Demokratların sosyal güvenlik paketi tartışılıyor

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
ABD Başkanı Joe Biden ve Demokrat Parti’nin 10 seneye yayılacak olan 3 buçuk trilyon dolarlık sosyal güvenlik paketinin akıbeti belirsizliğini korumaya devam ediyor. Aylardır süren parti içi tartışmalar son bulmuş değil. Demokratların sol kanadı ve merkezci Demokratlar arasındaki gerilim artıyor. Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi geçtiğimiz salı günü partisindeki çatışmaların taraflarını daha uzlaşmacı olmaya davet eden bir basın açıklaması yaptı.
Paketin içeriği
Aylardır devam eden geniş kapsamlı sosyal güvenlik paketi tartışmalarında ilerleme kaydedilmiş olsa da paketin büyüklüğü, hangi programları kapsayacağı ve programların ne kadar süre için uygulamada kalacağı belirsizliğini koruyor. 3 buçuk trilyon dolarlık sosyal güvenlik paketinin içinde şunlar var:
- 3 ve 4 yaşında çocuklar için ücretsiz okul öncesi eğitim, Çalışan aileler için çocuk bakımı, ücretsiz 2 yıllık kolejler, üniversite bütçelerinin artırılması, öğrencilere daha çok burs imkânı, göçmenlere çeşitli kolaylaştırıcı uygulamalar, federal ücretli aile ve sağlık izni hakkı, karbon emisyonlarını azaltmak ve orman yangınlarıyla mücadele gücünü artırmak adına yeni kaynaklar, ucuz ve erişilebilir konutlar ve temiz enerji teknolojileri için teşvikler.
Demokratların önündeki üç seçenek
Demokratların önünde üç seçenek bulunuyor. Birincisi ve Demokratlar adına en vahim olacak ihtimal, paketten tamamen vazgeçilmesi ancak bu ihtimalin gerçekleşmesi zor gözüküyor. Her ne kadar parti içindeki kargaşa sürse de Demokratların önümüzdeki haftalarda uzlaşması mümkün gözüküyor. Biden yönetimi de Kongre’deki Demokratlara baskısını sürdürüyor. Biden’ın bırakacağı siyasi miras için bu paketin geçmesi elzem.
İkinci seçenek ise paketin şu anki hâliyle, yani 3 buçuk trilyon dolardan daha az olmayacak şekilde Kongre'den geçmesi. Ancak bu ihtimal de olası gözükmüyor. Merkezci Demokratlar, Senatör Joe Manchin ve Senatör Kyrsten Sinema, 3 buçuk trilyon dolarlık paketi fazla buldukları için desteklemeyeceklerini uzun zaman önce açıklamışlardı. Senato’daki kontrolü pamuk ipliğine bağlı olan Demokrat Parti tüm Demokrat senatörlerin desteğini almak zorunda.
Üçüncü ve gerçekleşmesi en muhtemel senaryo ise 3 buçuk trilyon dolarlık paketin küçültülerek Kongre’den geçirilmesi. Hem Demokratların sol kanadı hem de merkezci Demokratlar 3 buçuk trilyon dolardan daha az tutacak bir paket konusunda uzlaşabileceklerine dair açıklamalarda bulundu. Merkezci Demokratlardan West Virginia Senatörü Joe Manchin ilk açıklamalarında ancak 1 buçuk trilyonluk paketi onaylayabileceğini belirtmesine rağmen, kamuoyu baskısı ile bu miktarı 1,9 ile 2,2 trilyon dolar arasına yükseltebileceğinin sinyallerini verdi.
Öte yandan, Demokratların sol kanadından iki önemli isim, Vermont Senatörü Bernie Sanders ve Temsilciler Meclisi’nde Demokratların sol kanadını temsil eden Pramila Jayapal, ilk etapta 3 buçuk trilyon dolarlık paketin hâlihazırda bir taviz olduğunu ve miktarı düşürmeye razı olmadıklarını belirtmelerine rağmen son günlerdeki açıklamalarıyla pakette bazı tavizlere açık olabileceklerinin sinyallerini verdi. Ancak Sanders geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamalarda Manchin ve Sinema’yı sert dille eleştirdi ve sadece iki senatörün tüm Demokrat Partiyi esir alabilmesinin yanlış olduğunu dile getirdi.
Halktan pakete büyük destek
Bu gelişmeler ışığında, paketin nasıl küçültüleceği tartışmaların merkezine oturdu. Demokratların sol kanadı, paketteki programların süresini ilk etapta planlanan 10 seneden aşağıya çekmeyi önerirken, merkezi Demokratlar ise paketteki bazı programlardan tamamen vazgeçmeyi öneriyor. Manchin, sağlık hizmetlerinin kapsamını genişleten (Medicaid ve Medicare) programın paketten çıkarılmasını önerirken, Sanders bu teklife net şekilde karşı çıkıyor. Manchin ayrıca paketteki ücretsiz okul öncesi eğitim, çalışan aileler için çocuk bakımı ve federal ücretli izin hakkı gibi üç kirik programdan sadece birinin pakette bulunması gerektiğini savunuyor.
Ancak Manchin’in elinin güçlü olduğu tek yer Senato. Amerikan halkı, 3 buçuk trilyon dolarlık sosyal güvenlik paketindeki programlara, özellikle yaşlı bakımı, çocuk bakımı ve eğitimi, sağlık hizmetlerinin genişletilmesi ve ücretli izin gibi yoksulluğu azaltacak ve aileleri (özelikle anneleri) iş gücüne katacak kritik tekliflere son derece sıcak bakıyor. Gallup, Pew Araştırma ve Maryland Üniversite’nin yaptığı araştırmalara göre bu programlar Amerikan halkından %70’lere varan destek buluyor. Demokrat seçmenlerde bu oran %80’leri aşarken, Cumhuriyetçi seçmende bu oran %50’ler civarında seyrediyor.
Dezavantajı avantaja çevirmek
Önümüzdeki haftalar Demokrat Parti içinde paketin nasıl küçültülmesi gerektiğine dair yoğun tartışmalara sahne olacak. Paketteki programların tamamının milyonlarca alt ve orta gelirli Amerikalı için birer ihtiyaç olduğunu savunan Demokratların sol kanadı, paketin süresinin 10 seneden 5’e indirilmesi gibi bir çözümün arkasında durabilir. Bu taviz, 2024’teki Başkanlık seçimlerinde Demokratların elini güçlendirebilir. Paketteki programlar sayesinde refahı artacak olan Amerikalılar, 2024’te Cumhuriyetçilerin yönetime gelip, programları kesintiye uğratma ya da tamamen ortadan kaldırma ihtimalinden kaygı duyabilirler. Demokratlar da seçim kampanyalarını bu kaygı üzerine inşa edebilirler.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Eski BOTAŞ Doğalgaz Alım Dairesi Başkanı Ali Arıf Aktürk'le enerji krizini konuştuk. Biden'ın 3,5 trilyon dolarlık sosyal güvenlik paketini ele aldık.
15 Eki 2021

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.



