Çocuk Sahibi Olmamak Beni Bencil Biri mi Yapar?

Birçok kişi çocuk sahibi olmak istemediği halde toplumsal baskılardan dolayı bu fikrinden cayabiliyor. Oysa sağlık problemlerinden ve koşullarından bağımsız bir şekilde çocuk istememek de mümkün!
Çocuk Sahibi Olmamak Beni Bencil Biri mi Yapar?

Birinin çocuk istemediğini duyduğumuzda onu çok da ciddiye almayarak fikrini elbet bir gün değiştireceğini düşünebiliyoruz. Yine aynı şekilde, birinin çocuğunun olmamasını bir sağlık problemi yaşama ihtimaline bağlama eğiliminde oluyoruz. Peki herkes çocuk sahibi olmayı gerçekten ister mi? Aslında hayır! Kişinin sağlık problemlerinden veya koşullardan bağımsız olarak, kendi tercihi doğrultusunda ebeveyn olmayı tercih etmemesi durumuna gönüllü çocuksuzluk deniyor.

Son yıllarda çocuk yapmayı tercih etmeyen kişilerin sayısı giderek artıyor. Bu durumun nedenleri arasında doğum kontrol yöntemlerinin yaygınlaşması ve kadınların iş hayatına giderek daha fazla dahil olması gibi unsurlar yer alıyor. Geçmişte kadınların iş hayatında aktif bir şekilde var olmamaları ve rollerinin ev işi yapmak ve çocuk bakımı ile sınırlandırılmış olması çocuk sahibi olmanın geleneksel bir döngü içinde devam etmesine yol açıyordu. Kadınların giderek hayatlarının kontrolünü ellerine almaları çocuk yapmanın da tercihe dayalı bir seçenek olduğunun fark edilmesini sağladı.

Gönüllü bir şekilde çocuksuz olan kişilerin eğitim hayatlarına daha fazla zaman ayırdıkları ve kariyerlerinde geliştikleri görülüyor. Bu kişiler, kişisel gelişimlerine ve hobilerine de daha fazla zaman ayırabiliyorlar. Birçok kişi tersini düşünse de çocuk sahibi olan ve olmayan kişilerin hayattan aldıkları tatmin arasında bir fark bulunmuyor. Buna rağmen, çocuk sahibi olmayı tercih etmeyen kişiler, toplum tarafından dışlanabiliyor ve çocuk sahibi olan birçok kişi kendilerini bu kişilere daha uzak hissettiğini dile getiriyor. Oysa yapılan çalışmalar, ebeveyn olmayı tercih eden ve etmeyen kişiler arasında kişilik ya da dünya görüşü açısından önemli bir fark olmadığını gösteriyor.

Toplumda çocuk yapmak, aile olmanın bir ön koşuluymuş gibi görülebiliyor. Bu sebeple evli çiftler görüldüğünde bu konudaki tercihlerinin ne olduğu bile bilinmeden direkt ne zaman çocuk sahibi olmayı planladıkları soruluyor. Bu durum, birçok kişinin çocuk sahibi olmayı kendi tercihinden ziyade zorunluluk şeklinde algılamasına yol açıyor. Toplumun yarattığı baskı, devlet tarafından yürütülen “en az 3 çocuk” gibi yorumlarla gücünü artırıyor. Bu şartlar altında çocuk istemeyen birinin bunu dillendirmesi haliyle kolay olmuyor ve araştırmalar, bu durumun özellikle kadınları etkilediğini ortaya koyuyor. Hayatını kendi isteğine göre yaşayan ve tamamen kendi tercihiyle anne olmamayı düşünen kadınlar, toplum tarafından sorumsuz ve bencil olarak değerlendirilebiliyor. Hatta birçok kişi bu kadınlara karşı iğrenme ve kıskançlık gibi duygular hissettiklerini tarif ediyor. Öte yandan, sağlık problemlerinden ya da başka hayat koşullarından dolayı anne “olamamış” kişilere duyulan olumlu hisler daha fazla oluyor.

Ebeveyn olmasının ardından birçok insan pişmanlık duygusu hissedebiliyor çünkü bu kararı kendi başlarına almamış veya üzerine yeterince düşünmemiş olabiliyorlar. İstemediği halde çocuk sahibi olan kişiler, ebeveynlikte tükenmişlik sendromunu daha sık yaşıyor ve çocuklarıyla ilgilenmekte zorlanıyor. Bu durum çocukların da psikolojik problemlere olan yatkınlığını artırabiliyor. Bu noktada ebeveyn olma kararının tamamen kişisel arzu ve isteklere dayanılarak alınması gereken bir karar olduğunu vurgulamak gerekiyor.

Gönüllü çocuksuzluğu tercih eden kişilerin farklı motivasyonları olabiliyor. Bunlardan bir tanesi çocuksuz olmanın hayatta birçok fırsat sağladığını düşünmek. Çocuk sahibi olmak, bir noktada sorumlulukların katlanarak artmasına yol açabiliyor. Çocuk sahibi olmamayı tercih eden kişiler bu sorumluluğu almak istemeyebiliyor. Örneğin, başka birisine duyulan bir sorumluluk olmadığında iş değiştirmek ya da taşınmak çok daha rahat olabiliyor. İkinci motivasyon ise bununla yakından ilişkili olarak kişinin bireysel özgürlüğünün daha fazla olabileceğini düşünmesi. Çocuğun hayata dahil olmasıyla birlikte evin düzeninde, hafta sonu planlarında, nerede yaşanacağı ya da nereye tatile gidileceği konularında eskisi kadar özgür olunmuyor. Bu motivasyonlara baktığımızda gönüllü bir şekilde çocuksuz olan kişilerin bağımsızlıklarına ve özgürlüklerine düşkün bireyler olduklarını görebiliyoruz.

Çocuk sahibi olmamayı tercih eden kişilerin ileride bundan pişman olacaklarına dair yaygın ancak doğru olmayan bir inanış bulunuyor. Yapılan çalışmalar, çocuk sahibi olmayan kişilerin bu kararlarından yıllar sonra da memnun olduklarını gösteriyor. Bu sebeple konu kendi hayatımız olduğunda ailemizin, arkadaşlarımızın ve genel olarak toplumun bize “uygun gördükleri” ile kendi istek ve arzularımız arasında bir ayrım yapmamız gerekiyor. Bazen kendi isteklerimizin peşinden gitmek zor olsa da bu hayatı başkasının değil, bizim yaşadığımızı aklımızda tutmak yardımcı olabiliyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Yakın İlişkilerYakın İlişkiler

BÜLTEN SAYISI

🤔 Ya Anne Olmak İstemiyorsam?

Çocuk doğurmak istemeyen kişiler, toplumsal baskılardan dolayı bunu dile getirmekte zorlanıyorlar. Bu bültende gönüllü çocuksuzluk kavramını yazdık!

07 Nis 2022

Der Himmel voller Geigen - Xenia Hausner

YAZARLAR

Yakın İlişkiler

İlişkilere bilimsel bir bakış açısı!

İLGİLİ OKUMALAR