
2005 yılında Miami Design District'in yenilenmesinden ilham alarak hayata geçirilen Design Miami, bu sene de tasarımları ve tasarımcıları hem meraklılarıyla hem de alıcılarıyla buluşturdu. Art Basel bünyesinde olması nedeniyle fazlasıyla pahalı ürünlerin sergilendiği, ultra lüks bir alışmerkezine dönen organizasyon, hiçbir zaman Art Basel'in etkisinden kurtulup kendine has bir kimliğe bürünemeyecek gibi gözüküyor. Aynı bakış açısıyla ve de aynı yöneticilerle bunun olması pek de mümkün görünmüyor zaten. İnovatif tasarım ruhundan çok sanatsal bir bakışla yola çıkan organizatörler, yine görsel olarak tatmin edici bir kürasyon oluşturmayı başarmışlar. Bana kalırsa objeler işlevsel birer tasarımdan çok sanat esiri olma kaygısıyla üretilmiş ve yine bu kaygıyla bir araya getirilmiş. Bu durumun tabii ki farkında olan küratörler yenilikçi tasarımlara ve geleceğe yönelik kaygılara ise sunumlar ve konuşmalar noktasında yer vererek tasarımın işlevselliğini de bu şekilde öne çıkarmaya çalışmışlar.
Teması The Golden Age: Looking to the Future (Altın Çağ: Geleceğe Bakış) olan fuar geçmişin nostaljik bir şekilde altın çağ olarak görülmesinden yola çıkarak, geçmişin yaşadığımız zorluklara ve de geleceğimize tasarım yoluyla ilham ve umut vermesini konu almış. Sergiler incelemelerim sonucunda tasarımın gözüyle geleceğe bakmaktan çok sergilediği tasarımlarla geçmişin yeniden yorumlanması ve hatta zaman zaman geçmişin bir uzantısıymış hissini verdi. Girişte de belirttiğim gibi katılımcıları şaşırtmaktan çok estetik anlamda mutlu etmenin ve de maksimum satışın hedeflendiği bir sergi diyebiliriz Design Miami'nin bu seneki edisyonuna da. Özetle, koleksiyonluk ürünler sergilediğini açıkça belirtmelerine ve bu yönde bir kürasyon yapmalarına kesinlikle saygı duysam da bu tarz organizasyonların temalarında fazla iddialı olmalarını dürüst bulmuyorum. Son olarak bu kadar büyük bir organizasyonun tasarımın günümüzdeki ruhunu ıskaladığını ve hala tasarımı sadece dekoratif obje olarak sunduğunu düşünüyorum.
Yine de aşırı pahalı dekoratif objelerden en beğendiklerimi ilham vermesi ümidiyle paylaşıyorum :)
Todd Merril Studio – Soane
9000 adet porselen minyatür vazolardan oluşan seramik sanatçısı Grégoire Scalabre'ın eseri olan Soane isimli bu duvar objesi halka formuyla ve de içindeki minnacık vazolarıyla Hindistandan İngiltereye getirilirken batan gemilerdeki porselenleri ve bu batıklardaki sonsuzluğu temsil ediyor.


Todd Merril Studio – Markus Haase - Ash and Marble Aeolian Low Table Black
Aeolian Serisi'nde tasarımcı Markus Haase, rüzgarın kum üzerinde yarattığı dalgaları dişbudak ağacını ve mermeri ustalıkla işleyerek somuştlaştırmıştır. Ahşabın kıvrımlarının mermer gibi ağır bir materyal altında bile hafiflik hissini geçirebilmesi çok etkileyici.

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


