Çizimlere Kaçanlar

Geç bir tesadüf belki, Selçuk Demirel ile bu sıkı bağı kurabilmek, yazdıklarına, çizdiklerine bakıp bir süreliğine de olsa olduğum andan uzaklaşabilmek…
Çizimlere Kaçanlar

Son zamanlarda biraz kafa karışıklığı ve bolca hayal kırıklığı içinde çabalamaya çalışıyorum. Okuduklarım daha da yorucu gelmeye başlıyor, çalışmak zorunda kaldığım kitaplar da birikince en sevdiğim aktivite yavaş yavaş yüke dönüşüyordu ki kendine yeni bir yol buldum: Selçuk Demirel’in resimli kitapları.

İçindeki inceden inceye bakış açımı değiştiren satırlar, baktıkça üzerine daha fazla düşünüp, daha çok soruya cevap aradığım resimlerle birleşince kendime yarattığım o özel alanın kapısından kocaman bir adım atmış oluyorum. Bu sefer kelimeler en özgün çizgilerle birleşerek ruhuma dokunuyor. Birbirine içten içe bağlı ama bir o kadar da farklı 3 güzel kitaptan bahsetmek istiyorum.

Bir Ağacın Altında

Hayali bir orman anlatısı bence bu kitap. Gerçek zamanı yitirdiğimiz, kendimize en çok yaklaştığımız anda kendimizi bulabileceğimiz bir orman burası. Aslında var oluş hikayemizi ararken karşılaştıklarımız da diyebiliriz. Sıcacık renkler arasında bizim salt yalnızlığımız. Bu anlatı ormanının içinde bir de Blake’in altı çizilesi bir sözüyle karşılaştım.

“Kimilerini gözyaşlarına boğan ağaç, kimileri için yalnızca yolu tıkayan yeşil bir engeldir. İnsan kendi neyse, gördüğü de odur.”

Gördüklerimiz gerçekten içimizden geçenler mi acaba, yoksa günlük hayatta taktığımız maskelerin gözünden mi görüyoruz her şeyi. Bilmiyorum. Ama seçtiğim 3 kitapta da kendim olabilmenin yollarını arıyorum.

Sen Surat Okumayı Bilir Misin?

Kara Kitap için resimler ve Orhan Pamuk’un önsözü, Kara Kitap’ta kesintiler… bu kitabı sevmek için Pamuk’u görmek fazlasıyla geçerli bir sebep zaten. Kara Kitap’ın zihin karmaşası yaratan satırları resimlere de yansımış.

Aklımızdaki çıkışsız labirentler, düşüncelerimizin gölgesi derken gerçeğin peşinde tempolu bir koşu tadında.

“İnsanın yalnızca kendisi olabilmesinin bir yolu var mıdır acaba?”

Bu soruya yanıt arayan bir kitabın ne kadar açık olmasını bekliyordum orası da ayrı bir soru işareti. Ben tam kendimi bulmaya çalıştığım bu süreçte tokat etkisi yarattı bu cümle. Başkalarının etkisi neden her zaman “kendimiz” olabilmekten daha ağır basıyor? Hayatı niye şekillendirmeye çalışıyoruz ki? Dümdüz kalsa niye olmuyor?

Kıyıda Tek Başına

Bu sorulara aradığım cevabı yine kendimde bulmamı sağlıyor kitaptaki resimler.

Bireyin kendine uzaklaştığı bir kıyı, tüm duyguları ve anıları dalgalarıyla götüren bir deniz, onarmaya çalıştıkça aslına en çok zarar veren diğer insanlar. Yok edebildiklerimiz üzerine bir kitap aslında bu.

“Hiçbir şey göründüğü gibi değilse gördüğümüz nedir o zaman? İnsan kendi yarattığı bir dünyada yaşayabilir mi?”

Bence yaşamalı… olan düzeni kendine göre değiştirmeye çalışıp yakıp yıkarak değil, kendine yenilerini yaparak, iç sesini dinleyerek, zaman zaman susarak yaratmalı insan kendi dünyasını.

En azından ben bu kısa süreçte öyle yapmaya çalışıyorum. Cevabını aradığım tüm soruları yazmaya çalışıyorum, o cevaplar daha da özgürleştiriyor insanı.

Ve sonda da J.J.Rousseau’dan tüm bu düşüncelerimi çürüten bir alıntıyla bitiriyorum.

“Kendilikle tanıma ile imgelemle tanışmanın yolları ayrı keşfin kapısına çıkar. Özünde, kendilik bilinci bir başkası olma olasılığına sıkı sıkıya bağladır.”

Peki o zaman olduğumuz o “başkası”nı ne kadar tanıyoruz?




Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

1Kitap1Mekan1Kitap1Mekan

BÜLTEN SAYISI

Çizimlere Kaçanlar

Geç bir tesadüf belki, Selçuk Demirel ile bu sıkı bağı kurabilmek, yazdıklarına, çizdiklerine bakıp bir süreliğine de olsa olduğum andan uzaklaşabilmek…

18 Ara 2021

Çizimlere Kaçanlar

YAZARLAR

1Kitap1Mekan

Gerek klasik, gerek modern edebiyattan kitap önerilerimi ve birçok yeni mekan tavsiyemi 1Kitap1Mekan bültenimde bulabilirsiniz!

İLGİLİ OKUMALAR