını hatırlıyorum. Abimin bana ara sıra bakıp “Bizi daha fazla zora sokma.” der gibi bakıyordu. Elimden geleni yapsam da barbunyayı, kuru fasulyeyi, bezelyeyi, sevemedim. Biber dolmasına halamlarda mecburen yiyip alıştım. Nohuta da kyk yurdunda. 

Görsel: Serra Utkum İkiz


Mina, 25

Uzayda, şekil değiştiren bir kamilyonun güneşle tanışıp onu tanrılar dünyasına takip etmesiyle ilgili bir dünya vardı kafamda. Bu dünyayı gerçekleştirebilmek için tanrılara bir sofra kurdum. Sonra onlar da geldiler, soframa oturdular.. Güldüler, pasta yediler ve dans ettiler. Tanrılar için çay partisi gibi bir şeydi yani. 

Görsel: Serra Utkum İkiz


Gökçe, 25

2019 yazına ışınlanıyoruz hep birlikte.

Babam iş için Özbekistan'a taşındığından beri yılda bir belki denk gelebiliyoruz. Türkiye’de buluşarak hasret gideriyoruz. O sıralar Amsterdam’da kaldığımız öğrenci yurdundan tanışmış olduğum bir de erkek arkadaşım var. Yaklaşık 1,5 yıldır beraberiz o sıralarda, benimle İstanbul’a geldi. Babamın geldiği döneme denk getirdim seyahatimizi tanışabilmeleri için. Gün içerisinde babam ben çocuk, turlayıp durduk. Akşamında, Taksim Çiçek Pasajında  rakı-balık yapacaktık, annemi ve teyzemi de çağırdık. Amaç mezuniyet kutlaması. 

2016'dan beri Amsterdam’da kolaylıklarıyla, zorluklarıyla, evsiz kalmasıyla, sınavlardan kalmasıyla, üç yılı geride bırakmayı ve yeni maceralara yelken açmayı kutluyorum. Kutluyoruz. Annemin, teyzemin, babamin katkılarını, desteklerini kutluyoruz. Benim için çok duygusal, çok özel bir gün.

Çocuk rakıyı sevmedi, bira içiyordu. Şerefeler havada uçuşuyordu. Annemle babam ben çocukken boşanmış olsa da, hala arkadaşlar. Onları gülerken, sohbet ederken ve ortak başarılarını kutlarken görmek beni çok duygulandırdı. 

Sofrada çeşitli mezeler var; ben en çok deniz börülcesi, midye dolma ve kalamar severim. Keyifler yerindeydi soframızda. Müziğe eşlik etmeler başladı,  kemancılar masamıza uğradı.

Tam meyve tabakları gelmeye başlarken, can dostum, bu bültenin annesi Yasmin’le mesajlaşıyordum. 'Aaa ben de Galata’dayım, geleyim' demesin mi! Çok sevindim, çok heyecanlandım. Babam ve Yasmin de ilk defa tanışacaktı. Yasmin'le babamın tanışıp kaynaşması yaklaşık beş dakika aldı sanırım. Babam Yasmin’e cüzdanında taşıdığı bebekken çekildiğim vesikalıklardan birini hediye etti. Sağ tarafımda o zamanki sevgilim, sol tarafımda en yakın dostum, karşımda canımdan çok sevdiğim annem babam teyzem…

En mutlu anılarımdan biri oldugunu hatırlıyorum, fakat çok uzun süre bu anıyı bastırdım.

Ertesi gün babam başka şehire geçecekti, onu bir sonraki yaza kadar göremeyecektim. Ertesi sabah, çocuk yaptığımız planı çöpe atıp ülkesine erken dönme kararı aldı. Beni çok üzdü, hissizleştiğimi hatırlıyorum. Soluğu babamın yanında aldım. Şu an geriye dönüp baktığımda iyi ki de oldu diyorum, güzeliyle çirkiniyle benim için en unutulmaz sofralardan biri oldu. 

Görsel: Serra Utkum İkiz



Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

pasta

Serra Utkum

Çerezlik Hikayeler

Çerezlik

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

Mekânlı Bülten

Mangal, İsveç ve Vedat Milor!

23 Haz 2022

Serra Utkum İkiz

YAZARLAR

Yasmin Güleç

Anthony Bourdain'in #1 numaralı hayranı olmak dışında zamanımı genelde yazarak, yürüyerek, kahve içerek ve derin politik tartışmalara girerek harcıyorum.

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR

;