‘Deniz’e borçlu hissediyoruz’: Komedyenler Deniz Göktaş'ın tutuklanması hakkında ne düşünüyor?

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Komedyen Deniz Göktaş "cumhurbaşkanına hakaret" ve "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" suçlamalarıyla 3 Temmuz'da tutuklanarak Tekirdağ Karatepe Cezaevi'ne gönderildi.
- Göktaş'ın avukatı Metin Sinan Aslan, müvekkilinin halk arasında "kuyu tipi" olarak bilinen Karatepe Cezaevi'nde tek kişilik bir odada tutulduğunu, gözaltı sırasında uyuşturucu suçlaması yöneltilmemesine rağmen Göktaş'tan saç, kıl ve tırnak örnekleri alındığını söyledi.
Komedyen Tuba Ulu da benzer suçlamalarla yargılanıyor. Kanunî Sultan Süleyman hakkında yaptığı şaka nedeniyle gözaltına alınıp serbest bırakılan Ulu hakkında 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Ulu, 6 Temmuz Pazartesi günü "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamasıyla hâkim karşısına çıkacak.
Göktaş ve Ulu'nun başına gelenler, son yıllarda komedyenlere yönelik artan yargı süreçlerini, ifade özgürlüğü ve mizahın sınırlarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Peki bu gözaltılar ve tutuklamalar komedyenleri nasıl etkiliyor? Sahneye çıkarken kendilerini ne kadar özgür hissediyorlar? Alper Çelik, Fırat Budacı ve Deniz Özturhan'a Deniz Göktaş'ın tutuklanmasının stand-up sahnesine etkilerini, otosansürü ve komedyenler arasındaki dayanışmayı sorduk.
Alper Çelik: ‘Deniz’e borçlu hissediyoruz’
Komedyen Alper Çelik, Deniz Göktaş’ın tutuklanmasının ardından ülkenin bugünü ve geleceğiyle ilgili büyük bir kaygı yaşadığını söylüyor:
“Böyle olacağını tahmin ediyordum, büyük bir hayal kırıklığı oldu. Yine de umutluydum. İfade özgürlüğüne önem veren, amacı şaka yapmak, insanları güldürmek olan kişilere karşı önyargısız olunmasını bekliyordum ama olmadı.”
Çelik’e göre, komedyenler arasında kaygı ve öfke hâkim. Ancak umutsuzluğa kapılan kimse yok:
“Komedyen arkadaşlarım da benim gibi üzgün, kaygılı ve duruma öfkeli. Herkes keyfî şekilde eğilip bükülebilen kanunlarla özgürlüklerinin gasp edilmesinden endişe duyuyor. Ama korkan ya da umutsuzluğa kapılan kimseyi görmedim. Herkes belki de otosansür nedeniyle söyleyemediklerini de özgürce sahneye koymaya devam ediyor. Deniz'e borçlu hissediyoruz bu konuda.
Her şeye rağmen karamsarlığa düşmeye gerek yok. Elimizden geldiğince adaletsizlikler ve haksızlıkların karşısında durmalıyız.”
Çelik, gösterilerinde zaman zaman otosansür uyguluyor. Ancak bunun siyasi kaygılardan değil, insanları kişilikleri, duygusal durumları ya da görünüşleri üzerinden gereksiz yere incitmemeye yönelik bir tercih olduğunu belirtiyor:
“Geçmişte yazıp çizdiğim şeyleri etkilemediği gibi sahnede hareket etme biçimimi de etkilemedi bu olay. Özgürlüklere inanan biri olarak yapmamam gerek diye düşünüyorum çünkü hep. Mevcut durumları düşünüp sansüre uğrattığım ya da değiştirdiğim şakam yok, olmayacak da. Bana göre komikse belirlediğim yöntemlerle her şeyin şakasının yapılabileceğini düşünüyorum.”
‘İnsanlar özgürlüklerinden taviz verdikçe daha fazlasını kaybedeceklerini gördü’
Çelik'e göre bugün Türkiye'de komedyenler sahneye çıkarken yalnızca siyasi atmosferi değil, değişen kültürü ve toplumun ruh hâlini de hesaba katmak zorunda:
“Komedyenler işleri gereği zaten aşırı empatik olmak zorunda ve öyleler de. İnsanları üzmek için sahneye çıkan bir komedyene rastlamadım. Güldürme işi çok iyi niyetli ve güzel bir iş. Şaka yaparken, şakanın doğası gereği birilerini üzebilirsiniz ama emin olun komedyen bir sonraki şakasıyla onların da gönlünü almaya çalışacaktır.”
Çelik, sözlerini komedyen arkadaşı Deniz Göktaş için özgürlük isteyerek tamamlıyor:
"Bu tutuklama, fikir işçileri üzerinde artan baskının ne boyutlara ulaştığını, 'o kadar da yapamazlar' diyenlere de gösterdi. İnsanlar özgürlüklerinden taviz verdikçe daha fazlasını kaybedeceklerini gördüler. Beklediğimden büyük bir tepki oldu, umarım artarak da devam eder.
Bu şekilde devam ederse baskıların yok olacağına inancım tam. Zaten buna inanmaktan başka bir seçeneğimiz de yok. Umarım özgür düşüncenin susturulmaya çalışılmadığı bir ülkede yaşama hakkımızı elde ederiz. Deniz'e özgürlük."
Mizah yazarı Fırat Budacı: ‘Deniz'in anlattıkları hepimizin hikayesine dönüşüyor’
Uykusuz dergisi yazarı Fırat Budacı'ya göre Deniz Göktaş'ın gösterisini farklı kılan, siyasi mizahı kurma biçimi. Birçok komedyenin gösterisini "ben" dili üzerinden kurduğunu söyleyen Budacı, Göktaş'ın ise odağı "ülkenin başına gelenlere" çevirdiğini belirtiyor:
"Deniz, kötü yapılmaya çok açık olan siyasi mizahı estetize edip başarılı bir kurguyla izleyiciye sunuyor. Komedyenler gösterilerini ağırlıkla 'ben' dili üzerinden kuruyorlar. Deniz, alışılageldik bu 'başıma gelenler' anlatısı yerine 'ülkenin başına gelenler' hikayesini çok komik bir biçimde anlatıyor ve dolayısıyla anlattıkları hepimizin hikayesine dönüşüyor."
Sosyal medya ve küçük sahnelerin yaygınlaşmasının daha fazla komedyene alan açtığını söyleyen Budacı, bunun sahneyi de dönüştürdüğünü düşünüyor:
"Gösterilerin seyirciye ulaşmasının kolaylaşması beraberinde çeşitliliği de getirdi. Komedyenler daha bariyersiz, daha minimal hikayeler anlatabiliyor. Bence stand-up sahnesi 20 yıl öncesine göre çok daha iyi. En azından aradan seçme şansı sunuyor."
Budacı'ya göre iyi mizahın sınırı olmaz. Gözetilmesi gereken tek sınır ise "kötü mizaha geçit vermemek”:
“İyi mizahın sınırı olmaz. İyi mizah yapısı itibarıyla zaten belli bir estetik çerçeveyi koruyarak ortaya çıktı.”
Göktaş'ın gösterisini gerginlikle izlediğini anlatan Budacı, yaygınlaşan otosansürün aşılabileceğini görmenin ise kendisinde hayranlık uyandırdığını söylüyor:
"Yaygın olan otosansürün yıkılabileceğine, bunun mümkün olabileceğine şahit olarak hayranlıkla izledim. Bir gösteride anlatmanın sınırları nasıl test edilir, şahit oldum."
Budacı, Göktaş'ın komedyenler arasında güçlü bir dayanışma yarattığını da ifade ediyor:
“Zaten kalitesiz bir şeyin etrafında birleşemezsiniz. Birleşmek ve duygudaşlık hissini yaşamak için sağlam bir ortak payda lazım. Deniz Göktaş bunu sağladı."
Budacı'ya göre mizah, baskı dönemlerinde tüketimini azaltma pahasına daha üstü kapalı bir forma bürünebilir. Ancak bunun önündeki temel ölçütün hâlâ komik olmak olduğunu düşünüyor:
"Türkiye'de mizah anlamında risk algısının güçlenmesi ağırlıkla son 20 yıla ait bir olgu. Mizahın hangi çeşidinin daha riskli olduğuna iktidar ve onun yarattığı bazı kalemler karar veriyor. İktidarın devamlılığı için gereken neyse ona göre karar veriliyor."
Komedyen Deniz Özturhan: 'Şakanız 24 saat içinde CİMER’e ulaşabiliyor'
Komedyen Deniz Özturhan’a göre ise Deniz Göktaş’ın gösterisinin milyonlara taşınmasının iki nedeni var: Cesur bir anlatı ve yıllara yayılan yoğun emek.
“Gösteriyi beğenen seyircinin gördüğü kısımda, ince düşünülmüş, günümüz politik iklimi açısından cesur şakalar ve sanatçının kimliğini de ortaya koyan bir gösteri var. İşin geri planında ise ciddi bir ekip çalışması ve Deniz'in gösterisinde de belirttiği gibi ‘sahne ile ev arasında geçmiş bir gençlik’ var. Tüm bunlar Deniz'in gösterisini milyonlara taşıdı.”
Özturhan'a göre son 20 yılda değişen yalnızca şaka yapma biçimi değil, şakanın yayılma ve algılanma şekli:
“Güldüğümüz insanlar, konular, o konuların hangi dille anlatıldığı... Ama temel fark ‘şaka’ kavramının nasıl yayıldığı ve algılandığı ile ilgili. 20 yıl önce şakanızın 24 saat içinde birkaç milyon kişiye ulaşması için televizyona çıkmanız gerekiyordu, bu zaten çok kontrollü bir alandı.
Bugün aynı şaka 24 saat içinde sadece milyonlara değil, CİMER’e de ulaşabiliyor. Bağlamından kopartılıp kitlesel olarak linçlenebiliyor. 20 yıl önce mizah dergilerine tazminat davası açılıyordu. Bugün gördüklerimiz oluyor.”
‘Mizahımda Türk Ceza Kanunu'nun sınırlarını gözetiyorum’
Özturhan, mizahın sınırlarını ise hukukun belirlemesi gerektiğini düşünüyor:
"Ben mizahımda Türk Ceza Kanunu'nun sınırlarını gözetmeyi tercih ederim genelde."
Göktaş'ın gösterisinin kendisinde nasıl bir etki bıraktığı sorusuna ise Özturhan, tek cümleyle yanıt veriyor:
"Kıskançlıktan ve keyiften ağladım."
Özturhan'a göre komedyenler arasında rekabet kadar dayanışma da her zaman vardı ve olmaya devam edecek:
“Komedyenler arasında her zaman rekabet kadar dayanışma da olmuştur. Özellikle stand-up sahnesinden yetişen komedyenler için bunu rahatça söyleyebilirim.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Melisa Gülbaş
Aposto editörü

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Demokrasi krizleri ilk bakışta afetlerle ilgisiz görünebilir. Oysa afet yönetimi literatürü tam tersini söylüyor. Türkiye'de de mutlak butlan kararıyla birlikte, belediye başkanlarının tutuklanmasıyla derinleşen siyasi gerilim sürecine bir kurumsal belirsizlik daha eklendi. Türkiye’nin deprem gerçeği ise durduğu yerde duruyor.
23 Tem 2026

CHP Genel Başkanlığı'ndan uzaklaştırılan Özgür Özel'in 83 milletvekilinin katıldığı son grup toplantısında yeni parti hazırlıklarını duyurmasının ardından partide art arda istifalar yaşandı. CHP'den istifa eden üyeler, neden istifa ettiklerini ve bundan sonra nasıl bir yol izleyeceklerini Aposto'ya anlattı.

Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?




