Denizcilik ve yelken ile döngüsel bir hayat

Farklı bakış açısından döngüsel çağrışımlar
Denizcilik ve yelken ile döngüsel bir hayat

Güney Ege’den herkese merhaba! Bu haftaki yazıyı, ülkemizin en güzel koylarından bazılarına ev sahipliği yapan, benim de ikinci evim dediğim Hisarönü Körfezi’nde geçirdiğim 1 haftalık tatil sonrası, biraz daha az teknik detay daha çok hayattan paylaşımlar yapma motivasyonu ile hazırladım.

Denizcilik ve yelken 10 yılı aşkın bir süredir hayatımın büyük bir parçası. Üniversitede bir yelken topluluğu kurarak başladığım bu serüven, 10 yıl içinde olağanüstü deneyimlerle geliştirdiğim ve belki de çoğumuzun bulamadığı o; hayatımda yapmaktan zevk aldığım şeye dönüştü. Bu süreçte içinde bulunduğum profesyonel iş tecrübelerini, denizcilik ve yelkenden gelen bakış açısı ile geliştirip, her zaman içinde bulunduğum durumları denizden ve yelken sporundan öğrendiğim tecrübe ile birleştirmeye çalıştım.

Bu haftaki yazımız için de neden döngüsel ekonomiyi deniz ve yelken ile birleştirmeyelim diye düşünerek bu yazıya başladım. Umuyorum biraz daha az teknik içerik, daha çok hayattan deneyimlerle oluşturmaya çalıştığım bu haftanın yazısını beğenirsiniz.

Döngüsel Ekonomi 101 takipçilerinin artık aşina olduğu sistem içinde düşünme ilkesi, döngüsel ekonomi için çok kritik. Özellikle lineer bir ekonomiyi tamamen değiştirmeyi öneren döngüsel ekonomi, yeni gelişen bu ekonomik modeli tüm sistemi bir bütün olarak düşünerek geliştirmeyi hedefler. Döngüsel ekonomi ile ilk tanıştığım günden beri de sistem içinde düşünme ilkesi bana denizcilik ve yelken deneyimlerimi hatırlatmıştır. Okuyucularımızın denizcilik veya yelkene dair bilgisi olmadığını varsayarak çok fazla teknik bilgiye girmeden, bazı bağlantılarla aslında döngüsel ekonomi için önemli olan çoğu özelliği hayatımızın çoğu noktasında kullandığımızı göstermeye çalışacağım. Yazının sonunda sizlerin de kendi hayatlarınızda doğa ile uyumlu olduğunuz bazı noktalardan esinlenerek döngüsel ekonomi dönüşüm sürecini daha da somutlaştırabileceğiniz farklı bir bakış açısı oluşturabilmenizi umuyorum.

Yelken sporu, aynı anda çok fazla etkeni hesaplayıp, bunu da doğa ile tamamen uyumlu şekilde yapmayı gerektirir. Dolayısı ile üst düzey bir ekip uyumu gerektirirken, ‘problem çözme’ yeteneğini geliştir. Bir yelkenli tekneye çıktığınızda her an dikkat etmeniz ve gözlemlemeniz gereken bazı etkenleri aşağıya sıralayalım;
-rüzgâr
-bulutlar
-dalgalar
-tekne üzerindeki donanım (halatlar, vinçler, yelkenler)
-ekip

Bu 5 etkenden çok daha fazlası ve detayları elbette var fakat bu yazıda sizlere yelken öğretmeyi değil, doğa ile uyumlu olmak zorunda olduğunuz bu spor ile döngüsel ekonomi arasındaki bağlantıyı kurmayı hedefliyorum. Yine de “biz merak ettik, denizcilik ve yelkenin detayları nedir?” diyorsanız, bir süredir ara verdiğim fakat 1–2 hafta içinde yeniden yazılar yazmaya başlayacağım ‘Seyir Defteri’ bültenime buradan kaydolabilirsiniz😊

Teknede bulunan herkesin çok farklı görevleri olsa da tüm ekibin birlikte çalışması denizciliğin ve yelkenin en önemli noktasıdır. Dünyanın en iyi yelkencisi olsanız da ekibiniz sizinle uyumlu çalışmıyorsa, tekneniz asla düzgün şekilde ilerlemez. Dümenci tekneyi doğru rotada tutarak, rüzgârı en doğru açıdan almaya çalışır, ana yelken trimcisi ana yelkeni, Cenova trimcisi Cenova yelkenini rüzgârı en doğru açı ile alacak şekilde trimlemeye çalışır. Direk dibindeki ekip üyesi ile piyanocu (neredeyse tüm halatların bağlı bulunduğu, üstten baktığınızda yan yana sıralanmış piyano tuşları gibi görünen bölge) tüm ekip arkadaşlarına destek olmak için hazırda bekler, baş üstü ise teknenin en ucunda hem dümenciyi hem de diğer tüm ekip üyelerini yönlendirerek her an tüm dikkati ile çalışır. Bu ekip ve bazı durumlarda daha fazla kişi, 8–14 metrelik teknelerde, bazen dev dalgalar, bazen sert rüzgarlar bazen de çarşaf gibi denizlerde yarışır ve eşsiz yelken deneyimini yaşar. Fakat burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; doğa ile uyumlu olma! Tamamen rüzgar gücü ile ilerlediğimiz yelkenli sporu kadar doğa ile uyumlu olmanızı gerektiren başka bir spor yok diyebiliriz…

Farklı farklı alanlarda bağımsız kişi ve ekiplerin yoğun çalışması ile yürüyen bir yelkenli tekne sizlere de tasarımdan lojistiğe, üretim bandından pazarlamaya kadar tüm süreçleri ile bir şirketi hatırlattı mı? Döngüsel ekonominin sistem içinde düşünme ilkesi, aslında tüm bu farklı bileşenleri hep birlikte düşünerek bir sistem oluşturulmasına odaklanır. Sistem içinde düşünme sadece tüm ekiplerin uyumlu çalışması anlamında değil elbette. Alınan tüm kararların öncesi ve sonrasında nasıl bir etkisi olduğunu öngörerek, doğaya en uyumlu biçimde bu süreci yönetmek aslında döngüsel ekonominin önerdiği. Doğaya uyumlu olma noktası diğer adımlara göre daha da ön planda hatta.

Bir ürün veya hizmet tasarlanırken, hangi materyalin kullanılacağını düşünürken bu materyalin çıkartıldığı bölgenin, üretim merkezine olan uzaklığından, üretim sırasında ortaya çıkacak atıkların nasıl kullanılacağına, ürünün satışı için gereken lojistik süreçlerinde doğaya verilecek zarardan satış ve tüketim sonrası o materyallerin doğru şekilde atık yönetim süreçlerine girip giremeyeceğine kadar her noktanın düşünülmesi, hesaplanması ve doğaya zarar vermeyecek alternatiflerin bulunması tam da döngüsel ekonomi içerisindeki sistem içinde düşünme ilkesidir.

Gelin bunu bir de kendi hayatlarımıza uyarlayalım. Mutfak alışverişi yaparken aldığımız malzemelerin o markete getirilmesi için geçirilen lojistik süreçlerinin doğaya verdiği zarar, kalan yemekleri tüketmeyip çöpe dökmek, uzun süre dayanacak ürünler değil de sırf görsel olarak hoşumuza gittiği için satın aldığımız fakat kolayca bozulan mobilyalar, kıyafetler… Kendi tüketim alışkanlıklarınızı hiç doğaya ne kadar zarar veriyorum diyerek sorguladınız mı? Dünya nüfusunun neredeyse tamamı ne yazık ki bu soruya cevap veremiyor.

Daha önceki yazılarımızda da bahsettiğimiz, döngüsel ekonomi içerisinde yer alan düşünce yapılarından biomimicry, doğadan esinlenerek atık oluşumunu azaltma ve dönüşüm süreçlerini en az zararlı hale getirmeyi amaçlar. Yelken sporu sistem içinde düşünmeye benziyor dersek, doğadan esinleneceğimiz nokta da denizcilik bilgisidir. Bir denizci, rüzgarla nasıl uyumlu olacağını, hava durumu ve meteorolojiyi kendi lehine nasıl kullanacağını, denizleri atıklardan nasıl koruyacağını ve en önemlisi, doğayla savaşmaması gerektiğini çok iyi bilir. Çevrenizde denizcilik ile ilgilenen kişiler var ise, doğaya nasıl saygı duyduklarını ve ona uyumlu olmayı belki zor belki de kolay yoldan nasıl öğrendiklerini sorabilirsiniz.

Rüzgâr ve dalgalarla savaşmak değil, onlarla uyumlu bir şekilde sürece dahil olmamız gereken denizcilik ve yelken, belki de döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde kendi gündelik hayatımızı da doğa ile uyumlu hale getirebileceğimiz örnekler oluşturabilir. Sizin hayatınızdaki hobilerden veya sporlardan esinlenip, döngüsel ekonomi dönüşüm sürecinde gündelik hayatınıza taşıyabileceğiniz örnekler neler?

Tunç Karabayer

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Döngüsel EkonomiDöngüsel Ekonomi

BÜLTEN SAYISI

Denizcilik ve yelken ile döngüsel bir hayat

Farklı bakış açısından döngüsel çağrışımlar

16 Eyl 2021

Denizcilik ve yelken ile döngüsel bir hayat

YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi

Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!

İLGİLİ OKUMALAR