
11 ayın sultanı Pride ayı gelmişken “Main Man” Lobo ve kızı Crush’ın yeni serisi Crush & Lobo ile başlamazsak olmazdı. Mariko Tamaki ve Amancay Nahuelpan’ın ellerinden çıkan bu seri DC evrenindeki sayısı giderek artan kuir karakterler için de bir kutlama niteliğinde. Teen Titans sayfalarından alışık olduğumuz Crush bu sefer babası ile yeni bir maceranın eşiğinde. Crush’ın dördüncü duvarı hiçe sayması, Mariko Tamaki’nin çizgi roman dehasıyla birleşince inanılmaz eğlenceli bir kitap olarak karşımıza çıkmış. Nahuelpan ise Crush ve Lobo arasındaki kuşak farkını çizgilerine öyle güzel yansıtmış ki, birlikte görünecekleri sahneler için heyecandan yerimde duramıyorum.
Seri, Crush’ın koç boynuzlu kertenkele uzaylılarla dövüşürken yakın zamanda neler yaşadığını özetlemesi ile açılıyor. Bu sayfalar da Crush karakteriyle tanışmamış yeni okuyucular için güzel bir açılış oluyor. Daha sonraki sayfalarda Crush’ın “hepinizin interneti var, girin bakın.” demesiyle niyetini tam olarak belli ediyor. Sevgilisi Katie’nin doğum günü partisine geç kaldıktan sonra bir de partiyi yanlışlıkla zehirli gaza boğan Crush, Katie’nin “Biraz ara verelim.” tadındaki konuşmasıyla yıkılıyor. Hepimizin böyle zamanlarda yaptığı gibi günlerce kendini eve kapattıktan sonra Teen Titans’tan arkadaşı Red Arrow’un evine uğramasıyla biraz da olsa kendine geliyor. Bu sırada, Lobo’nun da bir uzay hapishanesinde rehabilitasyonda olduğunu öğreniyoruz. Sürece yardım etmesi için Crush’ı yanına çağıran Lobo, acaba ne tür bir pislik peşinde tam kavrayamıyoruz. Evrenin en iyi kelle avcısı olmasının yanı sıra, 90’lar çizgi roman dünyasının da bir parodisi olarak doğan Lobo’yu o güzel gülüşüyle tekrar görmek gerçekten içimizi ısıtıyor. Sayı, Crush’ın Lobo’nun teklifini kabul etmesiyle bitiyor.
Baba-kız uzay macerası ve gençlik sıkıntıları temalı bu şahane kitaba bayıldım. Lobo zaten en sevdiğim karakterlerden biri. Crush’a ise çok çabuk ısınmıştım. Bu kadar komik iki karakteri Mariko Tamaki gibi bir dehanın eline verince harika bir hikaye çıkması çok da şaşılacak bir olay değil. Crush’ın meta şakalarını ustaca kullanıyor Tamaki. Nahuelpan ise ilk başta telefon ekranından gördüğümüz Lobo’yu son sayfada öyle bir çizmiş ki, sanki Keith Giffen’ın sayfalarından fırlamış gibi. Eğer Crush veya Lobo’yu ayrı ayrı seviyorsanız, ya da hazır Haziran’dayken kuir bi’ kitap okumak istiyorsanız hemen bu seriye başlayın. Çünkü bu kitap gerçekten çok güzel.
Kapak: Kris Anka
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


