
Bildiğiniz gibi döngüsel ekonomi sistemi değiştirmeyi hedefleyen, düşünce yapımızı ve dolayısıyla iş yapış biçimimizi tabiri caizse “yıkmayı” amaçlayan bir ekonomik sistemdir. Bu da elbette son 300 yıldır yaptığımız her şeyin değişmesi, inovatif ve yenilikçi yaklaşımlara alışmamız anlamını taşımakta. Döngüsel ekonomi teknolojiyi ve insanlığın en önemli özelliği olan problem çözme yeteneğini, bugün içinde bulunduğumuz iklim krizi başta olmak üzere birçok sosyal ve çevresel sorunu çözmek amacıyla inovatif şekillerde kullanmayı hedefliyor. Bu da iş yapış şekillerimizi değiştirirken ekonominin temeli olan üretim&tüketim süreçlerinde hem üreticilerin hem de tüketicilerin alışık olmadığı yeni iş modellerinin ortaya çıkmasına sebep olmakta.
Döngüsel iş modelleri özellikle bir ürüne veya hizmete tüketicinin sahip olması mantığını ortadan kaldırarak, bu ürün ve hizmetlerin üreticilerin elinde kalması gerektiğine odaklanır. Bunun sebebi ise ürün ve hizmeti elinde bulunduran üreticilerin dayanıklı ve uzun süre kullanıma elverişli ürünler üretmesine, yani kaynakların verimli kullanılmasına olanak verecek olması. Bir binayı içerisindeki daireleri satmak için değil de kiralamak için üreten bir inşaat firması elbette elindeki ürünün uzun süre farklı kullanıcılar tarafından kullanılmasını amaçlayacak, bu da binanın inşasında dayanıklı, uzun ömürlü, çevreyle uyumlu yani özetle negatif etkileri en aza indirilmiş binalar inşa etmelerini sağlayacak. Bu inşaat örneği özellikle ülkemizde uzun bir süre daha çok kolay benimsenemeyecek olsa da özellikle kiralama ve ikinci el ürün satın alma gibi döngüsel ekonominin yeniden kullanım stratejisini yavaş yavaş hayatlarımızda deneyimlemeye başladık.

Özellikle ikinci el ürün satın almanın, ki hala satın alma durumu döngüsel ekonomiye göre değişmesi gereken bir süreçtir, ekonomik sebepleri çok daha ağır basmakta. Fakat yine de bu tarz yenilikçi döngüsel iş modellerinin tüketiciler tarafından benimsenmesi noktasında ekonomik sebepler pozitif yönde bir etki yapıyor olsa da bazı “tüketici karar sınırları” dikkat çekiyor. Farklı alanlardan sekiz akademisyenin katkı sağladığı ve mdpi’da yayımlanan bu makale ise özellikle tüketicilerin ikince el kıyafet tüketimi noktasında yaşadıkları kararsızlıkları ve bu yeni iş modelini kolayca benimseyememelerinin sebeplerini araştırmış. Biz de bu yazımızda bu makaleyi referans alarak ikinci el ürün kiralama ve satışı noktasında tüketicilerin ne gibi endişeleri olduğunu ve bu endişelerin önüne geçmek için ne gibi çözümler bulunabileceğini tartışmaya çalışacağız. Hadi başlayalım.
Tüketici endişeleri
İkinci el ürün satın alma/kiralama süreçlerindeki elverişsiz/yetersiz süreçler
Yapılan araştırmalara göre tüketicilerin ikinci el ürün kiralama veya satın alma noktasında olumsuz karar vermelerinin ilk sebebi, bu süreçlerde yeterli kolaylığa erişememiş olmamız. Bu şu demek; mevcut satın alma süreçlerimizi düşündüğümüzde sıfır bir ürünü satın alırken dilediğimiz mecradan ürünlerle ilgili özellikleri kontrol edip, güvendiğimiz bir markanın ürününü mağazaya bile gitmeden satın alabiliyor ve 3–5 parmak hareketi ile ürüne veya hizmete sahip olabiliyoruz. İkinci el ürün kiralama ve satın alma süreçlerinde ise bu tarz ürünleri tespit etme, önceki kullanıcıların bu ürünleri nasıl kullandığına dair eksik bilgi ve ürünü aldıktan sonra da yaşanan “kuşkular” tüketicilerin satın alma kararlarını ne yazık ki olumsuz etkiliyor.
Özellikle dijital teknolojiler ile ikinci el ürün kirala veya satın alma süreçlerimiz çok daha kolaylaştı. Neredeyse tüm çevrimiçi alışveriş yapılan aracı uygulamalarda ikinci el ürün satışına imkân tanıyan bölümler kendine yer buluyor. Bu neden bu endişe artık eskisi kadar geçerli olmasa da yine de özellikle “Industry 4.0” olarak tanımladığımız yeni dünya teknolojileri altında yer alan IoT(Internet of Things), Blockchain, Big Data Analytics veya yapay zeka gibi teknolojiler tüketicilerin bu endişelerini gidermek adına hızla yenilikler getirmeye devam ediyor. Kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimleri, ihtiyacımız olan ürünlerin her an karşımıza çıkması (evet izleniyor ve dinleniyoruz…) gibi yeni teknolojinin sunduğu imkanlar elverişsizliğin ortadan kalkmasına olanak tanıyor.

Hijyen
Tahmin edebileceğiniz gibi hatta okuyucularımızın da çoğunun deneyimlediğini düşündüğümüz hijyen konusu bir diğer tüketici endişesi olarak karşımıza çıkıyor. Herkesin kendine göre temel hijyen kriterleri çok doğal olarak bu konuyu biraz çözülmesi zor bir hale getiriyor. Ürünlerin kötü kullanılmasından ayrı tutulması gereken hijyen konusu genellikle hastalık, bakteri veya sadece kir olarak tanımlayabileceğimiz sorunların ürünler üzerinde yer almasına dayanmakta. Bu konu elbette büyük markaların ikinci el satış/kiralama süreçlerine girmesiyle yavaş yavaş azalıyor olsa da kat edilmesi gereken ve tüketicilerin hijyen standartlarını karşılayacak bir noktaya gelinmesi oldukça uzun süre alabilir.
Hijyen konusu ile ilgili tüketicilerin endişelerini gidermek belki de bu endişeler arasında en zor ortadan kaldırılacak olan. Fakat imkânsız değil elbette. Bu tarz özellikle sağlık etkileri olan konularda regülasyonlar, satıcıların/kiralayanların belirli standartlar altında bu hizmeti sağlamalarının en kolay yolu yasalarla belirlenmiş yaptırımlar olacaktır. Bunun dışında hijyen elbette alttaki güvensizlik endişesi ile de bağlantılı olduğu için bu yaptırımlar tüm satıcıların doğru standartlarda iş yapmasını dolayısıyla da hem hijyen hem de güven konusundaki sorunları ortadan kaldırılmasına olanak tanıyabilir.
Güvensizlik
Bir diğer endişe de yine çok doğal olarak güvensizlik. Hijyenden tamamen bağımsız olarak bugün özellikle çevrimiçi alışveriş süreçleriyle daha sık karşılaştığımız satıcıya olan güven eksikliği, ikinci el kiralama/satın alma noktasında da kritik bir yere sahip. Tahmin ediyoruz ki bugüne kadar en az bir kez satın aldığınız bir ürünün eksik bir parça ile teslim edilmesi veya defolu olması gibi sorunlarla karşılaşmışsınızdır. Bunu bir de daha önceden kullanılmış bir ürün veya hizmette deneyimleme şansımız çok net bir şekilde daha fazla. Bu da elbette tüketicilerin kolayca erişebilecek olsa bile hijyen standartlarının yanında kuşkulanacakları bir güvensizlik ortamına girmelerine de sebep oluyor. Ana üreticiden alınmayan bir ürüne güvenememek özellikle fason ürün konusunda yine dünya lideri(!) olan ülkemizde fazlasıyla doğal bir konu olsa gerek…
Tüketici nezdindeki güvensizliğin giderilmesi için yine hijyen endişesinde olduğu gibi regülasyonlar kritik öneme sahip. Her önüne gelenin dilediği ürünü veya hizmeti satmasına/kiralamasına izin verilmiyor gibi görünen yasalara sahip olsak da denetlemelerin ve yetkilendirmelerin ne kadar eksik ve yanlış olduğunun farkındayız.
Şeffaflık ve ücretlendirme
Son olarak da karşımıza aslında yukarıdaki tüm endişeleri ortadan kaldıran bir endişe çıkıyor. Yapılan araştırmalar tüketicilerin bir ürün veya hizmet ile ilgili satın alma süreçlerinde en çok ürünün fiyatının etkili olduğunu göstermekte. Bu da aslında tüketicilerin ürünün fiyatına göre yukarıda saydığımız endişeleri göz ardı ederek satın alma süreçlerine devam edebildiklerini gösteriyor. Fakat burada kritik olan ürünün kullanım durumu, sıfır ürün ile ikinci el ürün arasında teknik özellikler veya hasar, arıza, defo vs. gibi farklılıklar olup olmadığının ikinci el satış/kiralama yapan mevcut sahip tarafından şeffaf bir biçimde açıklanması. Bir ürün çok hasarlı bir halde iken piyasa standartlarının üzerinde bir ücrete satılmaya veya kiralanmaya çalışıyorsa, tüketicilerin bu noktada satın alma/kiralama kararları negatif etkileniyor. Özellikle internet çağında yaşarken dilediğimiz ürünü dilediğimiz kadar çok mecrada ve özellikle karşılaştırabiliyorken “kandırılmak” çok da kolay değil elbette.
Özetle neredeyse tüm yazılarımızda söylediğimiz gibi, döngüsel ekonomiye geçişte tek sorumluluk üreticiler veya yasa yapıcılarda değil. Tüketicilerin de bu yenilikçi, mevcut düzeni yıkıcı uygulamalara alışması için üstlerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerekmekte. Bazı endişelerin giderilmesi için yasa yapıcılara veya satıcı/kiralayanlara görev ve sorumluluk yüklemiş olsak da bu güncellemeler tüketicilerden gelecek taleplere göre çok daha hızlı bir şekilde hayatımıza girecektir.
Elbette kimse sırf daha çevreci olmak adına hijyeninden veya ücretlendirmesinden emin olmadığı bir ürün veya hizmete erişim sağlamak istemez. Fakat bilinçli tüketici olmak, satın almak yerine mümkünse kiralamak ve tüm bu süreçlerde doğru araştırmaları yaparak hem ürün ve hizmete dair detaylı bilgi sahibi olmak hem de çevremizi bu konularda bilinçlendirmek en önemli görevimiz.
Sizin döngüsel iş modellerinden tüketicilere en çok dokunan ikinci el satın alma ve kiralama süreçlerinde duyduğunuz endişeler neler?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi
Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!
İLGİLİ OKUMALAR



